ATLANTİK’TE BİR AKDENİZLİ: PORTO

Guzin-Porto-09

Tarihin izlerini üzerine giymiş binalar tüm ihtişamıyla karşılıyorsa sizi, yeşil vadilerden salına salına okyanusuna kavuşuyorsa nehir, içinizi ısıtarak pırıl pırıl ‘merhaba ‘ diyorsa güneş, bilin ki Porto’dur orası…

Doru Nehri’yle okyanusa açılan kent; merkezdeki eski binaların yaratıcı sanat mekanlarına dönüşmesiyle, şehrin şöhreti yemek sonrası içilen tatlı şarabın şöhretini gölgede bıraktı. Douro Nehri geleneksel Portekiz evlerinin içinden salınıyor sessiz sedasız. Ponte Luis köprüsü ziyaretçilerinin önünde reverans yapıyor. Porto martıları ise birbirleriyle yarışırcasına çığlık çığlığa hoş geldiniz diyor. Vila Nova de Gaia, tarihi şarap mahzenleriyle karşı yakadan bakarken, kulağınıza gelen fado melodileri sizi sokaklarda kaybolmaya çağırıyor.

ŞARABIN VE ROMANTİZMİN BAŞKENTİ

Porto, nehrin iki yanındaki sırtlara kurulmuş bağları, modern eğlence mekanları, restoranları, konser salonu ve gondollarıyla gezginlere pek çok güzelliği bir arada sunuyor.

Douro, Porto şaraplarının doğduğu yer. Buraya ‘bağ’ anlamına gelen ‘vinhateiro’ deniyor. Büyük özen ve zahmetle yetiştirilen bu tarihi bağlar, UNESCO kültür mirası çerçevesinde korunuyor. Douro bölgesi, ülkenin kuzeyinde derin yamaçların arduvaz ve granit ile kaplı olduğu, kuraklıkla beraber tarımın imkânsız gibi gözüktüğü bir yer. Kuraklığa mahkûm bu bölgenin, okyanustan gelen rutubet ve yağmuru bir kale duvarı gibi tutan dağları, kuru ve sıcak iklimin nedenini oluşturuyor.

Guzin-Porto-06

PORTO ŞARABININ SIRRI

Deniz kıyısındaki Porto şehri, Avrupa’nın en çok yağış alan ikinci şehri iken, 70 km doğuda bulunan bu vadide su sadece Douro Nehri’nde bulunuyor. İşte Portekizliler bu imkansızlıkta, vadileri teraslayıp üzüm yetiştirmeyi başarıyor. İnanılması güç bir şekilde bu kuraklık bağlara yaramış. Su bulma derdine düşen asmaların kökleri, derinlere indikçe yepyeni lezzetleri üzümlerine taşımış.

Nehir boyunca ardı ardına dizilmiş köyler, çeşit çeşit çiçeklerle süslenmiş bahçeli evleriyle, meydanları ve çeşmeleriyle, bir film stüdyosunu andırıyor. Çocuklar sokaklarda oynuyor, erkekler bağları buduyor, kadınlar köy meydanındaki çeşmelerde çamaşır yıkıyor.  Buralarda yaşam, her şey nasıl başladıysa aynı şekilde, hiç değişmeden devam ediyor…

Bu küçük Avrupa ülkesinde doğaya olan bağ, emek, ve saygı karşılığını buluyor. Doğa onlara bu imkânsız kurak topraklarda, dünyanın en güzel üzümlerinden dünyanın en leziz şaraplarını yapma fırsatı veriyor. Douma halkı bunu hakkediyor…

PORTO’YU SEVMEK İÇİN ÇOK NEDEN VAR

Porto sabahlarında sizi tatlı sürprizler bekliyor. Martı sesleri ile güne başlamak, kalabalık sokaklarda kaybolmak bir başka güzel.

Porto’nun dar sokaklarında dolaştığınızda karşınıza seramik çinilerle kaplı rengarenk binalar çıkacak. Pencerelerden dışarı sarkan çamaşırlarla süslenmiş binalar, dar sokakları bayram yerine çevirirken, yaşlı teyzelerin kapı önünde sizi de içine alacak koyu sohbetleri, her daim güler yüzlü Akdeniz ruhu taşıyan insanları Porto’nun gizli sürprizleri.

