EGE’DE HUZURUN MEVSİMİ SARI YAZ

sariyaz-01Hiç kuşkusuz Ege’de en güzel ay eylüldür…

Eylül ayında okullar açılır. Bu nedenle yerli-yabancı turistler yazlık yerlerden çekilip gider. O canım tatil kasabalarının insanın üstüne basan kalabalığı artık kalmamıştır. ‘Tatildeyim canım ne isterse yaparım” şımarıklığındaki tipler yaz sıcaklarıyla beraber metropollerine geri dönmüş, geriye anı yaşamayı bilenler kalmıştır. Denizler, lokantalar, kahveler artık yediğinin, içtiğinin tadını çıkartmayı bilenlere aittir.

Akşamları dışarıda, mesela deniz kıyısındaki bir yerde ince bir ceket ve pantolonla oturabilirsiniz. Gündüzleri ise hâlâ şortla ve tişörtle gezebilir, denize tam öğle vakti girebilirsiniz. Üstelik denizin suyu en güzel sıcaklığa erişmiştir. Bu mevsim deniz o kadar kıpırtısız, sakin olur ki denizciler ”O kadar sakin ki deniz, karıncalar gelir su içer.” der.

Karpuz, kavun kalmamıştır ama tarlalarda güzel domatesler, biberler hâlâ vardır. Sonbahar sebzeleri ve meyveleri pazarları doldurur.

Bodrum, Çeşme, Urla ya da Datça’nın daracık ve esrarengiz sokaklarında kaybolmanın verdiği huzur ruhunuzu ele geçirmiştir. Deniz sonrası uzun öğle uykuları, bol kahkahalı beş çayları, komşuluğun, muhabbetin, uzun uzun bakılan falların, iyi dileklerin ve huzurun mevsimi… Sarı yaz gelmiştir.

Muhtemelen eylülün ortasıdır. O benzersiz mikroklima devreye girmiş, hava sıcaklığı 24-28 derece arasında oynamaktadır. Yaşlıların tabiri ile “limonata gibi” denilen havalar başlamıştır. Güneşli, esintisiz ama sıcak ve bunaltıcı değil, masmavi bir hava…

Durduk yere mutlu eder bu hava insanı. Eve dönmek istemez insan. Açık havada saatlerce oturmanın, güneşten kaçmadan dolaşmanın, denizi dinlemenin zamanıdır. Akşam olsun istemezsiniz.

Ege kasabalarının sakinleri bütün bir yıl bu mevsimi bekler. Siz de Ege’nin sarı yazını keşfedin.

ALAÇATI’NIN DAR SOKAKLARINDA KAYBOLMAK

İzmir’in yanı başındaki Alaçatı sadece Türkiye’nin değil dünyanın da sayılı turizm merkezlerinden. Alaçatı’yı zirveye taşıyan pek çok sebep var; altın sarısı kumsalları, lüks plaj kulüpleri, renkli gece hayatı, nefis Ege yemekleri ve tabii ki tertemiz, eşsiz denizi…

Sarı yazı bir başka Alaçatı’nın. Masmavi deniz ve bol oksijene doğanın devinimi, renklerdeki değişim şenliği eklenince unutulmaz bir hal alıyor. Alaçatı tarihi dokusu korunabilmiş nadir beldelerimizden. Dar sokakları, cumbalı taş binaları, şık restoranları ve sıra dışı otelleri ile bir efsane… Bu efsaneyi destekleyen, müşterilerini misafiri gibi ağırlayan kafeleri, rüzgârı selamlayan yel değirmenleri sizi bir hayal âlemine konuk ediyor.

