VOLKANLAR, BUZULLAR, ŞELALELER VE ELFLER DİYARINA YOLCULUK: İZLANDA

guzing-izlanda-24Elfler, Trolller, buzullar, patlamaya hazır volkanlar, metrelerce yükseklikten gürül gürül akan şelaleler, siyah kumlarla bezenmiş sahiller, hiçbir yerde göremeyeceğiniz kadar parlak, canlı yeşil tonlarıyla simsiyah kayaların, vadilerin üzerlerini kaplamış yosunlar ve yaz aylarında ufukta asılı kalan güneşiyle İzlanda, ziyaretçilerine büyülü bir dünya sunuyor…

Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde volkanik bir ada üzerinde kurulmuş olan İzlanda, 861 yılında Norveçliler tarafından keşfedilmiş. 9. ve 10. yüzyılda Norveç’ten gelen Vikinglerin adaya yerleşmesiyle, Viking diyarı olan adada bugün 320 bin kişi yaşıyor. Başkent Reykjavik; rengârenk şirin binaları, çekingen ve nazik insanları, düzenli, temiz sokaklarıyla bir İskandinav şehri olduğunu her haliyle gösteriyor. Ada nüfusunun yarısından fazlasının yaşadığı Reykjavik, Gulf Stream akıntısından dolayı ılıman bir iklime sahip. Yaz aylarında gündüz 10-13 derecelik sıcaklık akşam 0 derecelere kadar düşüyor. Dünyanın jeolojik açıdan en yeni ülkesi olan ada, sık sık volkanik patlamalardan dolayı yeni kara parçaları oluşturarak büyümesine devam ediyor.

GÜNEYE YOLCULUK

Yaz aylarında buzlar eridiği zaman Reykjavik dışına biraz çıktığınızda, ot ve yosunlardan oluşan yemyeşil bir doğanın içinde buluyorsunuz kendinizi. Adada neredeyse hiç orman olmamasına rağmen adeta yeşile doyuyorsunuz. Reykjavik’ten adanın güney bölgesinde, batıdan doğuya doğru ilerledikçe inanamayacağınız kadar güzel doğa harikalarıyla karşılaşıp hayranlık ve şaşkınlık arasında gidip geliyorsunuz. Metrelerce yükseğe fışkıran kızgın gayzerler, eşsiz rengi ve şifalı suyuyla Blue Lagoon termali, heybetli şelaleleri, milyonlarca yıllık buzulları, her an patlamaya hazır Eyjafjallajökull yanardağı, siyah kumlu sahilleri, dağların zirvesindeki krater gölleri ve şifalı kaplıcalarıyla o kadar muhteşem ki…

Adanın çevresini çepeçevre dolaşan ana yoldan ilerlerken adeta bir yağlı boya tabloya bakar gibi manzara… Yol kenarındaki otlaklarda, aniden bastıran sisin içerisindeki İzlanda’nın meşhur koyunları, atları, inekleri bir görünüp bir kayboluyorlar. Bazen göz alabildiğine geniş çayırlarda birer biblo gibi duran tek tük çiftlik evlerinin yanlarından geçerken, hüzünlü ve isyankâr sesiyle şarkı söyleyen Björk’le birlikte yere kadar inmiş yağmur bulutlarına doğru yol alıyorsunuz; bazen yol okyanus kıyısına çok yaklaştığında hırçın dalgalarla buluşan kuzey rüzgârlarının çığlıklarını duyuyorsunuz.

İzlandalıların çoğunun var olduğuna inandığı doğaüstü varlıklar olan Elflerin siluetleriymiş gibi duran yanardağlardan akmış lavların aniden soğumasıyla oluşan ilginç şekilli kaya ve taşlar sizi yol boyunca izliyorlar bu gizemli diyarda. Ara sıra karşınıza çıkan 9-10 hanelik yerleşim yerlerinde hayat durmuşçasına sakin. Turistler için aktivitelerin yaz aylarında daha elverişli olmasından dolayı adaya ziyarete gelmiş olan misafirler neredeyse yerel halktan daha fazla.

Yol boyunca çok nadir de olsa karşınıza bir restoran çıkabiliyor. Bu prefabrik restoranlar, dışarıdan terk edilmiş gibi görünse de içeri girdiğinizde leziz yemek kokularının yayıldığı sıcacık, cıvıl cıvıl bir ortamla karşılıyor sizleri.

