ANADOLU’NUN EKMEK HARİTASI

minea-ekmek-01Anadolu ekmekleri sandıktaki çeyiz gibidir. Doğanın renklerini, genç kızın parmak izlerini, coğrafyanın yaşam koşullarını ve en önemlisi de hayallerini barındırır her ilmeğinde. Işığı güneşten almışsa parlak ve canlıdır. Hırçın bir ırmaktan suyunu alan ekmek dilimi coşkulu ve serttir ve her bölgenin hatta her şehrin çeyiz sandığı, hazırlayanın parmak izi gibi biricik ve tektir. Türkiye’nin 7 bölgesinde yüzlerce ekmek çeşidi var dersek yanlış söylemiş olmayız. Ben bu yazımda Anadolu’da yapılan pek çok ekmeği yazmakla beraber, daha çok bilinenler hakkında ayrıntılı bilgi vereceğim.

Mayalı-mayasız, büyük-küçük, uzun raf ömrü olan-kısa raf ömrü olan, ekşi mayalı-normal mayalı, tam tahıl ekmekleri-normal beyaz un ekmekleri gibi sınıflama yapmak istesek de bu anlamda istatistiki sonuçlara ulaşamadığımızı söylemek isterim. Pişirilme çeşidi açısından da tandırda pişirme, taş taban fırında odun ateşiyle pişirme ve sacda pişirme şekli açısından sınıflandırmaya çalışsak da Anadolu ekmekleri çok çeşitlilik göstermektedir. Hatta sahil boyunca var olan ekmekler bir bakıyorsunuz en karasal bölgede de karşımıza çıkabilmekte. Bu anlamda ekmekleri herhangi bir sınıflamaya tabi tutmadan bir değerlendirme yapacağız.

Anadolu’nun eşsiz ve zengin kültür mirasını çeşitli nedenlerle yapmış olduğum seyahatlerde inceleme fırsatım oldu. Anadolu’yu niye gezdiğinizin hiçbir önemi yoktur. Nasıl gezdiğiniz sorusu sizi zengin, eşsiz renkler ve deneyimlerle ödüllendirir. Arka sokaklara tenha yollara girdiğinizde, doğayla uyumlu kokular ve renklerle karşılaşırsınız. Sizi ekmeklerin baş tacı olduğu misafirperver sofralara çeker bu manzaralar.

Aslında ekmekler; biçimleri, renkleri, tatları, iç dokuları ile birbirinden ayrılır. Bölgenin coğrafyasının buğdaya verdiği farklı renk ve lezzet, ekmeği yapan kişinin geçmişten aldığı ekmek mirası ve ekmek pişirme tekniğini etkileyen bitki yapısı, fırın yapısı… Tüm bu farklı bileşenler sonuçta bizi birbirinden farklı ve lezzetli muhteşem ekmek dilimlerine götürür. Hatta bana sorarsanız elime aldığım ekmek bana o bölgenin insanının özellikleri hakkında da bilgi verir. Örneğin Anadolu’nun birçok yerinde ekmekler kiloyla satılır. Ortak fırınlarda pişirilir. Doğası uygun olan yerlerde ekmek dışarıda, doğada pişirilir. Hatta ekmeğin işlenme şekli o yörenin el sanatlarının küçük bir yansımasıdır.

Mutfak Magazin’in bu sayısındaki yazımda, Türkiye’nin ekmek haritasını çizmeye çalışacağım. Öncelikle çok bilinen ve tüketilen ekmekleri anlatalım.