sariyaz-03-alacati

Alaçatı’da yapılacak çok şey var. Mesela Alaçatı’nın dar sokaklarında dolaşıp, birbirinden güzel taş evler, o evleri süsleyen begonviller arasında kaybolabilirsiniz. O yorgunluğun üstüne meşhur Hacı Memiş’in Dutlu Kahve’sinde yorgunluk atabilirsiniz. Dolaşmak beni kesmez diyenlerdenseniz rüzgâr sörfü öğrenebilirsiniz. Dingin deniz, hafif esen rüzgâr sörf öğrenmek için çok uygun bir zaman olduğunun da işaretçisi. Bunun için Yumru Koyu’na gidip bir sörf okulundan malzeme kiralayıp eğitmen ile çalışabilirsiniz. Sörf ağır spor diyorsanız bisiklete binebilirsiniz. Alaçatı-Ovacık yolu ya da Karaköy’den başlayıp Zeytineli ve Mersin Koyu ile devam eden yolu seçebilirsiniz.

Cumartesileri sebze, meyveden reçellere, dokumalardan sabunlara değişik ürünleri bulabileceğiniz Alaçatı Pazarı kuruluyor. Çeşme yarımadasının her yerinden, hatta Sakız Adası’ndan alışverişe geliyorlar. Köylüler bahçelerinde yetiştirdikleri meyve, sebze ve otları satıyor.

Sıkılınca denize girin mesela. Alaçatı’nın denizi güzel ama siz biraz açılın. Aya Yorgi, Dalyan, Altınkum plajları bomboş bu mevsimde. Siz de kalabalıktan bunalıp yaz boyu beach club’lara gitmek istemeyenlerdenseniz bu fırsatı kaçırmayın.

İmren Lokantası’na, Dost Pide’ye, Kumrucu Şevki’ye uğrayın. Langusta’da hazzın doruklarına çıkın. Sarı yazın tadını çıkarın.

URLA’DA ŞARAP TADIMI

İzmir’in arka bahçesi Urla da “Sarı Yaz” için müthiş bir alternatif. Pek çok şey yapılabilir Urla’da; nefis Ege mutfağı tadılabilir, Bademler Köyü pazarı gezilebilir, henüz doğası bozulmamış koylarda yüzülebilir. Bir diğer alternatif ise şarap yolu. Provence’den, Toskana’dan, Porto’dan farkı yok Urla bağlarının. Bir kez Urla’daki üzüm bağlarını görüp tadım yapsanız, ta oralara kadar gitmeye gerek olmadığını fark edeceksiniz. Urla’da şarap yolu üstünde pek çok üretici firma var. Türkiye’ye has şaraplık üzüm cinslerinden antik Urla Karası, ülkemizin en eski cinslerinden ve zor bulunan Foça Karası, prestijli Boğazkere ve Bornova Misketi en çok yetiştirilen yerli üzümler. Sadece yerli üzüm cinsleri yok; Cabernet Sauvignon, Merlot, Syrah, Chardonnay, Alicante Bouschet, Sangiovese ve Nero d’Avola üretimi yapılan diğer türler. Bir günlük bisiklet ya da otomobil yolculuğu ile tüm üreticilere uğrayabilir, bol bol fotoğraf çekebilir, şarap evlerinde nefis yemekler yiyebilir ve lezzetli yolculuğun tadını çıkarabilirsiniz.

sariyaz-04-urla

Eğer şarap tadımı ilginizi çekmiyorsa esnaf lokantaları keşfedilebilir. Her yemeğin lezzetinin garanti olduğu esnaf lokantası Beğendik, balık ve mezelerin adresi Akın’ın Yeri ve yeni yeni yıldızı parlayan Yengeç en iyi alternatifler. Bunlar haricinde otantik bir şeyler yemek isteyenler ise Özbek Köyü’ndeki Keşkek Evi’ni tercih edebilir. Özbek Köyü’ndeki Keşkek Evi’nde bir yandan nefis bir mutfağı keşfedip diğer yandan Şerife Hanım’ın eşsiz sohbeti ile hayatın tadını çıkarabilirsiniz.

