MUTFAKTA YEREL ÜRÜNÜN ÖNEMİ

eks-yerel-02

Üzerinde yaşadığımız topraklar geçmişten günümüze pek çok kültüre ev sahipliği yapmıştır ve bu kültür çeşitliliği sayesinde farklı yemek kültürleri ve gelenekler oluşmuştur. Bu yemek kültürleri de o bölgede yetişen ürünlerle zenginleşmiş; yemek çeşitleri, pişirme teknikleri, kullanılan malzemeler, bölgeler arasında geniş bir farklılık göstermiştir. Bu farklılıklar iller arasında bile değişiklikler gösterir.

Her bölgenin kendine özgü pişirme teknikleri ve beslenme kültürü bulunmaktadır. Örneğin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yemeklerde un, baharat ve et ürünleri yaygın olarak kullanılırken; Batı Anadolu’da çoğunlukla bitkilerden yapılan yemekler yaygındır. Toprağı kadar denizi de bereketli olan ülkemizde, bu topraklarda yaşamış çeşitli uygarlıkların etkisiyle gelişen Türk mutfağının dünyanın en zengin üç mutfağı arasına girdiği, aynı zamanda dünyanın en besleyici mutfağı olma özelliğini de taşıdığı ortadadır.

Buna rağmen küçük yerleşim yerlerinde yerel mutfağımız kendini korurken, genel olarak büyük şehirlerde kentleşmenin beraberinde getirdiği marketlerde satılan hazır ürünlerin kolay tüketilebilir ve pratik olması tüketiciyi etkilemektedir. Özellikle genç kesimin yerel tatlar yerine hazır gıdaları tercih etmeleri, besin değeri yüksek ve lezzetli geleneksel Türk yemeklerinin unutulmasına, ihmal edilmesine neden olmaktadır.

Restoranlarda sunulan ürünlerin yöresel tariflerle hazırlanmasından vazgeçilip, gelişigüzel yapılması da bu yiyeceklerin değerlerinin yitirilmesine neden olmuştur.

Küreselleşmenin sonucu olarak diğer ülke mutfaklarının ve fast food gibi bazı akımların etkili olduğu günümüzde Türk mutfak kültürünün yaşaması, gelecek kuşaklara aktarılması ve yerel ürünlerin dünyaya tanıtılması konusunda yapılması gerekenler bulunmaktadır.

Genç nesillerin konuyu daha iyi kavraması ve sahiplenmesi için eğitimler verilmeli, hatta bu eğitimler ilkokul düzeyine indirgenmelidir. Böylelikle çocuklara yöresel mutfak sevdirilerek, kuşaklar arası aktarımın gerçekleşmesi sağlanabilir.

Ayrıca günümüzde turistlerin yer seçimindeki kriterlerine o ülkenin mutfağı da eklenmiş durumdadır. O yöreye ait mutfak üzerine yazılmış kitaplar, hazırlanmış broşürler de Türkiye’nin turizm pazarını oluşturan yerli ve yabancı turistlere hitap etmelidir. Bölgeleri ziyarete gelen turistlere yöre mutfağını içeren restoran menüleri hazırlanmalı, bölgenin müze ve antik yerlerine yöresel menülere sahip restoranlar açılmalıdır. Oteller ve restoranlar, o bölgelerin ürünlerini menülerinde kullanarak, misafirlerinin yerel ürünleri yerinde tatmalarını sağlayarak kullanmaya teşvik edebilirler.

Yöresel ürünlerin markalaşması ve ticari değer kazanması çalışmaları yapılmaktadır. Reklam çalışmalarında da gördüğümüz üzere Taşköprü sarımsağı, Finike portakalı, Ödemiş patatesi vs. birçok sebze ve meyve şehirleriyle anılmakta ve tanıtılmaktadır.

Bunlara ek olarak yöresel ürünlerin değerini artırmak, yöresel ürünlere dikkat çekmek, coğrafi işaret tescilleriyle yöresel ürünlerin koruma altına alınmasını sağlamak, yereldeki üreticinin cesaretlendirilip yerel ürünlerin üretimini teşvik etmek amacıyla kamu kurumlarının da desteğiyle çalışmalar yapılmalıdır.

Bu çalışmalar yalnızca ekonomik değil, yerel kimliğin ve kültürün güçlenmesine de katkıda bulunarak yöresel kalkınmayı destekler.

Küresel ekonominin yavan tadı olan, sağlıksız hazır mutfağından şeflerin ve üreticilerin yardımıyla uzaklaşmak, tekrar anneannelerimizin özenle hazırladığı yerel yemekleri gün yüzüne çıkarmak ve bu eşsiz lezzetleri geri kazandırmak en büyük dileğim.

eks-yerel-03

ZEYTİNLİ KUZU SARMASI (4 kişilik)

Malzemeler

  • 1 kg kemiksiz kuzu but
  • 1 su bardağı dilimlenmiş siyah zeytin
  • Yarım lahana (tercihen kök tarafları)
  • 3 adet domates
  • 5 yemek kaşığı tereyağı
  • Tuz ve çekilmiş tane karabiber
  • 10 dal taze kekik 10 dal taze biberiye
  • 1 adet kuru soğan
  • 1 adet havuç
  • 1 adet kereviz kökü
  • 4 diş sarımsak

Hazırlanışı

Fırını 160 dereceye ayarlayın. Daha sonra kemiği alınmış kuzu budunun sinirlerini ve fazla yağlarını alın. Bıçak yardımıyla eti biraz daha açarak, rulo yapılacak şekilde açın. Etin içine tuz, karabiber, taze kekik, taze biberiye, dilimlenmiş ve siyah zeytinleri ekledikten sonra rulo haline getirin ve ilk önce streç film, daha sonra alüminyum folyoya sarın ve derin bir tepsiye yerleştirin. Tepsinin içine 1 adet, 4 eşit parçaya bölünmüş kuru soğan, 1 adet havuç, 4 diş sarımsak, kereviz kökü ekleyin ve çok az su ilave edin; yaklaşık 1 saat 30 dakika pişirin. Lahanayı küp küp doğrayın; kızgın tavada domateslerle birlikte soteleyin. Fazla öldürmeden biraz diri kalması suyunu koruması bakımından önemlidir. Yuvarlak dilimler halinde kestiğiniz kuzu tandırları sıcak tabaklara dizin. Ortasına sote lahanayı yerleştirin ve servis edin.

 

MUTFAK& EDEBİYAT Previous Post
MÜKEMMEL KAHVEYE GİDEN YOLUN İLK VİRAJI: SU KALİTESİ Next Post