minea-ekmek-02-trabzonTrabzon Ekmeği

Karadenizli olmam sebebiyle yanlı davrandığımı düşünmezseniz, Türkiye’nin en tanınan ekmeği sanırım Trabzon ekmeği diyebiliriz. Güçlü, heybetli, sıkı, büyük, sabırlı, doyurucu… Gülümsediğinizi görüyorum. Karadenizlilerin özelliklerinden bahsetmiyorum. Kızmayın, psikiyatrlığa soyunmayacağım ama bildiğim bir şey var ki Trabzon ekmeği sabrın hikâyesidir. Yapımı uzun sürer. Normal bir beyaz undan yapılır. Zor bir bölgenin hikâyesidir, öyle kolay dilimleyemezsiniz. Büyüktür, Kaçkar dağları gibi ve tadında ekşiyi barındırır, heybetli yamaçlarında yaşayan insanları gibi. Tez canlı bölge insanını sakinleştirmek istercesine pişmesi uzun sürer. 3-4 kg ağırlığındadır. Olmazsa olmazı, mutlaka Gürgen ağacı olan odun ateşinde pişirilir. Ekşi mayalı ekmek yapımına en iyi örneklerdendir. Rivayet odur ki; 100 yıllık ekşi maya sahibi fırınlar olduğu konuşulur. Eğer bir gün Türk ekmekleri Bocuse d’Or yarışmasına gidecekse, bu Trabzon ekmeği neden olmasın? Güçlü bir ekmek olup gerçek bir zanaatkârlık gerektirir. Artizan ekmekçiler için de güzel bir deney alanı bence.

Lavaş

Karadeniz’e gitmişken kapı komşusu Erzurum’un dillere destan lavaşının tüm Türkiye’de yenilmesinin bir sebebi vardır. Doğa koşulları o kadar zordur ki hızlı ve lezzetli bir ekmek yapılması gerektiğinde yapılan ekmek lavaştır. Ekmekler içerisinde hamuru en cıvık olanlardandır. Hızlıca pişer. Eğer bir çocuksanız onlarca baloncuk görebilir, hatta yüzeyini bir ovaya benzetebilirsiniz. İkiye böldüğünüzde içinden dumanıyla beraber mis gibi kokular yükselir. Genelde beyaz undan yapılır. Mutlaka odun ateşiyle pişirilir. Kebabın en iyi arkadaşı olup, tereyağı ve tulum peynirli sıcak lavaş, kebap gelmeden insanı doyurur, hazzın sınırlarını çoktan zorlar. Bu yönüyle tüm Türkiye’ye yayılmıştır. Kebabın olduğu her yerde o da vardır. Hatta Ermenistan’ın, lavaş ekmeği için UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Lisetesi’ne, “Ermeni ekmeği” olarak patent başvurusunda bulunması Türk fırıncılarını bir dönem kızdırmıştı. Pidenin tarihine bakarsak Osmanlı’da ekmek hamuru inceltilerek ince ekmek olarak yapılmıştır. Ramazan pidesinden daha ince ve su oranı daha yüksektir. Konya, Erzurum, Erzincan, Elazığ, Maraş gibi şehirlerde yoğun yapılmakla beraber tüm Türkiye’de tüketilmektedir.

Sac Ekmeği

Kışlık ekmek olarak da adlandırılır. Yufka diyebiliriz. Yufka hamuru gibi yapılıp sac üzerinde arkalı önlü pişirilir. Üst üste dizilir ve kurutulur. Poşetlenir kışın kullanılır. Raf ömrü en uzun ekmek diyebiliriz. Kimilerinin yufkayı ekmek sınıfına sokmamasına rağmen yufka da yemeklerin yanında ekmek gibi tüketilmektedir. Kıtır kıtır, sürprizi bol, kırılgan bir ekmek türü olup ateşin aroması incecik bedenine hapsedilmiştir. İç bölgelerde hemen hemen her yerde kışlık olarak hazırlanır. Bu ekmek yapımı kadınlar için keyifli bir ritüeldir. Birlikte yapılır ve yapım aşamasında dostluklar da ekmeğe katılır. Son dönemlerde bu tür ekmekler endüstriyel ortamda yapılıp paketlenerek market raflarında yerini almakta. Ankara civarında ebeleme de denir.

minea-ekmek-05-gobitGobit Ekmeği

Ankara’nın gobit ekmeği… Ankara’da büyüyenlerin çoğu bilir. Sokak yemekleri kültürünün çok iyi örneklerinden olan gobit, küçük sanayide yenilen en lezzetli atıştırmalıklardandır. Gobit ekmeği içinde yeşil soğan ve yumurta, kahvaltı için mükemmel bir alternatiftir. Bu anlamda kullanımı çok kolay ve alternatif lezzetler yaratılabilecek bir ekmek türüdür. Taban fırında pişirilir. Günümüzde pizza fırınlarında da pişirilmekte. Kabuğu çıtır çıtır olmamakla beraber kabuklu bir ekmek diyebiliriz. Elastik bir yapısı vardır. Hamuru mayalı ve normal ekmek hamuru ile pide hamuru arası bir hamurdur. 15 cm çapında ve nispeten ortası kabarık içi boş bir ekmek türüdür. Beyaz undan yapılır.