NASIL ANLATSAM NEREDEN BAŞLASAM; BODRUM BODRUM

Bazıları için Bodrum, sadece yaz aylarında beach partileri, gece kulüpleriyle eğlenceli. Böyle düşünenlere tek bir sözümüz var: Yanılıyorsunuz! Çünkü Bodrum’un en güzel zamanı sonbahar. Bir kez doğa kış öncesi tüm cömertliğini sergiliyor. Bodrum’da doğanın, bitkilerin renkli yaşamı sonbaharda başlar. Bütün bir yıl içinde bir tek eylülde çiçek açan bitkiler vardır. Doğada yeni bir uyanışın başladığını simgeleyen, öncü bitkileri görmek gerekir.

Sarı top top çiçekleriyle Kara Ot, nefis kokusuyla etrafı saran Deli Nergis, öbek öbek sarı çiçekler açan Sarı Çiğdem, pembe çiçekleri ile Pekmez çiçeği doğaya ayrı bir güzellik katar. Aslında liste uzun; Piren, Körek, Pat, Avdella…

sariyaz-07-bodrum

Sonbahar narenciye bahçelerinin de en güzel zamanıdır. Şimdilerde iyice azalsa da bu bahçeler özellikle meyvelerin olgunlaşmaya başladığı, sarı ve turuncuya dönüştüğü bu günlerde ayrı bir güzelliğe kavuşur.

Sarı yazda Bodrum’da doğada gezmek haricinde yapılacak daha çok şey var. Yıl boyunca bunalıp durduğunuz kalabalıktan uzak olduğunuz için sezonu kapatmaya hazırlanan pansiyon ve otellerin son konuklarından olursunuz. Tabii ekonomik fiyatlar ve pazarlık şansınız ile birlikte… Yaz aylarının bunaltıcı sıcağı yerine gündüz tişört, akşam kalınca bir hırka ile günlerinizi tamamlarsınız. Hele bir de yağmur atıştırırsa, değmeyin denizin, doğanın kokusuna. Derin derin içinize çekin ki, gelecek yaza kadar idare etsin sizi şehir ortamında.

Yazın iğne atsan yere düşmez, pudra gibi kumsalların neredeyse tek hâkimi olursunuz; üstelik tek kuruş şezlong, şemsiye ve minder parası vermeden. İster uzanıp kitabınızı okuyun, ister bağıra çağıra parendeler atın. Kimse görmez, görse de bilmez. Türkbükü, Gündoğan, Gümüşlük plajları sessiz sakin sizi bekliyor.

Yaz curcunası içerisinde gözden kaçan taş evlerin, sokakların tadını çıkarabilirsiniz. Hatta şahane meyhanelerin, restoranların en güzel masalarında yer bulma şansınız hayli yüksek.

Yaz boyu kalabalıktan yer bulamadığınız restoranları keşfedin. Mesela Havvaana’nın Yeri’ne gidin. Havva Hanım’ın ev yapımı satsuma reçelini, kendi yaptığı tereyağını, yaprak sarmasını, tarladan topladığı domatesi, biberi yiyin. Mesela Kocadon’a gidin. Muz ağaçları, palmiyeler ve Ege’nin maviliğinde nefis yemekler yiyin; “İşte Bodrum büyüsü buymuş” deyin. Çökertme kebabı için Limon’a gidin. Limon’a gitmişken ev yapımı kızılcık likörünü atlamayın. Gümüşlük’teki Mimoza Restaurant’ta balık yiyin. Canınız serinlemek istiyorsa doğru Bitez’e; nasıl olsa trafik yok, yollar sizin.

“SARI YAZ”IN BAŞKENTİ DATÇA

Eğer her şeyden çok huzur istiyorsanız adres belli: Datça. Gideceğiniz yerde kafa dinlemeyi, güneşin, denizin en güzel haline doymayı, sahilde kitap okurken sessizliğin ve huzurun sizi teslim almasını istiyorsanız Datça ilk akla gelen oluyor.

sariyaz-08-datca

Marmaris-Datça otoyolu mavi ve yeşilin büyüleyici uyumuna tanıklık edebileceğiniz türden. Virajlı dağ yolları arasından geçen bu yolun sonu huzura çıkıyor. Sizi sadece deniz değil; birbiri ardına dizilmiş Ege meyhaneleri, sabun, badem ve zeytinyağı dükkânları, kafeler, begonvil çiçeklerinin renk kattığı Datça evleri, her birinin sonu denize çıkan dar sokaklar karşılıyor.