Ana yoldan yan yollara saptığınızda ya bir Tolkien’in Hobbitleri misali Viking köyüne çıkıyor yolunuz ya da kükürtlü suların şifa verdiği 3-5 turistin içinde olduğu tesissiz doğal ortamındaki termallere. Neredeyse güney bölgesinin her bir tarafında karşılaştığınız termal sulardan çıkan buharlar adaya daha fantastik bir boyut katıyor.

Adanın en büyük buzulu Vatnajökull’a yaklaştığınızda ise bu kadar görkemli bir şeyle karşılaşıyor olmaktan dolayı bir hiçlik duygusu kaplıyor benliğinizi.

Devasa uçurumlardan kendini bırakan sular gökkuşağını, elinizi uzattığınızda dokunabileceğiniz kadar yakına getiriyor. Güneş ufuk çizgisine yaklaştığında, alacakaranlık tüm heybetiyle kucakladığında adayı tıpkı filmlerdeki gibi bir yol hikâyesinin kahramanıymışçasına yeni maceralara doğru yol alıyorsunuz.

NE YENİR?

guzing-izlanda-21 guzing-izlanda-17

2008 krizinde İzlanda kendi kendine yetebilmek için kemer sıkma politikasına girdi. Artık ithal mallar alınabilecek gibi değildi. Bu yüzden bir dizi önlemler alındı. Enerji tasarrufu için jeotermal enerjiyle yapılan seracılık gelişti. Geleneksel mutfağa daha çok önem verildi. Bu jeotermal seralarda domatesten salatalık-bibere kadar her türlü sebze yetiştirilmeye başlandı. Tarım ilaçlarıyla kirlenmemiş bakir topraklarda yetişen ürünler lezzetiyle geleneksel yemeklerin yanına alternatif oldu. İzlanda mutfağının son yıllarda gastronomik açıdan atağa geçmesindeki sebeplerden biri ise krizle birlikte geleneksel mutfağa geri dönmesinden kaynaklanıyor.

Geleneksel mutfak, ada halkının bu zor coğrafyada ilk önce hayatta kalabilmek için her türlü yenilebilecek şeyin kullanmasıyla gelişmiş Hayvancılığın çok önemli olduğu İzlanda’da her türlü hayvansal gıda sofralarda yerini alıyor. Doğal ortamlarında serbestçe dolaşıp otlayan hayvanların eti ve sütü burada bambaşka. Koyun etinden yapılan yemekler ve et çorbasının yanında at etinden yapılan sosisler, deniz kuşlarının yumurtaları, ada martısı Puffin’lerin kalbi ve füme göğüs eti, Ren geyiği, kuru et gibi ürünler ise geleneksel mutfağın baş tacı.

1941 yılında İzlanda-Amerika savunma anlaşmasıyla birlikte adaya gelen askerlerin hamburger kültürünü de yanlarında getirmesiyle ülkede yerel fast food restoranları açılmış. Bu restoranlar, adanın leziz etlerinden yaptıkları sağlıklı burgerleriyle Amerikan menşeli fast food zincirlerinin ülkeden çıkmasına neden olmuş.

İzlandalılar da “Denizden babam çıksa yerim,” diyor. Geleneksel olarak haftada bir, her evde yenilen Minka balinası hâlâ çok sevilerek tüketiliyor. Fakat bazı İzlandalılar bu balinanın yenmesine karşılar. O yüzden bazı restoranlar kapılarına “balina dostu” tabelası asmayı ihmal etmiyorlar. Hatta adaya ziyarete gelen turistlerin balinaları yemeğe değil görmeye gelmeleri için “balina gözlem turları” bile yapılıyor. Aylarca bekletilmiş Grönland köpekbalığından yapılan meşhur fermente köpekbalığı; çoğu turistin tatmaya cesaret edemediği, fakat adalıların her zaman severek tükettiği lezzetler arasında.

Portekiz mutfağının vazgeçilmezlerinden olan kurutulmuş morina balığı Bacalhau, Norveç ıstakozu, morina, somon ve çeşitli yosunlar İzlanda geleneksel mutfağının olmazsa olmazlarından. Et ve balığın yanında garnitür olarak sunulan inanılmaz lezzete sahip patates, havuç, biber, marul gibi sebzeler İzlanda yemek kültürünü tamamlıyor.