Tandır Ekmeği

Tandır ekmeği için Anadolu’nun hikâyesidir dersek yanlış söylemiş olmayız sanırım. Tarihte ilk yapılan fırına benzer yapısıyla dikkat çeken tandır, aslında bir fırının adıdır. Anadolu’da o kadar çok yerde kullanılmaktadır ki birçok bölgede bu fırın içerisinde yapılan ekmeğin adı da tandır ekmeği olmuştur. Derin ve ağzı dar bir ekmek fırını türü olan tandır, pişmiş topraktan yapılır ve küpe benzer. İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sıkça kullanılır. Tandırlar halkın ortak kullanımındadır. Tandır fırını, ismini aynı zamanda çok önemli bir yemeğe de vermiştir. Cıvık hamurdan yapılan hamurlar kızgın ateşte hızla pişirilir. Tandırın içine hamurlar “eğiş” denilen özel bir kürekle atılır ve çıkarılır. İçyapısı nedeniyle ısı, hamurun her yerine eşit düzeyde nüfuz eder ve fırının tüm aromasının hamura geçmesiyle çok lezzetli ekmekler çıkar.

Bazlama

Daha çok İç Anadolu bölgesinde yaygın olan ekmek türüdür. Eskişehir’de tapıl, Isparta ve Denizli’de bazdırma denir. Bazlama ekmeği kulak memesi yumuşaklığındaki mayalı bir hamurdan yapılır; sac veya tandır üzerinde pişirilir. Yaklaşık 20 cm çapında ve 1-2 cm yüksekliğinde, hızlı pişirilen bir ekmek türüdür. Denizli’de mısır ve tam buğday unu da karıştırılır. Hamur pişirilmeden önce gazı alınır. İçi boş ve zengin gözeneklidir. Bu anlamda bu ekmek türü kahvaltıda, sandviç yapımında çok kullanışlı bir türdür. Zengin gözenekli içyapısı sebebiyle içine aldığı her lezzete mükemmel ev sahipliği yapar; olağanüstü sandviçler ve tostlar yapılabilir. Geleneksel fırınlarda ekşi maya ile hazırlanır ve hafif bir ekşisi olmalıdır. Sacda her iki tarafı ortalama 3’er dakika pişirilir. Paketli olarak artık tüm marketlerde bulunabilmekte. İç Anadolu insanının pratik lezzetler yaratmadaki en güzel örneklerindendir. Anadolu’daki pek çok ekmek türünde olduğu gibi kadınlar toplanarak birlikte yaparlar. Orta Anadolu’nun geniş topraklarında kadınlar ekmek yaparken heyecanlarını, aşklarını ve sıkıntılarını paylaşırken, ekmeğe sevgilerini katarlar.

minea-ekmek-07-afyonekmegiAfyon Ekmeği

Türkiye’nin pek çok bölgesinde köy ekmeği denilince yapılan ekmek türüne çok benzer. Bu tür ekmekler genelde köylüler tarafından ya da fırınlarda fırıncılar tarafından yapılır. Çoğu aynı yöntemlerle yapılmakla beraber küçük farklar; farklı lezzet ve biçimlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Afyon ekmeği bu anlamda köy ekmeği kavramına en yakın ekmek türlerindendir. Ekmekler ekşi maya ile yapılır. Fırınlarda yapılan ekmekler uzun yoğrulurken, evlerde yapılanlar hemen hemen hiç yoğrulmadan hamur toplanır. Ekmeğe ezilmiş patates eklenir. Odun ateşinde pişirilir. Diğer bu tarz ekmeklerden farkı ekşisinin aroması ve gözenek yapısının daha zengin oluşudur. Patates farklı bir doku katmaktadır. Afyon’da ekmekler halk fırınlarında pişirilir. Yoğun olmayan bir ekşisi ve kendinden emin, mütevazı bir aroması vardır. Tıpkı bölge gibi; kışları dondurucu soğuğa rağmen, Tanrı onları şifalı sularıyla ödüllendirirken onlar da lezzetli ekmeklerini tüm İç Anadolu’ya armağan eder. Yaklaşık 1 kg ağırlığında yapılır içine sarı un da katılır bazı yörelerde. Aynı ekmeği Anadolu’nun pek çok yerinde örneğin Bolu’da da bulabilirsiniz. Ladin ekmeği de bu tarz bir ekmektir. İçerisine bir miktar tam buğday unu da eklenir.