Sarı yaz Datça’da turist nüfusunun azaldığı, Datçalıların varlıklarını hissettirdikleri aydır. Girdiğiniz dükkânlarda, oturduğunuz restoranlarda yazın yorucu iş yoğunluğunu atlatmış, keyfi yerine gelmiş Datçalılarla bol bol sohbet edip, muhteşem dostluklar edinebilirsiniz.

Datça’da yaz uzun sürer. Değil eylül, ekim, kasım hatta aralık ayında bile rahatça denize girilebilir. Deniz konusunda alternatif bol.

Datça’nın içinde yer alan Kargı Koyu, zeytin yeşiline çalan rengi ve uzaktan bakıldığında gölü andıran durgun deniziyle sakinlik arayanların çok seveceği koylardan biri. Huzur arayanlara önerimiz ise Hayıtbükü. Datça’ya 20 dakika mesafedeki Hayıtbükü sahilinde huzur sizi teslim alıyor. Hayıtbükü’nde tüm gün vakit geçirilebilir… Geniş kumsallardan hoşlanıyorsanız Palamutbükü tam size göre. Sodalı suyu, derin mavi rengi ile Palamutbükü sahilleri diğer Datça plajları gibi huzurun adresi.

Bizim için ise Datça’nın en favori mekânı Knidos. Knidos’a vardığınızda ilk aklınıza gelen “Cennet hiç bu kadar yakın olmamıştı,” cümlesi oluyor. Akdeniz ile Ege’nin birleştiği bu nokta ziyaretçilerine mavi bir huzur ve 3000 yıllık tarihi birlikte vaat ediyor.

Sarı yaz Datça için “3 B”yi işaret eder: Balık, Badem ve Bal.

Balık

Sinaritten çipuraya, karagözden mercana, barbuna kadar çeşit çeşit balığı var Datça’nın. Hepsi birbirinden lezzetli bu balıklar nefis mezelerle birlikte servis ediliyor.

 

Badem

Sabunu, kolonyası, yüz kremi derken pek çok üründe kullanılıyor Datça bademi. Sonbaharda hasadı yapılmıyor ama kabuklarının kırılıp, taze bademin piyasaya çıkma zamanı. Datça’nın üç çeşit bademi var. İri ve bol sütlü olanı Nurlu adıyla anılıyor, daha küçük ancak daha lezzetli olanı Akbadem, diğer cinslere ise Sıra Bademi deniyor.

Bal

Eylül ayı Datça arıları için iş başı tarihi aynı zamanda. Datça’da çam ve çiçek balı da üretiliyor ama asıl güzellik kekik balında. Besin değerleri açısından diğerlerinin çok üstünde olan kekik balı hem daha lezzetli hem de daha sağlıklı. Karnınız acıktığında yapılacak çok alternatif var Datça’da. Sarı yazda Ortam Restaurant’ın nefis menüsüne rezervasyon yaptırmadan ulaşabilirsiniz. Canınız farklı bir şeyler yemek istediyse Yakamengen Restoran’a gidin. Yaka Köyü’ndeki bu mekânda kendinizi şımartın. “Yok, ben esnaf lokantasından şaşmam,” diyorsanız Uysal’a gidin. Bu küçük mütevazı lokantada yapılan inovasyona şaşırın.

Ya da gerisi size kalmış. Ne yapıyorsanız yapın; bir bilet alın, evden dışarı çıkın “Sarı Yaz”ın tadını çıkarın.

 

Zirvenin Bir Adım Ötesi: BOĞATEPE Previous Post
Her Sofranın Vazgeçilmezi: ÇORBALARIMIZ Next Post