Haberler
Ekvador’dan Yale’e: Şef Rodrigo Pacheco’nun ‘Ormandan Sofraya’ Devrimi
Ekvadorlu şef Rodrigo Pacheco, dünyanın en büyük yenilebilir ormanını yarattı. Geçtiğimiz hafta Yale Üniversitesi’nde sürdürülebilir gastronomi vizyonunu paylaştı. Peki Türkiye’nin kendi orman-sofra ilişkisi ne durumda?
Bir şef, 150 hektarlık çörümüş araziyi yeniden ağaçlandırıyor. Ormanın ortasında ateşte yemek pişiriyor. Yale Üniversitesi’ni ağırlıyor. Bu, bir restoran hikâyesi değil; bir ekolojik manifesto.
Ekvadorlu şef Rodrigo Pacheco, dünyanın en büyük “yenilebilir orman’ını yaratan isim. FAO tarafından “Food Hero” ilan edildi. Geçtiğimiz hafta Yale Üniversitesi’nde bir haftalık residency yaptı. Ve sorduğu soru şuydu: “Yemek pişirmek kolay kısım. Asıl mesele, mutfağı gezegenin geleceği için nasıl kullanırız?”
Ormanın İçinde Bir Mutfak
Pacheco’nun Bocavaldivia adlı araştırma ve geliştirme restoranı, Ekvador’un Pasifik kıyısındaki Puerto Cayo’da. Ama bu, herhangi bir restoran değil. Önce 150 hektarlık çörümlüş arazi alındı. Sonra, dokuz yılda, bu arazi bir ormana dönüştürüldü.
Bugün ormanda: mor patates, mısır, kakao, papaya, biber, ananas, avokado, kabak. Hepsi yerli türler. Hepsi biyoçeşitliği koruyor. Ve ormanda yaşayanlar: kızıl yüzlü papağanlar, kukri maymunlar, nesli tükenmekte olan diğer hayvanlar.
Pacheco’nun mutfağı, ormanın tam ortasında, açık ateşte. “Kiler canlı. Tüm malzemeler orada. Yüzde 100 sürdürülebilir değiliz ama neredeyse. Gelirseniz, sizin için balık tutarız, otlar toplarız, hasat yaparız. Seramikten kendi tabaklarımızı bile yaparız,” diyor.
Yale’de Ne Yaptı?
Pacheco, Yale’in Global Table programı kapsamında bir hafta kaldı. Bu program; Yale MacMillan Center, Yale Hospitality ve Yale Schwarzman Center arasında bir işbirliği. Amaç: yemek aracılığıyla insanları birleştirmek, kültürel farkındalık yaratmak, gezegen için ortak sorumluluk duygusu oluşturmak.
Pacheco’nun Yale’deki programı yoğundu:
- Yale Hospitality şefleriyle sürdürülebilir gastronomi tekniklerini paylaştı
- Yerli Amerikan Kültür Merkezi ve Latin Amerikan Kültür Merkezi öğrencileriyle buluştu
- Wooster Square Farmer’s Market ve Sanctuary Kitchen’te (mülteci ve göçmenlerin mutfak geleneklerini koruyan bir organizasyon) yerel toplulukla yemek pişirip paylaştı
- “What We Eat” adlı bir lisans yemek araştırmaları seminerine katıldı — öğrencilerle birlikte manakeesh (Ortadoğu flatbread) yaptı
Semineri veren Alison Coleman, öğrencilerin araştırma konularını anlattı: Yerli bitkisel şifa pratiklerinden kırsal gıda erişim eşitsizliğine, muz kabuğunun besinsel ve ekolojik potansiyeline kadar. Pacheco, her birini dinledi, sorular sordu, ilham verdi.
Akşam Yemeği: Üç Perdelik Bir Macera
Pacheco’nun Yale’deki ana etkinliği, Schwarzman Center’ın President’s Room’unda verdiği bir akşam yemeğiydi. Yaklaşık 50 kişi. Menü, “üç perdelik bir macera” olarak tasarlandı.
