Warning: Undefined variable $post in /home/mutfakmagazin/public_html/wp-content/themes/zox-news/amp-single.php on line 12
Warning: Attempt to read property "ID" on null in /home/mutfakmagazin/public_html/wp-content/themes/zox-news/amp-single.php on line 12 Yeryüzünün en lezzetli mutfağı: Anne Mutfağı - Mutfak Magazin
/home/mutfakmagazin/public_html/wp-content/themes/zox-news/amp-single.php on line 77
https://mutfakmagazin.com/wp-content/uploads/2020/04/shutterstock_289488209-1000x600.jpg" width="36" height="36">
Bazen bu malzemeye bu hiç uymaz ki deriz ama Anadolu kadını tıpkı yüzlerce yıl farklı kökenli milletlerin Anadolu toprağında uyum içinde yaşaması gibi uydurmuştur farklı tatları birbirine.
Hiç düşündünüz
mü? Aşçılarıyla meşhur Bolu’da evde yemekleri kim yapar? Kolay mıdır, tüm gün
birbirinden lezzetli yemekleri yapan ustaya akşam eve geldiğinde yemek
beğendirmek? Mutfakta anneler varsa kolaydır! Çünkü bu zorlu görevi keyifle yerine
getirecek yegane usta annelerdir.
Aşçılık,
Bolu’da babadan oğula geçen mesleki bir miras gibi görünse de aslında ilk
ustamız hep annemizdir.
Ben Bolulu bir
annenin pişirdiği lezzetli yemekleri yiyerek ve o lezzetli yemekleri yaparken
onu izleyerek büyüdüm. Okuldan eve koşarak geldiğimde annem kapıyı açar açmaz
yemek kokuları vururdu yüzüme…
Her zaman bolluk
yoktu mutfağımızda ama annem her daim lezzetli sofralar kurmayı başarırdı.
Çünkü az malzeme ile yaratıcı yemekler yapmak annelere kalan genetik bir
mirastı.
Yüzyıllar
boyunca Anadolu mutfağında da yaşanan bu değil miydi? Kimi zaman ülkede zenginlik
vardı, ziyafet sofraları kurulurdu kimi zaman da ülkenin neredeyse tamamına
kıtlık hakim oldu. Ama Anadolu kadını yine mutfaklarında bulunan birkaç malzeme
ile ev halkını doyurmayı başardı.
Bence Anadolu mutfağı böyle zengin bir mutfak oldu ise bunu bilindik malzemeleri müthiş lezzetlere çeviren annelere borçludur! Anadolu kadınının bu ülkenin evlatlarına bıraktığı en kıymetli miras zengin Anadolu mutfağıdır. Tarihin derinliklerinden çıkıp günümüze kadar gelmeyi başarmış geleneksel yemeklerimiz aslında annelerin yüzyıllar öncesinde mutfaklarında yaratıcılıkları ile harmanlayarak yaptıkları yemeklerdir.
Kıymetli bir geçmişle günümüze kadar gelen bu zengin mutfak kültürüne sahip çıkmalıyız. Bu topraklarda yetişen her ürünün değerini bilmeliyiz. Bunun için atılan güzel bir adımlardan bahsedelim. Kuşkusuz bu adımların başında coğrafi işaretli ürünler geliyor. Yiyecek ve içeceklerin köken yerlerini referans göstermesiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Coğrafi İşaret; belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri bakımından kökenin bulunduğu yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işarettir. Tescilli coğrafi işaretler ve geleneksel ürün adları tescil belgesinde belirtilen şartlara uygun olan ürünlerin üretimi veya pazarlamasında faaliyet gösterenler tarafından kullanılır.
Coğrafi işaretli ürünlerin
güzel bir örneği cağ kebabıdır. Oltu ilçesinin meşhur lezzeti cağ kebabının
Erzurum’a tescillemesinin sebebi, kebapta kullanılan etin doğal ortamında
beslenerek yetiştirilen koyunlardan elde ediliyor olmasıdır. Odun ateşinde
yatay olarak pişirilen kebap ve “cağ” adı verilen küçük şişlerle kesilerek
tabakta servis edilir. Coğrafi işaretli ürünlerin başlıca örnekleri ; Taşköprü
sarımsağı, Çorum’un leblebisi, Antep’in fıstığı, Giresun’un fındığı, Artvin’in
balı, Ezine’nin peyniri, Afyon’un kaymağı, Kayseri’nin pastırmasıdır.
Coğrafi işaretli ürünlerin
gastronomi turizmine de olumlu etkisi olmuştur. Bilindiği gibi, turistik
destinasyonlarda sunulan yöresel yiyecekler, o destinasyonları farklılaştırmada
önemli bir rol oynamaktadır. Hatta bu yönüyle gelişmiş bir destinasyon ulusal
bir markaya dahi dönüşebilmektedir.
Bu konuda biz şeflere oldukça
büyük görevler düşüyor. Şunu çok iyi biliyoruz, Anadolu mutfağı annemizin
mutfağının yansımasıdır.
Mesela hiç
dikkat ettiniz mi, bence Anadolu’nun yansıması annelerimizin her yaptığı
yemektedir. Ne kadar kalabalık sofralar kurulursa kurulsun kimse sofradan aç
kalkmaz. Çünkü Anadolu’nun bereketi yansır anne yemeklerine… Bazen bu
malzemeye bu hiç uymaz ki deriz ama Anadolu kadını tıpkı yüzlerce yıl farklı
kökenli milletlerin Anadolu toprağında uyum içinde yaşaması gibi uydurmuştur
farklı tatları birbirine. Bu sefer de Anadolu topraklarında harmanlanmış
kültürlerin lezzetli yansıması taşınır yemeklerimize…
Bu takdire şayan anneler, mutfaklarında pişirdiklerini evlatlarına öğreterek kıymetli tariflerin günümüze kadar gelmesine muazzam bir katkı sağlamıştır. Bugün, bu kadar başarılı şef varsa bunu ilk ustalarımıza borçluyuz. Belki de bu yüzden Anadolu mutfağına sahip çıkmak annelerimizin mirasına sahip çıkmaktır!
Mesleğimize katkılardan dolayı tüm annelere şükranlarımla…