Torbalı Ekmeği

Torbalı ekmeği, Manisa Ekmeği, Kakliç Ekmeği… Evet, Ege bölgesinde çoğu aynı ekmek olmakla beraber farklı isimlerle anılır. Afyon ekmeğiyle çok benzerlik gösterir. Çoğu yerde yapılırken içine yarıya yarı sarı un kullanılır. Formu, kabuk yapısı ve rengi birbirine çok benzer. Ortalama 1 kg’lıktır. Bu bölgede yapılan ekşi mayalı ekmeklerde nohut mayası kullanılır. Afyon ekmeğinden farkı; kabuk yapısı daha kalındır. İç yapısı yumuşaktır; Ege’nin verimli topraklarının bir mucizesidir. Her dilimi bölgenin bereketini ve sakinliğini bize sunar. Bölgenin aromatik bitki örtüsü sayesinde ekmeklerden müthiş tütsüler vardır. Ege’de akşam esen serin rüzgârın heyecanını ve deniz tuzunun nefesini hapsetmiştir her bir dilime. Ekmeğin en belirgin özelliklerinden biri üstünde un olması -Anadolu’da çiğ un tercih edilmez- ve kubbe biçiminde bıçak atılmasıdır. Belki de Ege’nin Batı’yla olan etkileşiminde unu eklemiştir ekşi mayalı ekmeğe. İzmir’in ekmekçiliğe diğer bir katkısı kumru ekmeğidir. Kumruyu çoğu insan sadece bir sandviç türü, Çeşme’de yenilen bir yiyecek olarak bilmekle beraber aslında sadece ekmek olarak da özellikle kahvaltıda kullanılmaktadır. Küçük oval bir yapısı vardır. Çok sıkı bir iç yapısı vardır. İçerisinde nohut unu bulunmaktadır. Afyon ekmeği ve Torbalı ekmeği gibi köy ekmeği olarak adlandırılan ekmeklerin çoğunun gazı alınır. Türkiye’nin ekmek haritasını çizerken bazen kuşbakışı seyre çıkıyoruz bazen sahilden manzaraya kapılarak yol alıyoruz bazen de doğa bizi nereye götürürse oradan yeni keşiflerle dönüyoruz. Hatta bazen manzarada kaybolup bol ekmekli sofralara konuk oluyoruz. Bir kez daha lezzet haritalarının önemini kavrayıp kaybolmak üzere olan ekmek kültürünün geleceğe taşınmasında elimizi taşın altına koyup, geleneği geleceğe taşıyan ekmek zanaatkârlarını kutluyoruz.

Kastamonu’ya her gittiğimde lezzet tutulması yaşıyorum; her bir sokağında eşsiz lezzetler, kokularıyla beni içine çekiyor. Ekmeği dillere destan. Tüm pazarların gözbebeği. Benim içinse çok özel bir yeri vardır Kastamonu ekmeğinin. Meslek hayatım boyunca binlerce hamur yoğurduğumu, pek çok ekmek zanaatkârıyla yıllarca çalıştığımı söylemişimdir. Pek çok yeni ekmeği sektöre kazandırırken aynı zamanda birçok geleneksel ekmeğin de lezzet severlerle buluşması için çaba gösterdim. Kastamonu ekmeği, müthiş bir ekmek zanaatkârıyla birlikte heyecanlı bir çalışmanın sonucunda pazara sunulan bir ekmekti. Kalın ve çıtır kabuğu, sürprizlerle dolu içyapısıyla, Michelin yıldızlı mutfaklar için yaratılmış bir şaheser. Zanaatkârlığın buğdaya dokunması, hamuru işlemesi ve ateşle buluşan parçacıklar… Tam anlamıyla geleneğin gelecekle buluşturulması, sofraların geçmişle yaşatılması… Bana sorarsanız altın sandıktaki en değerli parçalardan. İğne oyasıdır Türk ekmekçilik kültüründe Kastamonu ekmeği. İnce ince dokunmuştur. Ortalama 2 kg civarındadır. Uzun süre bayatlamaz, bazı bölgelerde içerisine kepek unu ve tam buğday unu da katılarak yapılır. Ekmeğin üzerine yoğurt sürülerek 2 saate yakın, düşük ısıda pişirilir.