Birinci Perde: Mavi Yemek ve Orman
Ceviche: Kıyıdan tutulmuş balık, tamarind, fıstık, biberiye, altın plantain. Pacheco’nun “mavi yemek” felsefesi: sürdürülebilir, besleyici, düşük karbon ayak izli su ürünleri.
Orman Tabak: Dumanlanmış geyik, yabani meyveler, toplanmış mantarlar, tohumlarla yapılmış bir “orman krakeri”. Yanında, Ekvador’dan getirdiği çam ağaçlarının dumanıyla infüze edilmiş köpüklü bir geyik suyu.
Chakra: Ekvador’un Kichwa halkının geleneksel agro-ormancılık sistemi. Kassava, meyve ağaçları, otlar bir arada. Yerel sebzeler bu ruhla sunuldu.
İkinci Perde: Yerli Bilgelik
Maito: Geleneksel Amazon yemeği. Polenta ve yabani domuz, büyük yapraklara sarılıp közlenmiş. Yanında neapia — Amazon’un siyah biber sosu.
Pacheco, yemeği sunmadan önce uyardı: “Birçok Ekvador kültürü şeker veya tuz yemez. Ama baharat yer. Çok baharat. Dikkatli olun.”
Üçüncü Perde: Çikolata ve Sürpriz
Çikolatalı mus: Üzerine bol çikolata sosu. Pacheco, 5.500 yıllık Mayo-Chinchipe kültüründen kalma bir kapının replikasıyla kişisel olarak çikolata döktü. Bir atalar ritüelinden ilham alındı.
Son sürpriz: Synsepalum dulcificum — Batı Afrika’dan kırmızı bir meyve. Pacheco misafirlere şunu sıkı önerdi: önce limon tadın, sonra meyveyi ye, bir dakika bekle. Ve beklediler. Gözleri büyüdü. Çünkü bu meyve, ekşiş tatlı gösteriyor. Bir lezzet yolculuğunun mükemmel finali.
Pacheco’dan Önce Kimler Geldi?
Global Table programının dördüncü konuğu Pacheco. Öncekiler:
- Jeong Kwan (Güney Kore) — Budist rahibe ve şef, dağ tapınağından Yale’e
- Ebru Baybara Demir (Türkiye) — Mardin’den çıkan, sürgün ve göçmen kadınları istihdam eden şef
- Selassie Atadika (Gana) — Afrika mutfağını modernize eden şef
Bu liste, programın ne kadar kültürel ve coğrafi olarak geniş bir vizyona sahip olduğunu gösteriyor. Ve Türkiye’den Ebru Baybara Demir’in bu listede olması, Türk gastronomi dünyasının kültürel diplomaside ne kadar önemli bir yere sahip olduğunun kanıtı.
Türk Okuyucu İçin Ne Anlama Geliyor?
Pacheco’nun hikâyesi, Türkiye için bir ayna. Çünkü Anadolu’nun kendi orman-sofra ilişkisi var:
- Kazdağları’nın mantar kültürü
- Karadeniz’in fındık ormanları
- Ege’nin zeytinlikleri
- Akdeniz’in narenciye bahçeleri
Ama Pacheco’nun yaptığı, sadece yetiştirmek değil; ekosistemi yeniden inşa etmek. 150 hektarlık çörümüş araziyi ormana dönüştürmek. Biyoçeşitlilik koridoru oluşturmak. Yerli topluluklarla doğrudan çalışmak.
Türkiye’de bunun örnekleri var mı? Var. Ama Pacheco kadar sistematik ve külresel ölçekte değil. Belki de Türkiye’nin kendi “sürdürülebilir gastronomi” vizyonuna ihtiyacı var. Ve belki de bu vizyon, Pacheco’nun Ekvador’undaki ormandan daha yakında başlayabilir: bir zeytin ağacından, bir mantar toplama kültüründen, bir köy sofrasından.
Çünkü Pacheco’nun dediği gibi: “Yemek pişirmek kolay. Asıl mesele, bu yeteneği gezegenin geleceği için nasıl kullanacağımız.”
Kaynak: Yale University News (19 Mayıs 2026), Gastromasa, FAO Food Heroes