Geleneksel yöntemle pişirilen İzlanda çavdar ekmeği ise ülkede çok popüler. Özel ahşap fıçılar içindeki hamurun yer altındaki termal sularının geçtiği kuyulara konulup bir gün sonra pişmiş olarak alındığı bu hafif tatlı ve yoğun ekmek, kurutulmuş ya da füme et veya balıkla aperatif olarak yeniyor.

Adada yoğurt kahvaltılarda ve tatlılarda çok fazla tüketiliyor. Skyr denilen, yoğurda benzer az yağlı süt ürünü de tatlılarda kullanılıyor. Bunun yanı sıra İzlanda’da vejetaryenlik de şimdilerde çok revaçta olduğundan Reykjavik’te vejetaryen mekânlar ve menüler gün geçtikçe çoğalıyor.

NEREDE YENİR?

Gamla Fjosid Restaurant Cafe Bar

Eski bir ahır olan restoran, güney İzlanda’da ünlü volkanik buzul Eyjafjallajökull’un hemen yakınında bir aile işletmesi. Menüdeki etler işletmecinin kendi çiftliğinde yetiştirdiği hayvanlardan oluşuyor. Restoranda her zaman deniz ürünü de bulmak mümkün. Geleneksel et çorbası ve çeşitli sebzelerle servis yapılan karabiber soslu ızgara bonfile bir harika.

Fjorubordid Restaurant

Güneyde Stokkseyri kasabasının limanında bulunan restoranın ıstakoz çorbası spesiyali. Kremayla yapılan bu leziz sıcacık çorba, adanın soğuk havasını bir nebze de olsa unutturuyor insana. Sotelenmiş sebzeler eşliğinde bakır tavada sunulan tereyağlı patatesli kerevit de denenmesi gereken lezzetlerden.

Hotel Geysir Restaurant

Manzarası metrelerce yükseğe sıcak su püskürten gayzerler olan restorandaki menü, geleneksel mutfağı sofranıza getiriyor. Karabiber soslu Minke balinası ve İzlanda’ya özgü skyr denilen yoğurt ve orman meyveleriyle yapılmış olan tatlı çok leziz.

MAR Restaurant

Reykjavik’te eski limanda bulunan restoranda göz doyuran bir tabakla servis edilen fish and chips çok lezzetli.

Icelandic Fish and Chips Restaurant

Bu yeni nesil restoran İzlanda’nın en iyi balıklarından yapıldığını iddia ettikleri küçük porsiyonlu menüsü ve çeşitli salatalarıyla çok popüler.

Islenska Hamborgarafabrikkan

İzlanda’nın lezzetli etlerinden yapılan hamburgerlerden denemek isterseniz baharatlı patatesleriyle ve çeşitli varyasyonlardaki hamburger menüsüyle ideal.

NEREDE GEZİLİR?

guzing-izlanda-16

Reykjavik Hallgrimskirkja Kilisesi

Reykjavik’in en yüksek binası olan Luteryan kilisesi, mimari açıdan binaların birbirlerinden çok farklı olmadığı İzlanda’da en dikkat çekici yapı. Şehrin hemen hemen her yerinden görebileceğiniz içerisinde 5275 borudan oluşan 25 tonluk orgun bulunduğu kilisenin yapımı 38 yıl sürmüş.

Old Harbour

Oteller ve şirin restoranların, kafelerin olduğu eski liman bölgesinde, buradan kalkan teknelerle balina gözlem turuna katılabiliyorsunuz.

Blue Lagoon

Reykjavik’ten 49 km uzaklıktaki kaplıca, şifalı suyu ve muhteşem rengiyle bir doğa harikası. Blue Lagoon’da buharlar içindeki eşsiz renkteki su o kadar cezbedici ki, buz gibi havada fırtına, kar demeden ortalama 37 derecedeki suya kendinizi bırakıveriyorsunuz. Blue Lagoon’un suyu özellikle cilde iyi geliyor.

guzing-izlanda-25guzing-izlanda-22Strokkur Gayzeri

Haukadalur vadisindeki bu muhteşem doğa harikası gayzerler, hayatta görülebilecek en muhteşem doğa olaylarından bir tanesi. 7-8 dakikada bir 30 metre yükseğe fışkıran termal suları fotoğraflamak, gözlemlemek oldukça zevkli.