Tüm bunların dışında son 50 yıllık süreçte teknolojinin kullanıldığı fırınlarda standart olarak hemen hemen Türkiye’nin her yerinde yapılan bazı ekmek türleri vardır. İçine süt katılarak yapılan sütlü ekmek, normal ekmek hamurundan yapılan çiçek şekli verilmiş papatya veya çiçek ekmek adıyla anılan ekmek, Fransız bageti şeklinde yapılan baget ekmek (bu ekmek bazı yerlerde ata ekmeği hamurundan yapılır, bazı yerlerde normal beyaz ekmek hamurundan), somun ekmek -ki en bilineni somun ekmektir… Ortalama 250 gramdan yapılan, genelde ortalama 3-4 saat içerisinde yoğrulan ve pişmiş halde sunulan oval ve ortadan bıçaklı hepimizin bildiği ekmek türü… Bunların dışında, az çıkmakla beraber geleneksel fırınlarda daha çok çıkarılan ata ekmeği diye adlandırılan ekmek türü… Aslında görüntü olarak somun ekmeğine benzemekle beraber yapımı daha farklıdır. Ekşi maya ile uzun fermantasyona tabi tutularak yapılır. Ramazan pidesinin sulu bir hamuru vardır ve diğer hamurlara göre daha uzun sürede yoğrulur. Yassı bir ekmek türüdür. Tırnaklanarak odun ateşinde, yüksek ateşte pişirilir. Normal ekmeğe göre daha gözenekli, daha nemli ve çok güzel bir ekşisi vardır. Aslına bakarsanız tüm bu ekmeklerin üretim şekli, boyutu, içine katılacak maddeler Gıda Kodeksi tarafından belirlenmiş olup, buna uygun üretim yapılmak zorundadır.

Türkiye’de yapılan ekmeklere baktığımızda; küçük, hızlı pişirilen ekmekler, yufka şeklinde uzun raf ömrü olan incecik ekmekler ve daha büyük sıkı, ekşi mayalı, tam tahıl unlarından yapılmış ekmeklerle karşılaşıyoruz.

Anadolu ekmeğinin formu, içyapısı, aroması ne olursa olsun en önemli özellik Anadolu’yu anlatmasıdır. Hangi yöreye giderseniz gidin çeyiz sandığı açılır; içinden bölgenin hikâyesini anlatan, insanının duygularını yansıtan, yerel yorum katılmış muhteşem ekmek dilimleri çıkar.

Anadolu’da her ekmek kendi kültürünü yaratır. Geçmişin tüm seslerini, renklerini, alışkanlıklarını ekmeğe aktarır. Yazılı olmayan kültürel mirasımıza en önemli örneklerden biridir. Şöyle ki ekmek kültürü, yeme içme kültürünün temel unsurlarını belirler. Anadolu sofralarında her ekmek dilimi çevresindeki diğer tabaklarla ve lezzetlerle muhteşem bir uyum içinde olup geleneksel bir zenginlik yaratır. Anadolu’nun çeyiz sandıkları gibi ekmek dilimleri de aslında kendi oyasını, kendi doğasının renk ve sembolleriyle işlemiştir hamura ve her bir sandık sahibinin ustalığını aktarır bize.

Yaygın olarak yapılan ekmek türlerinin dışında daha az yapılan ekmeklerden de biraz bahsedelim isterseniz. Bu ekmeklerin çoğu birbirine benzemesine rağmen farklı isimlerle anılırlar.

Gilik, mayalı hamurdan yapılır. Cenaze evlerinde, kaybedilenin 40’ı için yapılarak komşulara dağıtılır. Üzerine çörek otu serpilir. Gilik, Sivas yöresinde yapılmaktadır. Erzincan civarında az da olsa yapılır.

