Türkiye kuru meyvelerin ihraç fiyatlarında da belirleyici olacak
Dünya Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresi’ne misafir konuşmacı olarak katılan ünlü kalp doktoru Mehmet Öz, kongre tarihine geçen bir konuşma gerçekleştirdi.
Türkiye üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı da, dünya genelinde fiyatların oluşmasında da belirleyici ülke olmak için harekete geçti.
Amerika Birleşik Devletleri’nde düzenlenen Dünya Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresi’nde konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin kuru meyveler ve fındık sektörlerinde dünyanın en önemli üretici ve ihracatçı ülkesi olduğunu, bu gücümüzün böylesi uluslararası platformlarda dile getirilmesinin önemli olduğunu ifade etti.
Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Toprak Mahsulleri Ofisi’nin kuru meyve sektöründe fiyat istikrarının sağlanması için geçtiğimiz yıllarda alım yaptığını hatırlatan Pakdemirli, TMO’nun kuru meyve alımı yapması konusunda çalışmaların yapıldığını, sürdürülebilir bir üretim ve ticaretin sağlanması için gerekli adımları atmaya devam edeceklerini dile getirdi.
Öz: “Kendinizi seviyorsanız kuru meyve tüketin”
Dünya Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresi’ne misafir konuşmacı olarak katılan ünlü kalp doktoru Mehmet Öz, kongre tarihine geçen bir konuşma gerçekleştirdi.
Sağlıklı bir yaşam için insanın kendisi sevmesi ve kendine iyi bakması, egzersiz yapması, yeterli uyuması ve işlenmiş gıdalardan uzak durması gerektiğini ifade eden Dr. Öz, katılımcılara sağlıklı kuru meyveler tüketmeleri tavsiyesinde bulundu.
Ünlü Doktor Mehmet Öz, 21. yüzyıl insanının yaşlanmayı geciktirmek istediğini ve 100 yaşın üzerinde yaşamak istediğini, gıda tüketiminde tercihini buna göre yaptığını dile getirdi. Kuru meyvelerin faydalarını anlatan Öz, “Kuru meyve şeker muhteviyatını dengeliyor, kuru yemiş diyetleri obeziteyi minimize edebiliyor, kolestorole iyi geliyor, kemik gelişimlerinde çok faydalı, kuru meyveyi doğru zaman planlayıp tüketirsen zayıflarsın, kalori değeri tatmin duygusu daha az yiyerek zayıflamış oluyorsun. Ben yaşlı değilim ve de yaşlanmak istemiyorum diyor bu yüzyılın tüketicileri daha uzun yaşamak için neler yiyoruz diye bakıyor insanlar. Kayası, kuru üzüm, incir burada öne çıkıyor. Kuru meyveler ve Tabiki sürdürülebilirlik çok önemli” şeklinde konuştu.
Kuru meyve üreticilerine ve ihracatçılarına da tavsiyelerde bulunan Doktor Öz, sözlerini şöyle tamamladı; “Kuru meyve tanıtımlarımızı duygularımızı da katarak anlatıp tanıtmak tüketimi arttırmalıyız. İnsanlar insan sağlığına uygun, ilaç kalıntısız temiz ürünler yemek yiyorlar ve etiketlerine bakıyorlar. Sosyal medya ile insanları tüketim toplumu haline getirmeliyiz. Üretim yaparken, yaşadığımız dünyayı da temiz tutmamız gerektiğini unutmamalıyız”
Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, dünya genelinde kuru meyve ve kabuklu meyvelerin kaderinin belirlendiği en üst istişare organı olan Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Konseyi (International Nut and Dried Fruit Council-INC)’nde Türkiye’nin Tarım ve Orman Bakanı düzeyinde temsil edilmesinin sektöre büyük güç verdiğini kaydetti.
