BU KAFAYLA GİDERSEK…

kaana-yunana-01İlk kez bir Yunan Adası’na, Girit’e ayak bastığım tarih, 2011 Haziranıydı. Sonrasında hemen ertesi yıl Rodos, Mikonos ve Santorini, bir sonraki yıl Simi ve Meis’e uğramıştım. 2015 yılının Haziran ayında ve akabinde aynı yılın Eylül sonunda iki büyük tur daha yaptım adalara. Toplamda gittiğim ada sayısı 15’e, yediğim, içtiğim lokanta-taverna sayısı 50-60’a ulaştı. Dördüncü kitabım, “Merhaba Cancağızım/ Ya sou vre!”de uzun uzun anlattım.

Hayıflanmamak Elde Değil

Gastronomi temelli, kapsamlı bir rehber hazırlamaya çalıştım naçizane. Derine indiğinizde bir parça hüzün taşıdığını da göreceksiniz kitabın. Şöyle yazmıştım; Beni en çok etkileyen, “Türkiye’de niye olmuyor? Olanı neden bu kadar az?” diye hayıflandığım, o topraklardaki hırstan arınmış, sessiz, sakin yaşayıp giden insanlar oldu. Eminim ki 10 sene sonra gitsem de her birini bıraktığım gibi bulacağım.

Hiçbiri “Bu yaz ikinci kata çıkayım, bahçemi büyüteyim, 8-10 masa daha ekleyeyim de parayı vurayım.” diye düşünmüyor. Yemek yediğim hemen her taverna-lokanta, aile işletmesiydi bir kere. Mutfakta anne ya da baba, serviste oğullar ya da kızları… İşini dürüstçe yapan, bozulmamış, basit, samimi, candan, sevecen insanlar…

Bizden 2-3 Gömlek Üstünler

Bu duygularım değişmedi, aksine bu yaz başında sevgili Melis Alphan’ın ve onu takiben başka isimlerin yazılarıyla yerine iyice oturdu.

Bir kere bayağı bir gıptayla baktığımı söylemem lazım karşı kıyılara. Ve üzüldüğümü… Şöyle anlatmaya çalışayım: Bizden 2-3 gömlek üstünler hem lezzet, hem hizmet, hem de yaklaşım olarak. Öncelikle bunu ortaya koymak lazım. Bütün seyahatlerimde kafamda dönüp duran düşünceler şunlar oldu; “Bizde neden böyle değil?”, “Biz neyi yanlış yapıyoruz?”, “İyi örnekler neden bu kadar az?” Sorular çoğaltılabilir. Yanıt basit, onlar kısa sürede köşeyi döneyim, parayı hemen vurayım diye düşünmüyor. Kendi dünyalarında gayet mutlular. En önemlisi de hırslarından arınmışlar. Beni en çok etkileyen işte bu. İşlerini dürüstçe yapıyorlar. Basit, samimi ve candanlar. İstisnalar var tabii ama bizde böyle bir ortam yok, olanı da birkaç yıl içinde bozuyor zaten.

Bindikleri Dalı Kesiyorlar

Bizim insanımızda görme/görülme, hava atma tutkusu var oldukça; kıyılarımızdaki laçkalık, kötü işletmecilik, hakkından çok fazlasını talep etme, kibir ve büyüklenme, mafyöz ilişki ağı, talan, yağmacılık, çevreye duyarsızlık devam edecek. Bindikleri dalı kesiyor işletmecilerimiz, farkında değiller ya da umursamıyorlar ama bunun devamı yok. Birkaç yıl içinde mevcut ortam da bozulacak, para kaynakları kesilecek. Olan, her zaman olduğu gibi ayakta durmaya çalışan turizm emekçilerine olacak. Ve tabii ki bize ve bizim gibi düşünenlere…

Bu durumun sürdürülemez olduğu açık. Zira kaynaklar sınırlı. “Kaynak” demişken hayıflandığım diğer konuya geçeyim buradan; adalardaki deniz ürünü çeşitliliği bizde yok maalesef. Aynı deniz, aynı balıklar, aynı ürünler oysa… Orada bu kadar iyiyken durum, bizde neden böyle? Bizim gibi denizi talan etmiyorlar, etmemişler çünkü. Hem işlerine, hem kendilerine, hem de bu kültüre saygılılar. Balık olmadan yok olacaklarının farkındalar.

Hayatın Akışına Kaptırın Kendinizi

Euro şu kadar, bizim paramızın üç katı gibi hesaplara dalmadan popüler tatil beldelerimizden çok daha ucuza konaklayıp, ucuza ve daha lezzetli ürünler yeme şansını bulacaksınız “Karşı Kıyı”da. Tecrübeyle sabit…

Hayat adaların çoğunda aheste akıyor. Beni etkileyen diğer unsur bu. Özellikle küçük adalara giderseniz ne dediğimi anlayacaksınız.

Tercih sizin ama en azından ben, en sevdiğim birkaç ada ve tavernayı sıralayayım, belki yolunuz düşer, bana teşekkür edersiniz.