Kübban ekmeği daha çok Antep yöresinde pişirilir. İçi boş kabarık küçük bir ekmek türüdür. Görüntü açısından pideye ve biraz da pitaya benzer. Daha çok kabarması için bazı ustalar içine karbonat katar. Restoranlarda başlangıç menüsünde sunulur. Kenarından ayırdığınızda kolayca iki parça halini alır. Pide gibi tırnak vurulmaz elle form verilir. Aynı bölgede tahinli ve susamlı ekmek de yapılır. Bu bölgede somun ekmeği çok tüketilmez. Ekmek kültürü Ortadoğu’dan oldukça etkilenmiştir.

Ev ekmeğine, Antalya’da “gastra” adı verilir. Evde yapılır; mahalle fırınlarında pişirilir. Somun ekmeğinden daha sulu bir hamuru vardır. İşlenmez hamur toplanır ve mayalanmaya bırakılır. Anadolu’nun pek çok yerinde bu tür ekmeklerin yapıldığını görmekteyiz; isimleri yer yer değişiklik gösterir.

Fodla, yüksek randımanlı undan yapılır, pideden daha ince ve dikdörtgen şeklindedir.

Gömeç, Cihanbeyli yöresinde yapılır.

Gübaye, bir nevi tandır ekmeğidir. Uzun raf ömrü vardır. Konya bölgesinde yapılır.

Halka, Niğde’nin mahalle fırınlarında pişirilen mayalı ekmek türüdür. Hamur, elle yuvarlanarak uzatılır ve iki ucundan tutularak, U harfi şekline getirilerek fırında pişirilir. Evlerde iplere dizilerek saklanır.

Kakala, mayalı hamurdan yapılan, çukur taş içinde pişirilen ekmek türüdür. Artvin’de yapılır.

Kalın, mayalı hamurdan yapılır. Yarım kilogram kadar, büyüklüğünde tandırda pişirilir. Kars Arpaçay’da yapılır.

Pıt-Pıt, mayalı hamurdan yapılır. Yuvarlak şekil verilir, yeniden mayalandırılarak pişirilir. Çorum, Osmancık’ta yapılır.

Pobuc, Sivas, Gemerek tarafında tandırda pişirilen ekmek türüdür.

Tepsi ekmeği, Anadolu’nun pek çok bölgesinde daha çok evlerde pişirilen ekmeklerdir. Hamurlar çok kısa sürede elle yoğrulur. Daha sonra mayalanmaya bırakılır her saat başı hamura ikileme denen işlem uygulanır. Bu aslında modern tur vermektir. Hamur mayalandıktan sonra tepsinin içine alınarak fırında pişirilir. Fırından almadan önce, en son üzerine su sıkılır. Niğde’de yaşayan Rumeli muhacirleri de bu ekmeği yapmaktadır. Anadolu’da eğer sac veya tandır kullanılmıyorsa ekmekler kuzina denen fırınlarda pişirilir.

Yuvarlak, Isparta civarında, düşük ısıda uzun süre pişirilen ekmek türüdür. Üzerine haşhaş ve susam sürülür. Yuvarlak bir şekli vardır. İpe asılarak muhafaza edilir; yenileceği zaman yeniden ısıtılır.

Şu ana kadar anlattığımız ekmek türleri mayalı ekmeklerdi. Dilerseniz mayasız ekmeklere de birkaç örnek verelim.

Fetil, yufkadan daha kalın hamurdan yapılır sacda pişirilir. Sivas ve Elazığ yöresine aittir.

Güdül, sacda veya tandırda pişirilir; mısır ya da buğday unundan Samsun, Sivas, Amasya, Tokat civarında yapıldığı bilinmekte.

Gartalaş, mayasız hamurdan yufka ekmeği gibi yapılan ekmeğin Bursa, Bolu ve Eskişehir yörelerindeki adıdır.

Kömeç, Trabzon ve Zonguldak’ta, külde pişirilen mayasız ekmektir.

Mısır ekmeği, genellikle Karadeniz bölgesinde yapılan ekmek türü olmakla beraber mısır ekimi yapılan her bölgede yapılır. Bazı yerlerde mayalı olarak da yapıldığı bilinmekte.

Ter ekmeği, yufka benzeri bir ekmektir. Et yemekleriyle beraber sunulur; içine soğan, yumurta konularak sarılıp yenilir.

BU KAFAYLA GİDERSEK... Previous Post
ÖZEL GÜNLERİNİZİ UNUTULMAZ KILIN Next Post