Alivre satışın önüne geçmeliyiz
Türkiye’nin kuru meyve üretim ve ihracatındaki dünya liderliğini, fiyat politikalarının belirlenmesinde de göstermesi için çaba gösterdiklerini anlatan Celep, “Türkiye’ye yıllık ortalama 1 milyar dolar döviz kazandıran çekirdeksiz kuru üzüm, kuru kayısı ve kuru incirden daha fazla döviz kazanmamız için alivre satışların önüne geçmemiz gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin ve TMO’nun oyun kuruculuğu ile bu sorunun üstesinden geleceğiz. 2017-18 sezonunda TMO 5 bin ton kuru üzüm alarak Türk üzüm üreticisinin ürününün 4 liradan 6-7 TL bandına taşınmasını sağladı, ülkemiz 100 milyon dolar daha fazla döviz elde etti. Bizim görevimiz ithalatçıların daha ucuza Türk üzümünü almasına aracılık etmek yerine Türk üreticisinin ürününün katma değerli ihracatına aracılık etmek” diye konuştu.
Dünya Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresi’nde Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Bilge Göksan, kuru incir ile ilgili sunum yaparken, EİB üyesi Usta gıda firması temsilcisi Miray Usta Olutbay da kuru kayısı ile ilgili bir konuşma yaptı. Dünyada faaliyet gösteren birliklerin temsilcilerinin bir araya geldiği Inter Global Board Meeting toplantısında da EİB’den Ece Tırkaz EİB’nin çalışmaları hakkında bir sunum gerçekleştirdi.
Kuru ve kabuklu meyvelerin kaderinin belirlendiği INC Kongresi’ne Türkiye’den Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Aylin Çağlayan Özcan, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep ve 120 sektör temsilcisi katıldı.
Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından yürütülen Turkish Dried Fruits isimli URGE Projesi katılımcısı 8 firma ilk pazarlama faaliyetini INC Kongresi kapsamında ABD’ye gerçekleştirdi.
Ege İhracatçı Birlikleri’nin, Türkiye Tanıtım Grubu işbirliğinde hayata geçirdiği, “Organik Sektörünün Tanıtımı, Tanınırlığının ve Güvenirliğinin Arttırılması Projesi”de INC Kongresi’nde açılan stant ile tanıtıldı.
Türk kuru meyvelerinin daha katma değerli şekilde değerlendirilmesi için Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal ve TMO yetkilileri ile Ege İhracatçı Birlikleri’nde sektör paydaşlarının bir araya gelmesi konusunda da mutabakata varıldı.
Gastronomide Yeni Dönem: Şefler Böcek Proteiniyle Sınırları Zorluyor
Dünyanın prestijli restoranları, karbon ayak izini düşürmek ve sürdürülebilirliği sağlamak adına böcek proteini kullanmaya başladı. Yeni gastronomi trendini inceliyoruz.
Dünya genelinde yaklaşık 2 milyar insanın beslenmesinde uzun yıllardır yer alan böcekler, artık sadece Asya veya Afrika’nın sokak lezzetleri olmakla kalmıyor; Batı dünyasının prestijli restoranlarının ve genç şeflerin menülerine girmeye başlıyor. Bir zamanlar “egzotik” ve hatta “tabu” olarak görülen bu protein kaynakları, bugün sürdürülebilir gastronomi hareketinin en dikkat çekici aktörlerinden biri konumunda.
Sadece Bir Lezzet Arayışı Değil, Gezegen İçin Bir Gereklilik
Gastronomi, artık yalnızca damak tadına hitap eden, estetik kaygılarla sınırlı bir alan olmaktan çıktı. Çevresel sorumluluk, karbon ayak izinin düşürülmesi ve sürdürülebilir üretim modelleri, artık menü planlamasının kalbinde yer alıyor. Geleneksel hayvancılık sektörünün küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 14,5’inden sorumlu olduğu düşünüldüğünde, şeflerin ve restoran sahiplerinin alternatif arayışlarına girmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine de yansıyan bu gerçeklik ışığında böcek yetiştiriciliği; daha az arazi ve su gerektirmesi, sera gazı salımının minimum seviyede olması ve yemden proteine dönüşüm oranının yüksekliğiyle öne çıkıyor. Bu nedenle karbon ayak izini düşürmek isteyen yeni nesil restoranlar için böcek proteini, hem etik hem de stratejik bir tercih.
