Ayvalık Sığlıklarından Ağlara Takılan Minik Gümüş Pullu Papalina
Cunda Boğazı’nın sığ ve temiz sularında sonbaharda yağlanıp lezzetinin zirvesine ulaşan minik papalina, ayıklanmadan mısır unuyla zeytinyağı tavasında altın sarısı çıtırdıyor.
Kuzey Ege’nin poyrazıyla yıkanan Ayvalık kıyılarında, zeytin hasadının telaşı dağ yamaçlarını sararken denizden de bambaşka bir sonbahar bereketi fışkırır. Cunda Adası ile Ayvalık arasındaki sığ boğazlarda gün ağarırken denize açılan küçük ahşap sandallar, kıyıya gümüş pullarla kaplanmış kasalarla döner. Hamsiden daha küçük, çaçadan daha narin ve sardalyadan çok daha gevrek olan bu küçük balık, Ege meyhanelerinin ve sahil lokantalarının sonbahar kraliçesidir: Ayvalık papalinası (Sprattus sprattus phalericus).
Cunda Sığlıklarının Tuzlu Akıntısında Yağlanan Balık
Papalina aslında Karadeniz ve Marmara’da da rastlanan bir çaça alt türü olmasına rağmen, Ayvalık Körfezi’nin kendine has ekolojisi sayesinde bambaşka bir gastronomi karakterine bürünür. Edremit Körfezi’nin Kazdağları’ndan inen oksijen yüklü soğuk suları ile Midilli Boğazı’nın tuzlu akıntılarının kesiştiği Ayvalık sığlıkları, sonbahar aylarında zengin fitoplankton ve zooplankton yataklarına dönüşür.
Ekim sonu ve Kasım başı itibarıyla soğuyan sularda bu besinlerle beslenen papalinalar, vücutlarında yoğun bir yağ tabakası oluşturur. Boyları 7 ila 10 santimetreyi geçmeyen bu minik balıkların pulları son derece ince, kılçıkları ise adeta hissedilmeyecek kadar yumuşaktır. Bu durum papalina balığını tezgâhta diğer tüm küçük balıklardan ayıran en büyük avantajı sağlar: Asla ayıklanmaz, bıçak görmez; pulları, kafası ve iç organlarıyla bir bütün olarak pişirilir.
Taş Değirmen Mısır Unu ve Sıcak Zeytinyağı Banyosu
Papalinanın mutfaktaki hazırlanış ritüeli, Ege sadeliğinin kusursuz bir özetidir. Denizden çıktığı gibi tuzlu deniz suyuyla durulanan balıklar, hafifçe süzüldükten sonra taş değirmenlerde öğütülmüş sarı mısır ununa bulanır. Fazla un elenerek atılır; böylece balığın üzerinde yalnızca tül gibi incecik bir un tabakası kalır.
Pişirme aşamasında ise Ayvalık’ın tartışmasız ikonu olan erken hasat sızma zeytinyağı devreye girer. Geniş ve sığ demir tavada iyice kızdırılan zeytinyağına bırakılan balıklar, kuyrukları ve gövdeleriyle birbirine değecek şekilde dairesel dizilir. Yalnızca ikişer dakika alt-üst edilerek nar gibi kızartılan papalinalar, tavanın şeklini koruyan çıtır bir ‘balık tepsisi’ halinde tabağa aktarılır.
Çerez Gibi Tüketilen Ege Sofrası Klasiği
Tabağa konulan papalina çatal bıçakla değil; parmak uçlarıyla kuyruğundan tutulup tek bir lokmada, kılçığı ve kafasıyla birlikte çıtırdayarak yenir. Ağızda bıraktığı tat ne hamsi gibi ağır ve yağlıdır ne de istavrit gibi serttir; mısır ununun gevrekliği zeytinyağının meyvemsi aroması ve balığın taze deniz kokusuyla birleşerek adeta denizden gelen bir cipse dönüşür.
Yanına eşlik eden roka yaprakları, dilim kırmızı soğan ve bol limon, balığın hafif tatlımsı yağını dengeler. Cunda meyhanelerinin asırlık Rum ve Girit mübadil hafızasından süzülen bu küçük balık, doğanın büyüklükte değil lezzette sakladığı zarafetin en taze kanıtıdır.
Cunda Balıkçı Kahvelerinde Şafak Vakti Başlayan Mesai
Ayvalık’ta papalina avı, kıyı balıkçılığının en naif ve en sabır gerektiren geleneklerinden biridir. Şafak sökmeden Cunda limanındaki taş kahvelerde toplanan balıkçılar, denizin rüzgarını ve akıntısını dinleyerek ağ atılacak sığlıkları belirlerler. Galsama ağlarının dar gözlerine takılan minik papalinalar, ağlardan tek tek dökülürken sabah güneşinin ilk ışıkları altında gümüş pullarıyla parıldar.
Körfezin poyrazı ve zeytin ağaçlarının gölgesi altında kurulan akşam sofralarında papalina tavası, Ege insanının doğanın sunduğu küçük nimetlere duyduğu saygının en lezzetli ifadesidir. Çatala ihtiyaç duymadan, parmak uçlarıyla tüketilen bu çıtır balıklar, Cunda’nın taş sokaklarından denize uzanan bin yıllık sofra hafızasını yaşatmaya devam eder.
Sıkça Sorulan Sorular
Papalina ile hamsi veya çaça aynı balık mıdır?
Hayır, çaça ailesinden (Sprattus sprattus) gelen bir türdür; hamsiye göre daha yassı ve küçüktür, sardalyaya benzer ancak pulları çok daha incedir ve kılçığı hissedilmez.
Papalina balığı ayıklanır mı?
Geleneksel olarak kesinlikle ayıklanmaz; küçük boyutu ve yumuşak iç yapısı sebebiyle bütün olarak mısır ununa bulanıp kızartılır ve kılçığıyla birlikte tüketilir.
En lezzetli olduğu dönem hangi aylardır?
En yağlı ve lezzetli dönemi sonbahar sonu ve kış başıdır (Ekim, Kasım ve Aralık ayları).
Papalina nasıl pişirilmelidir?
En ideal pişirme yöntemi mısır ununa batırılarak sıcak zeytinyağında tavada her iki tarafının da ikişer dakika nar gibi kızartılmasıdır; fırında veya ızgarada kurumaya meyillidir.