Yazarlar

Tarif Değil Miras: Bir Millet Sofrasını Kaybederse Hafızasını da Kaybeder

Sinan Canlı yazdı: Bir milleti millet yapan yalnızca dili, türküleri ya da masalları değildir; aynı sofraya oturuşu, ekmeğini bölüşü ve lokmasını paylaşma biçimidir.

Published

on

Bugün elimizde binlerce yemek tarifi var. Fakat tarifler çoğaldıkça hikâyelerimiz eksiliyor. Çünkü bir milleti millet yapan yalnızca dili, türküleri ya da masalları değildir; aynı sofraya oturuşu, ekmeğini bölüşü ve lokmasını paylaşma biçimidir.

Çocukluğumdan beri şuna inanırım: Bir şehri tanımak istiyorsanız önce mutfağına girin. Çarşısını gezmeden önce fırınından çıkan ekmeğin kokusunu duyun, yaşlı bir teyzenin kaynattığı kazanı dinleyin. Çünkü bir memleket kendini en çok sofrasında anlatır.

Eskiden yemek yapmak sadece karın doyurmak değildi. Bağ bozumunu beklemekti. Harman kaldırmaktı. Komşunun kapısını çalmaktı. Misafir gelmeden sofraya oturmamaktı. Bir tabak yemeğin içine sadece malzeme değil, sabır, emek ve hatıra da konurdu.

Bugün Rize’nin mısır ekmeğinde yağmurun bereketi, Afyon’un tandırında komşuluk, Malatya’nın kayısısında çocukluk, Gaziantep’in yuvalamasında ustalık, Adana kebabında ateş terbiyesi, Mardin sofrasında ise farklı kültürlerin kardeşliği vardır.

Elazığ’a gelince… Üzüm yalnızca bağda yetişmez. Orcik yapılırken kazan başında edilen sohbetlerde, pestil serilirken uzanan komşu ellerinde, bağ bozumu türkülerinde büyür. Çocukluğumda büyüklerimizin kazan başında sabahladığını izlerdim. O gün bunun kültür olduğunu bilmiyorduk; bize göre hayatın kendisi buydu.

İşte bugün kaybetme tehlikesi yaşadığımız şey tarifler değil, o hayatın kendisidir. Doksan yaşındaki bir ninenin hafızasında kalan yemek, belki de yüzyılların son tanığıdır. O insanı kaybettiğimizde sadece bir lezzeti değil, bir medeniyet parçasını da toprağa emanet ediyoruz.

Bu yüzden gastronomiyi yalnızca şık tabaklardan ibaret görmüyorum. Asıl görevimiz köy köy dolaşıp büyüklerimizi dinlemek, unutulan yemekleri olduğu kadar onları doğuran hikâyeleri de kayıt altına almaktır.

Çünkü inanıyorum ki bir millet mezar taşlarını unutmadan önce mutfağını unutur. Sofrasını kaybeden toplum, zamanla birbirini dinlemeyi de bırakır.

Geleceğe bırakacağımız en büyük miras daha yüksek binalar değil; dedelerimizin kurduğu sofraları yeniden kurabilmektir.

Tarifler yazılır, ölçüler ezberlenir. Ama miras ancak yaşanır ve yaşatılır.

Tüm hakları saklıdır © 2019 Mutfak Magazin