ATLANTİK’İN AKDENİZLİ KANI TAŞIYAN BU İNSANLARI, ŞEHRİN ZİYARETÇİLERİNE AİLEDEN BİRİ GİBİ DAVRANIR

Akşamları Porto’da geziyorsanız huzur dolu kalabalıklara ve sizi her daim acıktıracak mis gibi yemek kokularına hazırlıklı olun. Kent merkezinde nehrin kenarında kurulmuş hediyelik eşya tezgahları toplanıp birer açık hava restoranına dönüyor. Kafeler ise gün batımını bekleyen romantiklerle doluyor…

Güneş batıp Doru Nehri’nin üzerine yıldızlar düşmeye başlayınca fonda çatal bıçak sesleri yükselir. Hangi restorana giderseniz gidin, sizi evinde misafir ağırlıyormuşçasına rahat ettirmeye çalışan işletme sahipleri ve  Porto mutfağının nefis lezzetli başyapıtları bekliyor sizi.

Guzin-Porto-05

19. YÜZYILDAN KALMA PAZAR YERİ

Porto’da taze meyve sebzenin, balıkların, etlerin, şarküteri ve çeşitli ev eşyalarının adresi Mecrada Bolhao. Dikdörtgen seklinde, üstü açık, iki katlı devasa bir marketi andıran bu pazar kimi açık kimi kapalı küçük dükkânlarıyla, zamana göğüs geriyor… Portolu kadınlar, bu tarih kokan alışveriş merkezinde başrolde. Pazarın gözbebeği ise Confeitaria Do Bolhao Pastanesi. 1896’dan beri açık olan bu pastane, etrafa mis gibi ekmek ve kahve kokusu yayıyor. Çeşit çeşit sebze ve meyveler, her daim taze günlük balıklarıyla bu pazar, Porto’yu anlamak ve yaşamak için en doğru adreslerden biri.

OPORTO’NUN KARŞI YAKASI

Duoro Nehri’nin karşı kıyısı ise Vila Nova de Gaia. Gaia, ünlü Porto şaraplarını üreten firmaların ve onların mahzenlerinin bulunduğu küçük bir şehir. Bu mahzenlerde belli bir ücret karşılığında şarap yapımıyla ilgili ilginç bilgileri öğrenirken nefis şarapların tadına da bakabilirsiniz.

Gaga’dan kalkan tur tekneleriyle nehirde keyifli bir tekne turuna çıkıp, teleferikle şehri tepeden seyrederek Instagram’a yüklenecek harika fotoğraflar çekebilirsiniz. Gaga’da manzaranın tadı, kömür ateşinde pişirilen kestanelerle çıkartılabilir.

ATLANTİK KIYILARINDA FADO YAPAN KADINLAR

Atlantik Okyanusu kıyısındaki sahil kasabalarına uğramadan Porto’ya veda etmeyin. Zira Portekiz’deki Fado ruhunu en iyi anlatan yer bu kıyılar. Okyanustaki dalgalar tam nehrin ağzındaki dalga kıranları öyle bir aşıyor ki akıllardan buralarda boşuna ağıtlar söylenmemiş diye düşündürüyor.

Foz do Douro’dan itibaren Portoluların sahil boyunca yeni yerleşim yerleri var. Altın sarısı kumla kaplı sahillerdeki Lego’ları andıran camekan kafeler, Prafa de Matosinhos plajında bulunan FAO kadın heykelleri çok büyüleyici. Hüzün, ıstırap, haykırış içindeki kadınların okyanusun kızgın dalgalarına bakarken aynı zamanda da bir ümitle bekleyen gözlerinden alamayacaksınız kendinizi. Ve kulağınıza bir Fado melodisi gelecek.

Porto; misafirlerini tarihiyle, gelenekleriyle, yemeğiyle, şaraplarıyla, eğlencesiyle çok güzel ağırlıyor. Bu kadar güzel ağırlandığınız yerden ayrılma vakti yaklaşınca tekrar en kısa zamanda burada olmak için kafamızın içinde planlar uçuşmaya başlıyor bile…

Guzin-Porto-07

Nasıl Gidilir?

