Warning: Undefined variable $post in /home/mutfakmagazin/public_html/wp-content/themes/zox-news/amp-single.php on line 12
Warning: Attempt to read property "ID" on null in /home/mutfakmagazin/public_html/wp-content/themes/zox-news/amp-single.php on line 12 Yemek Felsefesi - Yemek Felsefesi Nedir ? - Mutfak Magazin
/home/mutfakmagazin/public_html/wp-content/themes/zox-news/amp-single.php on line 77
https://mutfakmagazin.com/wp-content/uploads/2019/08/ZeynepK-Yemek-01-1000x600.jpg" width="36" height="36">
20. ve 21. yüzyılda, yemek felsefesine yaklaşımlarda, patlama yaşanmıştır. Başlık; ister vejetaryenlik, ister organik tarım, gıda hakları, biyoteknoloji, küreselleşmede gıda, üretici-tüketici hakları ve sorumlulukları ya da her ne olursa olsun, kabaca yemek felsefesi doğrudan veya dolaylı gündemin en önemli konularından biridir artık.
Felsefe
dediğimiz şey, bilimsel gözlemler neticesinde ortaya çıkar.
Felsefî
soruların kaynağı, son derece çeşitli davranış biçimlerinden oluşur. Söz gelimi;
bir ziyafet masasında, süpermarketteki sıradan bir alışverişte, yolculuk
sırasında transit geçilen tarlalara göz değdirildiğinde… Hiç fark etmez; önemli
olan, bu niyetle bakan filozofun, bu konuda tek bir amentüsü vardır: Yemek.
Peki,
yemek denilen olgu hakkındaki felsefenin temeli nedir, ne olabilir? İrdelemek
istediğim konu bu; buyrun…
Yemek
felsefesinin, çıkış noktasına farklı bir yaklaşım getirmek istiyorum: Yemek, aynadır.
‘Ne yiyorsak, biz oyuz!’ şeklindeki ifadeyi ya da buna benzer bir
söylemi mutlaka duymuşsunuzdur. Ayna
dediğiniz nesne, bir dizi karar ve çevresel koşul sonucu meydana gelir ve bu
kararlar sayesinde ayrıntılı ve kapsamlı bir ‘biz’ portresi ortaya çıkar. Yemek felsefesi dediğimiz şey de
gıdanın birey üzerindeki etik, politik, sosyal ve artistik bir otantik kimlik
yansımasıdır.
Burada
gıda ile ilgili ilişki koşulları çok önemlidir. Ayna; gereksinmelerin,
alışkanlıkların, zorunlulukların, beklentilerin, biraz temkinli de olsa kafa
yormaların ortak ürünüdür.
Yemek
yememiz, nasıl yaşadığımızın aynasıdır. Doğrudur.
Fransız
hukukçu, politikacı ve de gurme Jean A. Brillat-Savarin’in (1755-1826) de benzer
bir sözü geliyor aklıma: “Bana ne
yediğini söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.”
Yani
diyeceğim o ki yemek deyip de geçmeyin. Yemek denilen eylemin bir felsefesi vardır.
Bu felsefenin içinde; metafiziği, epistemolojisi (bilimsel bilgi), tat
estetiği, gıda etiği (canlı hayvanlar, çevre, sağlık, dürüst
ticaret, teknoloji, gıda politikası, gıda kimliği ile niteliği
ve özdeşleği) gibi alt başlıklar gizlidir.
Filozoflar,
tarihin ilk dönemlerinden itibaren girmişlerdir bu konuya. Platon, Epikür ve
Seneca’nın bu alanda yazıları, sözleri vardır. Aydınlanma döneminde Locke,
Rousseau, Voltaire ve belki şaşıracaksınız ama üretim-tüketim temelli olarak
Marx ve Nietzsche bile değinmişlerdir yemek olgusuna.
20.
ve 21. yüzyılda, yemek felsefesine
yaklaşımlarda, patlama yaşanmıştır. Başlık; ister vejetaryenlik, ister organik tarım,
gıda hakları, biyoteknoloji, küreselleşmede gıda, üretici-tüketici hakları ve
sorumlulukları ya da her ne olursa olsun, kabaca yemek felsefesi doğrudan veya dolaylı gündemin en önemli
konularından biridir artık.
Konu
yemeğin felsefesi ise Antik Yunan düşünürü Samoslu (Sisam) Epikür (MÖ 341-MÖ
270) ile başlamak zorundayız.