Görünmez Formda Sunum: Asıl Bariyer Psikolojik
Elbette böceklerin mutfaktaki yeri tartışılırken, en büyük engel lezzet veya besin değeri değil; toplumsal kabul ve psikolojik bariyerler. Böceğin tabakta bütün halde sunumu, çoğu tüketicide halen direnç yaratıyor. Ancak şefler, bu sorunu aşmak için yaratıcı stratejiler geliştiriyor. Ürünü “görünmez” kılarken aromasını ön plana çıkarmak, şu an için en başarılı yöntem.
Örneğin; cırcır böceği ununun kavrulmuş ve fındıksı aroması, un kurdunun hafif umami profili modern mutfaklarda yepyeni tat kombinasyonlarına kapı aralıyor. Öğütülmüş formda böcek proteinleri; makarna, kraker, sos ve protein bar gibi ürünlerde kullanıldığında tüketici kabulü oldukça yüksek seviyelere çıkıyor. Asıl amaç bir “şok etkisi” yaratmak değil; gezegenin kaynaklarını çok daha verimli kullanmak.
Avrupa’da Yasal Zemin ve Türkiye’nin Tutumu
2021 yılında Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından kurutulmuş sarı un kurdunun insan tüketimi için güvenli olarak değerlendirilmesi, Avrupa pazarında böcek bazlı ürünlerin yaygınlaşmasını hızlandıran en büyük adımlardan biri oldu. Bu yasal zemin sayesinde pek çok Avrupalı gıda girişimi ve restoran, menülerini daha rahat şekillendirebilir hale geldi.
Peki ya Türkiye? Türk mutfak kültüründe böcek tüketiminin geleneksel bir yeri olmasa da, sürdürülebilir gastronomi tartışmaları akademik ve profesyonel çevrelerde giderek hız kazanıyor. Yakın vadede ana akım bir protein kaynağı olarak sofralarımıza gelmesi zor görünse de; sporcu beslenmesi, fonksiyonel gıdalar ve özellikle genç, yenilikçi şeflerin “şef restoranı” konseptlerinde niş bir alan bulması oldukça muhtemel.
Gelecekte ne yiyeceğimizi yalnızca damak tadımız değil, yaşadığımız gezegenin sınırları da belirleyecek. Tabağımızdaki bu ufak değişimler, devasa çevresel kazanımlara dönüşme potansiyeli taşıyor.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Böcek proteini sağlığa zararlı mıdır?
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) gibi kurumlar, belirli böcek türlerinin (örneğin sarı un kurdu) insan tüketimi için güvenli olduğunu onaylamıştır. Ancak kabuklu deniz ürünlerine alerjisi olan kişilerin tüketmeden önce dikkatli olması önerilir.
Böceklerin tadı neye benziyor?
Türüne ve hazırlanış şekline göre değişmekle birlikte, genellikle kavrulmuş kuruyemiş (özellikle cırcır böceği unu) ve hafif umami (un kurdu) profiline sahip oldukları belirtilmektedir.
Restoranlarda böcekler bütün olarak mı servis ediliyor?
Çoğunlukla hayır. Psikolojik bariyerleri aşmak adına şefler genellikle böcekleri un haline getirerek (öğüterek) makarna, kraker veya sosların içinde “görünmez” bir formda kullanmayı tercih ediyorlar.
Türkiye’nin deniz ürünleri uzmanı mezzeMarin, profesyonel mutfakların ihtiyaçlarına yanıt veren donuk somon steak ürünüyle hem lezzet hem de pratikliği bir arada sunuyor.
Gastronomi dünyasında, misafirlere her seferinde aynı standartta, taze ve kaliteli bir ürün sunmak her profesyonel mutfağın en büyük sınavlarından biridir. Özellikle deniz ürünleri söz konusu olduğunda, tazeliği korumak ve porsiyon kontrolünü sağlamak ekstra bir özen gerektirir. İşte bu noktada Türkiye’nin deniz ürünleri uzmanı mezzeMarin, HORECA sektörünün beklentilerini karşılayacak yeni bir ürünle karşımıza çıkıyor: Donuk Somon Fileto / Steak.