Başta THY olmak üzere pek çok havayolu şirketi Porto’ya uçuyor. 3150 km uçuş 4,5 saat sürüyor. Francisco Sa Carneiro havaalanından, taksi ya da kiralayacağınız bir araçla 15 dakika süren kısa bir yolculukla Porto’ya gitmek mümkün. Havalimanından şehre gitmenin bir diğer yolu da 30 dakika süren metro yolculuğu.

Nerede Kalınır?

Porto turistik bir kent olması sebebiyle oteller açısından zengin bir. Şehir merkezinde son derece konforlu ve şık çok sayıda otel var. Ancak biz son zamanlardaki seyahatlerimizde Airbnb’den ev kiralamaya başladık. Böylece başka bir ülkede kendimizi yabancı hissetmeyip hem de ev konforunda otelden daha makul fiyatlara kalabilme olanağına sahip oluyoruz. Ev konforunu otel odasına tercih eden herkese öneririm.

Ne Yenir?

Portekiz mutfağı çok zengin. Deniz ürünleriyse önemli bir yere sahip. Bacalar denilen tuzlanıp kurutulmuş Morina balığı Porto’da da çok sevilerek tüketiliyor. Aynı zamanda da Bacalhau Fresco denilen, taze olarak yenen morina balığının 365’ten fazla pişirilme şekli var. Portoluların çok sevdikleri diğer bir yemek ise Francesinha. 2 dilim ekmek arasına domuz pastırması, sosis veya bonfile türü bir et, üzerinde erimiş peynir ve kalın bir dilim domates ile tost yapılıyor. En önemli özelliği bira sosu. Her restoran kendi formülünü sır gibi saklıyor.  Portekizliler de bizim gibi sakatat seviyorlar. Özellikle de işkembe. “Tripas a moda do Porto” Porto usulü işkembe yemeği, içerisine kuru fasulye ve chorizo sosisi eklenerek pişiriliyor. Ayrıca Portekiz mutfağında şarküteri ürünleri, domuz eti, pirinç ve patates de en çok tüketilenler arasında.

Nerede Yenir?

Taverna do Barqueiro: Sadece 5 masası olan bu mütevazi restoran tapasları, şarküteri tabağı, fırında pişirilmiş peynirli mantar ve balıkları ile çok lezzetli bir mekan.

Café do Cais: Camekandan yapılmış turistik, şirin kafe küçük atıştırmalıklar yemek ve Porto’yu yaşamak için çok güzel bir fırsat. Bakır sahanda pişirilen baharatlı ve sarımsaklı Chorizo sosisi mis kokulu ekmekleri ve sarımsaklı zeytinleriyle nefis bir lezzet durağı. Bu şahane menünün yanına Porto şarabını da eklemek gerekiyor.

Tipico o Fado: Seramik çinilerle kaplı duvarları ve 12 masalık mekânıyla bu şirin restoran sadece iyi bir yemek değil güzel FAO’nun da mekanı. Ahtapotlu pilavı, Ege usulü otları ve  fasulyeli işkembe yemeği ‘tripas’ bu özel restoranının başyapıtları. Sadece Tipico o Fado bile Porto’ya ikinci kez gelmek için iyi bir sebep.

Majestic Café: Geçmişi 19.yy’a uzanan kafe; yazarların, çizerlerin, sanatçıların, siyasetçilerin uğrak yeri olduğu için önceleri elit kafe olarak anılıyormuş. Adeta siyah beyaz filmlerden fırlamış, beyaz ceketli siyah pantolonlu garsonların büyük bir ciddiyetle işlerini yaptıkları cafenin kruvasanlarını mutlaka tatmalısınız.

Guzin-Porto-01

Nerede Gezilir?

AVENİDA DOS ALİADOS:  Tarihi dokusuyla son derece etkileyici olan bu meydan Porto’nun kalbi sayılıyor.