Şelaleler

İzlanda’nın güneyindeki şelaleler gerçekten görülmeye değer. Metrelerce yüksekten düşen suların yarattığı su zerrecikleriyle sırılsıklam olup sesiyle de hiç bir şey duyamayacak hale geliyorsunuz. İzlanda’nın şelaleleri güneşli havalarda oluşan gökkuşaklarıyla da manzarayı eşsiz kılıyor. Gullfoss, Seljalandsfoss ve Skogafoss Şelaleleri en çok bilinenleri…

Vatnajökull Buzulu

8100 km2’lik yüzölçümü ile Avrupa’nın hacimsel anlamda en büyük buzulu olan Vatnajökull, adanın yaklaşık olarak %8’ine tekabül ediyor. Milli park ilan edilen bu bölgede üzerinize geliyor gibi duran mermer görünümlü buzulları fotoğraflamak çok büyüleyici.

Eyjafjallajökull Buzulu

100 km2’lik bir alana yayılmış olan Eyjafjallajökull, 2010 yılında patlayan aynı isimli volkanın üzerini kaplamaktadır. Buzul bölgesine araçları park ettiğiniz yerden 15 dakika yürüyerek ulaşıyorsunuz. Eğer hava rüzgârlıysa ki çoğunlukla öyle, adanın kuvvetli rüzgârıyla yürürken sizi bir an önce ihtişamlı buzullara ulaştırmak istermişçesine arkanızdan iterek destek oluyor.

Eyjafjallajökull Yanardağı

Aynı isimli buzulun altında, Katla jeoparkı içinde yer alan yanardağ en son 2010 yılında faaliyete geçmiş ve Avrupa’yı krize sokmuştu.

Dyrholaey

Dyrholaey Burnu, tepesinde büyük bir deniz feneri olan, doğu tarafında Vik köyünü, batı tarafındaki uçurumun aşağısında yer alan Black Sand denilen siyah kumlarla kaplı göz alabildiğince uzun sahili kuşbakışı gördüğünüz büyüleyici bir mekân. Yer yer siyah kumların üzerinde çıkmış olan fosforlu yeşil otlar başka tuhaf bir hava katıyor sahile.

Landmannalaugar

Vadi, bölgeye gelen turistler için popüler bir yürüyüş parkuru. Mavi bir göz gibi duran krater göllerinin bulunduğu bölge, aynı zamanda doğal kaplıcalarla da göz kamaştırıyor.

guzing-izlanda-23

NEREDE KALINIR?

Vatnsholt Guesthouse

İzlanda’nın güney ovalarında görkemli bir çiftlik olan Vatnsholt, Selfoss kasabasına 16 km uzaklıkta. Güney bölgelerini keşfetmek isteyenler için ideal bir konumda. Kış aylarında kuzey ışıklarını izlemek için ideal.

Hotel Lambafell

Skogarfoss şelalesine yalnızca 5 km uzaklıkta olan otel, Eyjafjallajökull yanardağ ve buzuluna da çok yakın.

Guesthouse Geysir

Gayzer vadisinin hemen yanı başında bulunan, sıcak ve keyifli ortamıyla misafirlerini dinginlik içinde ağırlayan, küçük ve şirin bir misafirhane.

NASIL GİDİLİR?

İzlanda’ya Türkiye’den direkt uçuş yok. Danimarka, Norveç, Finlandiya, İsveç gibi ülkelerden İzlanda’ya ulaşabilirsiniz. Keflavik Havalimanı, Reykjavik’e yaklaşık 50 km mesafede. Havalimanından kalkan otobüslerle Reykjavik şehir merkezine rahatça ulaşılabiliyor. İzlanda’da araba kiralamak da çok avantajlı. Havalimanından kiralayacağınız araçla Reykjavik’e rahatça ulaşıp adayı da istediğiniz gibi gezebilirsiniz.

EBEDİ AÇLIĞIN SINIRI YOK Previous Post
KAHVENİZİ NASIL ALIRSINIZ? Next Post