Somonun Sofralardaki Yeri ve Standardizasyonun Önemi
Somon, zengin Omega-3 içeriği, kendine has dokusu ve lezzetiyle restoran menülerinin vazgeçilmez deniz ürünlerinden biri. Ancak yoğun bir restoran mutfağında, bütün bir somonu işlemek, eşit gramajlarda porsiyonlamak ve bunu yaparken fire vermemek oldukça zorlu bir süreçtir. mezzeMarin Donuk Somon Steak, tam olarak bu sorunu çözmek için tasarlanmış.
Özenle dilimlenmiş somon steak’ler, her pakette eşit porsiyon yapısı sunuyor. Bu durum, şeflere sadece mutfakta zaman kazandırmakla kalmıyor, aynı zamanda işletmelerin maliyet kontrolünü de büyük ölçüde kolaylaştırıyor. Her tabakta aynı kaliteyi ve gramajı sunabilmek, profesyonel mutfaklarda güvenilirliğin en temel anahtarıdır.
Soğuk Zincir Teknolojisiyle Korunan Tazelik
Deniz ürünlerinde “donuk” kelimesi bazen önyargılara sebep olsa da, modern dondurma teknolojileri sayesinde ürünler, denizden çıktığı andaki besin değerini ve tazeliğini ilk günkü gibi koruyabiliyor. Donuk formda sunulan mezzeMarin somonları, en katı soğuk zincir koşullarında işlenip dondurulduğu için ihtiyaç anında çözülüp kullanıma hazır hale geliyor.
Yoğun mutfak temposunda, şeflerin sipariş anında doğrudan işleyebileceği bir ürüne sahip olması hem zaman hem de iş gücü açısından büyük bir tasarruf sağlıyor. Ayrıca, ürünün raf ömrünün uzun olması sayesinde, işletmelerin atık yönetimi ve gıda israfı konusunda da avantajlı bir konuma geçmesine yardımcı oluyor.
Farklı Pişirme Teknikleriyle Uyumlu
İyi bir somon steak’in en güzel yanı, mutfaktaki yaratıcılığa tamamen açık olmasıdır. İster döküm tavada mühürlenip dışı çıtır, içi sulu bırakılsın; ister ızgarada o hafif isli lezzeti alsın; isterseniz de fırında taze otlar ve zeytinyağı ile yavaşça pişirilsin. mezzeMarin Donuk Somon Steak, tüm bu pişirme tekniklerine mükemmel bir şekilde uyum sağlıyor.
Restoranlardan otellere, catering operasyonlarından yoğun açık büfelere kadar geniş bir kullanım alanına sahip olan bu ürün, menülerde besin değeri yüksek ve lezzetli bir ana yemek alternatifi olarak öne çıkıyor. Hem pratikliği hem de lezzetiyle mutfak profesyonellerinin yeni favorisi olmaya aday.
Türkiye’de HORECA sektörünün güvenilir çözüm ortaklarından biri olan mezzeMarin, bu yeni ürünüyle hız, verim ve tutarlı lezzeti bir araya getirerek gastronomi dünyasına katkıda bulunmaya devam ediyor. Profesyonel mutfakların işini kolaylaştıran bu tür yenilikleri menülerde daha sık görmeyi diliyoruz.
Profesyonel Mutfakların Yeni Gözdesi: mezzeMarin Donuk Somon Steak
Türkiye’nin deniz ürünleri uzmanı mezzeMarin, HORECA sektörü için geliştirdiği Donuk Somon Fileto/Steak ürünüyle mutfaklarda lezzet, pratiklik ve standardizasyonu bir araya getiriyor.
Gastronomi dünyasında hız, standardizasyon ve kalite, başarılı bir işletmenin temel taşlarını oluşturuyor. Özellikle HORECA (Otel, Restoran ve Kafe) sektöründe, her tabakta aynı lezzeti ve sunumu yakalamak, hem müşteri memnuniyeti hem de maliyet kontrolü açısından büyük bir önem taşıyor. Türkiye’nin önde gelen deniz ürünleri uzmanlarından mezzeMarin, bu ihtiyaca yenilikçi bir çözüm sunarak “Donuk Somon Fileto / Steak” ürünüyle profesyonel mutfakların vazgeçilmezi olmaya aday.