TERREİRO DA SE KATEDRALİ: Şehrin her yerinde görebileceğiniz çini sanatının zirvesi bu tarihi binanın duvarlarında gizli. Tipik Portekiz yapısı bu tarihi bina eşsiz şehir manzarasına da sahip.

ESTAÇAO DE SAO BENTO: İç duvarlarında bulunan çini ve işlemelerle bir tür sanat galerisini andıran bu tren istasyonu bir sanat galerisini andırıyor. İstasyonda bulunan 20.000 adet mavi çini fayans Jorge Colaco’nun imzasını taşıyor. Bu çinilerde Porto ve Portekiz’in tarihi, yaşamı, kültürü anlatılıyor.

CAPELA DA ALMAS ŞAPELİ: 20.yy’ın başlarında inşa edilen şapelin, 360 metrekarelik dış duvar alanı16 bin çiniyle kaplı. Bu mavi çinilerde Hristiyan alemi için çok önemli yer tutan Aziz Francisco’nun ölümü ve St.Catherina’nın şehit edilmesi anlatılıyor.

LİVRARİA LELLO IRMAO KİTABEVİ: 19.yy’da Art Nouveau ve Gotik tarzda yapılmış iki katlı bina yerden tavana kadar ahşap raflarda donatılmış. Kitaplardan başka sabundan kibrite kadar birçok şeyin satıldığı bu tarihi kitabevine giriş ücretli. Kitabevinin ahşap merdivenleri fotoğraf çekmek isteyenlerin kapıda uzun kuyruklar oluşturmasına neden oluyor.
CLERİGOS KULESİ: Şehir manzarasının en güzeline sahip olan 75 metre yüksekliğindeki kule, Barok mimarinin en iyi örneklerinden. 18. yy’de inşa edilen kulenin zirvesine çıkmak için 225 basamağı tırmanmayı göze almak gerekiyor.

PALACİO DA BOLSA: İspanya’daki Elham’a Sarayı’ndan esinlenildiği düşünülen Bolsa Sarayı 19. yüzyılda inşa edilmiş. Sarayın en ilgi çekici yerlerinden biri yaldızlı süslemeleriyle ünlü Arap Salonu.

Ne Dinlenir?  

Fado, Portekiz dilinde kader anlamına geliyor. 19.yy’dan günümüze kadar gelmiş olan Fado; balıkçı, kâşif veya denizci olan eşlerini, çocuklarını, sevgililerini, kardeşlerini denize uğurlayan ve onların geri dönmesini bekleyen Portekiz kadınlarının, yakınlarının bu hırçın sulardan geri dönmemesi üzerine yaktıkları içli ağıtlardan türemiş. Hüzün, ıstırap, hayal kırıklığı yüklü ve Portekizlilere özgü kaderciliği işleyen sözleriyle klasik Fado, bir Portekiz gitarı ve bir klasik gitar eşliğinde mikrofonsuz, tek bir sarkıcının performansıyla içini döküyor dinleyenlerine.

Guzin-Porto-02

Bunları da Yapın

Porto’da sokaklarının her biri müthiş görselliği ve tarihi dokusuyla tek tek ziyaret edilmeyi hak ediyor. Şehrin cazibesi sadece tarihi binalar ve herkesin dolaşırken kaybolmayı isteyeceği tarihi merkezinde değil. Portoluların sıcakkanlılığı ve kültürel zenginlikleri de bu cazibeyi artıran en önemli unsurlardan biri.

Nostaljik Tramvay: Kent merkezini keşif için eşsiz bir panoramik geziye çıkabilirsiniz.

Tepeleri Aşın: Tepeleriyle ünlü Porto’yu tanımanın en iyi yolu yürümek. Ayrıca tarihi Fiberi bölgesini görmek için dar ve dik sokakları aşmanız gerekiyor.

Kafeler: Şehir merkezindeki kafelerden birinde espresso ve “pastel de nata”nın tadına mutlaka bakın.

Şarap: Douro nehrinin kıyısında yumuşak tadı ve açık rengiyle alışılmışın dışında bir tat ve görünüme sahip olan eşsiz Porto şarabını denemeden dönmeyin

Manhattan Çatı Bostanları Previous Post
AŞK... ET... ATEŞ... Next Post