Not: Sıralama, birbirinden bağımsızdır, benim gözümde hepsinin yeri ayrı…

LEZZETLİ Mİ LEZZETLİ 5 ADA LOKANTA

kaana-leros-01Leros

Yatçıların Favorisi

Yatçılar ve yat sahiplerinin iyi bildiği bir ada Leros. Bodrum’un biraz üst tarafında kalıyor. Meşhur Mylos Taverna da burada. Yemeğe enfes bir balık çorbasıyla başlayabilirsiniz. Kılıç balığından pastırma, ahtapot karpaçyo, hamsi salamura, kalamar dolma, peynirli kadayıftan sonra balığa yeriniz kalırsa ne âlâ! Ne isterseniz mutfakta var. Dükkânın sahibi Takis Koutsounaris’e, Türklerin deyişiyle Taki Baba’ya selam olsun.

kaana-meis-01Meis

En Güzellerinden Biri

Burnumuzun dibinde Meis, Kaş’ın hemen karşısında. Yarım saatte oradasınız. Bence adanın en güzeli Alexandra’s’ta (Alexandra’nın Yeri) mola verirseniz, pişman olmazsınız. İşin başında Mihalis var, mutfaktaysa annesi. Menüdeki her yemeği, atıştırmalığı öneririm ama kalamar dolmasını, deniz ürünlü spagettisini, böceklerini, tabii ki güneşte kurumaya bırakıldıktan sonra ızgara ettikleri ahtapotlarını es geçmeyin.

kaan-afroditinisiros-02Nisiros

Afrodit’i Görmeye Gidelim Mi?

Bize çok yakın ama pek bilenimiz, tanıyanımız yok Nisiros’u. Bence sorun da yok… Datça’nın hemen karşısındaki bu küçük, şirin adada mekânımız Afroditi. Merkeze yakın, balıkçı köyü Pali’de… Meze tabağını mutlaka sipariş edin. Çeşitli seçenekler var; tarama, acılı peynir ezmesi, cacıki ve humus favorilerim. Mangal kokusunun üzerine sindiği nefis ahtapot ızgarayla devam edin. Mevsimiyse bir de sardalya ızgara… Daha ne olsun değil mi?

kaan-allouyialousiros-01Siros

Anneanne Tarifleri

Siros, Yunan Adası olup bir Yunan Adası’na en az benzeyeni belki de. Kiklad Takımadalarının bir parçası… İtalya’yı anımsatıyor; rönesans etkisi bariz. Gelin biz Kini sahiline gidelim, Yunanistan’da olduğumuzu hatırlayalım ama. Deniz kenarında, havalı, şık Allou Yialou’da soluklanalım mı? Domates mücveri, buram buram is kokan ahtapot ve kalamar ızgarasını deneyin. Anneanne tariflerinin modernize edilip sunulduğu mekân, bir karı-kocanın eseri…

kaan-manossimi-04Simi

Usta Bir Ressam Dokunmuş Gibi

Usta bir ressamın fırçasından çıkmış bir başyapıt gibi Simi. Bozburun’un karşısında. Adada, Türkiye’de de pek çok kişinin bildiği, sevdiği Manos’a götüreyim sizi. Denk gelirse denizkestanesini dikin kafanıza önce. Bir tadım tabağı hazırlatın sonra; pina, deniz minaresi ve deniz limonundan oluşan. Simi karidesi olmazsa olmaz zaten. Ahtapot ızgara da öyle. Her şey bir yana Manos’un elleriyle hazırladığı yılan balığı fümesini tatmazsanız üzülürsünüz.

Birkaç Tavsiyeye Daha Ne Dersiniz?

Bunlar, benim olmazsa olmazlarım. Birkaç tane daha tüyo vereyim ama:

Mesela Çeşme’nin karşısındaki Sakız’a yolunuz düşerse liman çevresinde çok oyalanmadan Komi Plajı’na gidin. Burada henüz tesis yokken ilk Karavela Taverna varmış. Istakozlarıyla ünlü… Karides saganaki ve bebek kalamar ızgarayı da hafife almayın.

Türkiye’den en kolay ulaşılabilen adalardan ikisi; Kos ve Rodos. Bodrum’un tam karşısındaki Kos’a uğrarsanız limanın ucundaki Nick The Fisherman, yani Balıkçı Nick’e gitmemezlik etmeyin. Menüdeki her kalemi rahatlıkla sipariş edebilirsiniz ama özellikle zeytinyağında sarımsakla çevrilmiş deniztarağı, ılık uskumru füme, hardallı ve kremalı karides ve tabii ki kalamar dolma ve ahtapot ızgarayı tatmadan ayrılmayın.

Hemen karşısındaki Barbouni ise, daha şık ve modern bir seçenek.

Marmaris üzerinden Rodos’a geçerseniz de adres, Eski Şehir’in liman tarafındaki Hatzikelis. Bu bayağı eski lokanta, kaçırılmaması gereken bir gastronomik yolculuk vaat ediyor. Küçük kabuklulardan mürekkep bir tabakla yemeğe başlayabilirsiniz. Meze tabağı, somon ve uskumru füme, peynirli közde patlıcan, kılıç balığı yumurtası… Daha sayayım mı? Bence bunlar restoranı tanımanız için yeterli.

AKLIMDA DELİ SORULAR... Previous Post
ANADOLU'NUN EKMEK HARİTASI Next Post