Mutfakta Standardizasyonun Önemi
Bir restoranın başarısı, sadece sunduğu lezzetle değil, o lezzeti her seferinde aynı standartta sunabilmesiyle ölçülür. Yoğun servis saatlerinde mutfak ekibinin üzerinde oluşan baskı, porsiyonlamada ve pişirme sürelerinde tutarsızlıklara yol açabilir. İşte tam bu noktada mezzeMarin’in özenle dilimlenmiş somon steakleri devreye giriyor. Eşit porsiyon yapısı sayesinde mutfaklarda tam bir standardizasyon sağlayan bu ürün, şeflerin işini büyük ölçüde kolaylaştırıyor.
Her bir dilimin gramajının ve kalınlığının aynı olması, pişirme sürelerinin de standartlaşmasını sağlıyor. Bu sayede, ister ızgarada ister fırında pişirilsin, her seferinde mükemmel dokuda ve lezzette somonlar servis edilebiliyor. Ayrıca, eşit porsiyonlar işletmelerin maliyet kontrolünü de kusursuz bir şekilde yapabilmesine olanak tanıyor. Fire oranını minimuma indiren bu sistem, mutfak ekonomisine ciddi bir katkı sağlıyor.
Soğuk Zincirin Gücü: Tazelik ve Besin Değeri
Deniz ürünlerinde en kritik nokta şüphesiz tazeliktir. Gelişen şoklama teknolojileri sayesinde, doğru zamanda dondurulan ürünler, taze ürünlerden bile daha yüksek besin değerine ve lezzete sahip olabiliyor. mezzeMarin, donuk formda sunduğu somonları, en taze anında şoklayarak soğuk zincir koşullarında koruma altına alıyor.
Bu sayede somonun o kendine has dokusu, rengi ve yüksek Omega-3 değeri ilk günkü gibi muhafaza ediliyor. İhtiyaç anında kolayca çözdürülüp kullanıma hazır hale gelen ürün, yoğun mutfak temposunda hem zaman hem de iş gücü tasarrufu sağlıyor. Şefler, taze balık temizleme ve porsiyonlama gibi zaman alan işlemlerle uğraşmak yerine, yaratıcılıklarını tabak sunumlarına odaklayabiliyorlar.
Farklı Pişirme Tekniklerine Tam Uyum
Profesyonel mutfaklarda esneklik çok önemlidir. Bir malzemenin farklı menülerde ve farklı tekniklerle kullanılabilmesi, o malzemenin değerini artırır. mezzeMarin Donuk Somon Fileto / Steak, bu esnekliği fazlasıyla sunuyor.
Izgarada mühürlenerek dışı çıtır, içi sulu bırakılabilir; tavada tereyağı ve taze baharatlarla lezzetlendirilebilir veya fırında sebzelerle birlikte sağlıklı bir alternatif olarak sunulabilir. Restoranların alakart menülerinden otellerin açık büfelerine, catering operasyonlarından özel davetlere kadar çok geniş bir kullanım alanı bulan bu ürün, menülere hem besin değeri hem de görsel zenginlik katıyor.
HORECA Sektörü İçin Güvenilir Bir Çözüm Ortağı
Türkiye’de gastronomi sektörü hızla büyürken, tedarik zincirindeki güvenilirlik de giderek daha fazla önem kazanıyor. İşletmeler, kalitesinden emin oldukları, sürdürülebilir ve standart ürünler arayışındalar. mezzeMarin, profesyonel mutfakların ihtiyaç duyduğu hız, verim ve tutarlı lezzeti bir araya getirerek HORECA sektörünün güçlü bir çözüm ortağı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Sonuç olarak, kaliteli malzeme kullanmak, lezzetli yemekler yapmanın ilk ve en önemli kuralıdır. mezzeMarin’in Donuk Somon Steak ürünü, bu kuralı pratiklik ve standardizasyonla birleştirerek modern mutfakların en büyük yardımcılarından biri olmaya aday görünüyor. Denizden gelen bu pratik lezzet, şeflerin yaratıcılığıyla birleştiğinde ortaya çıkacak tabakları tatmak için sabırsızlanıyoruz.