İlginçtir,
kurduğu okulun adı ‘Bahçe’dir. Aslında
mutfak bahçesi anlamında
kullanmaktadır. O günün ölçülerinde, çok farklı bir filozoftur Epikür. Bahçe, kadınlara ve kölelere de
açıktır. O gün için devrim niteliğinde şeyler öğretmektedir. Atomdan, doğadan
bahsetmekte, inanç sistemlerini reddetmektedir. Bir anlamda, deizmin ilk
örneklerinden biridir. Yeme içme, zengin sofralar vazgeçilmez hobisidir. Ziyafetler
vermekte, her sınıftan konuklar ağırlamaktadır. Yiyecek ve içecek üzerine de
zengin notlar tutmaktadır. Ne yazık ki notlarının hepsi kaybolmuş, bir kısmı
öğrencisi Lucretius tarafından sonraki nesillere aktarılmıştır.
Yemek
felsefesi ile ilgili hatırlanan birkaç ifadesinden örnek vereyim:
“İyi
olan herşeyin başlangıcı ve kökü, midenin haz almasından geçer. Bilgi, bilgelik
ve kültür bu realitenin dışında düşünülemez.”
“İyi
bir et yemeği dostların eşliğinde olmazsa, arşların ve kurtların yemek
yemesinden ne farkı kalır!”
“Yemek
yemenin zevkinden öte aç ve susuz kalmamalıyız.”
Epikür’ün
Gastronomik Hedonizm (hazcılık)
akımının öncüsü olduğunu söylemek, sanırım yanlış olmayacaktır.
YEMEK FELSEFESİNİN İLK KİTABI
Yemek felsefesi ile ilgili olarak bu adı taşıyan ilk çalışma,
1867 yılında Albert J. Bellows tarafından yayınlanmıştır. Amerikalı’dır; Bellows,
profesördür. Sağlık, kimya uzmanı ve psikologtur. Tarım ve bahçecilik üzerine
çalışmaları vardır.
Yemek Yaşamaktır, Yaşamak Yemek
Yemek, yaşamak
demek olduğuna, yaşamak da yemek olmadan olamayacağına göre benim yemek felsefemin
başlığı son derece basittir:
GERÇEK GIDAYI YİYİN!
Heryıl 56 milyar hayvan kesilen bu
yerkürede, GDO’suz gıda bulmak bayağı zor hale gelmiştir. Olsun…
Koşulları da dikkate
alarak şöyle sıralayabilirim ben yemek felsefemin maddelerini:
1. Hayatî
fonksiyonlarımızı yerine getirebilmemizi sağlayacak gıdalar seçelim.
2. Sebze ve
meyveye önem verelim. Fazla kiloya neden olabilecek gıdalardan kaçınalım.
3. Gıdaların
temizliğine ve tazeliğine mutlaka dikkat edelim.
4. Ev veya çok
emin olduğumuz restoranların dışında maceraya girmeyelim.
5. Fast food’dan
kaçınalım.
7. Yaşımız ve
kilomuz her ne olursa olsun, vücudu çalıştıracak egzersizleri ihmal etmeyelim.
8. Küçük
porsiyonlar halinde yiyip, çeşitliliğe önem verelim.
9. Zevk ile yararı
dengeleyelim.
10. Protein,
sebze, karbonhidrat ve tatlı dengesini iyi kuralım.
11. Diyet için
mutlaka bir uzman görüşü alalım.
12. Vücudumuza
tapınağımız gözüyle bakalım.
13. Ne
yediğimize, ne kadar yediğimize ve ne kadar sıklıkla yediğimize dikkat edelim.
14. Yediğimiz
şeylerin ne olduğunu, içindekileri -yani katkı maddelerini-, nereden geldiğini
ve ne kadar yediğimizi dikkatlerimizden kaçırmayalım.
15. Sağlık…
Sağlık… Sağlık… Hipokrat’ın “Yiyeceğin
ilacın, ilacın da yemeğin olsun” sözünü asla unutmayalım.
16. Herkesin
farklı bir kültür ortamından geldiğini, bu nedenle halk arasında ‘iyi yemek’
anlayışının görece yorumlandığını aklımızdan çıkarmayalım.
Uzun, yararlı ve sağlıklı
bir yaşam için yiyelim. Gelin, yemek felsefemiz bu olsun.