Gastronomi

Ramen Kültürünün Derinlikleri: Bir Çorbanın Ötesinde Japon Felsefesi

Dışarıdan bakan biri için ramen, sadece bir kase çorba: et suyu, erişte, birkaç dilim çiğ kök, yarı pişmiş yumurta. Ama Japonya’da ramen, bir kaseden

Published

on

Ramen Kültürünün Derinlikleri: Bir Çorbanın Ötesinde Japon Felsefesi

Dışarıdan bakan biri için ramen, sadece bir kase çorba: et suyu, erişte, birkaç dilim çiğ kök, yarı pişmiş yumurta. Ama Japonya’da ramen, bir kaseden çok daha fazlasıdır. O bir felsefedir, bir sanat formudur, bir zanaatkârın hayatını adadığı bir ibadet biçimidir. Batı’da “noodle soup” olarak indirgendiği yerde, Doğu’da bir şefin otuz yılını verebileceği bir arayıştır.

Bu yazıda rameni bir yemek olarak değil, bir felsefe ve kültür olarak ele alacağız. Kodawari ruhundan shokunin geleneğine, Tokyo’nun arka sokaklarındaki 4 kişilik dükkânlardan Türk çorba kültürüyle kurulabilecek köprülere kadar geniş bir perspektif.

Kodawari: Bir Kase Çorbada Mükemmellik Arayışı

Japon kültüründe “kodawari” diye bir kavram vardır. Bir işin peşinden, onu mükemmelleştirene kadar bıkmadan usanmadan gitmek. Bir marangozun bir ahşap birleştirme tekniğini kırk yıl boyunca geliştirmesi gibi, bir ramen ustasının da hayatını bir çorbanın peşinden harcaması gibi.

Japonya’da ramen ustaları yıllarını tek bir tarzı mükemmelleştirerek geçirir. Kimi tonkotsu (domuz kemiği suyu) çorbasını 36 saat kaynatmanın sırlarını öğrenmekle geçirir ömrünü, kimi shoyu (soya sosu bazlı) çorbanın beş farklı soya sosu karışımını tutturmak için laboratuvar gibi çalışır. Bir ramen ustasının en büyük gururu, dükkânına gelen her müşterinin kasedeki her damlayı içip bitirmesidir.

Bu adanmışlık Batı’da genellikle “obsesyon” olarak okunur. Oysa Japonya’da bu, bir erdemdir. Bir işi sıradanlıkla değil, adanmışlıkla yapma erdemi. Ramen, bu felsefenin en somut, en gündelik halidir. Gündelik olduğu için de sıradan değildir — tam tersine, gündelik olanı kutsama biçimidir.

Shokunin Ruhu: Zanaatkârın Yolu

Ramen felsefesinin ikinci ayağı “shokunin” kavramıdır. Shokunin, bir zanaatkârın sadece işini yapmakla kalmayıp, o işin ruhunu taşıması demektir. Bir ramen şefi shokunin olduğunda, sadece yemek pişirmez; malzemeye, müşteriye, mekâna ve geleneğe saygı duyar. Her bir kase, bu saygının bir ifadesidir.

Ivan Orkin — New York ve Tokyo’da ramen dükkânları olan, Batılı bir ramen ustası — shokunin ruhunu şöyle anlatır: “Tokyo’da ramen yapmayı öğrenirken ilk altı ay sadece erişte haşladım. Altı ay boyunca her gün sadece erişte haşlamak. Sonra bir gün usta bana çorbayı karıştırmama izin verdi. Bu bir ceza değil, bir eğitimdi. Her şeyin bir zamanı var.”

David Chang’in Momofuku imparatorluğu aslında ramen felsefesinin Batı’ya uyarlanmış bir versiyonudur. Chang, ramenin Japon kültüründeki yerini anlamış ve onu Amerikan mutfağına tercüme etmiştir. Momofuku Noodle Bar’ın başarısı, bir çorbanın arkasındaki felsefeyi anlamaktan geçer.

Basque Culinary Center’ın gastronomi felsefesi üzerine çalışmaları, shokunin ruhunun evrenselliğine dikkat çeker: İster Japon, ister Bask, ister Türk olsun, bir zanaatkârın malzemeye, tekniğe ve geleneğe saygısı aynıdır. Buna “aşçılık ruhu” diyebiliriz.


[GÖRSEL_2: Bir ramen kasesine odaklanmış yakın plan — buharda tüten berrak çorba, ince kıyılmış yeşil soğanlar, mükemmel pişmiş ajitsuke tamago yumurtası, çerçevenin dışında bir çift el kaseyi servise hazırlıyor. Yemek fotoğrafçılığı, derin odak.]

Counter Kültürü: Yalnız Yemek, Derin Saygı

Japonya’da ramen dükkânlarının çoğunda masa yoktur. Sadece bir tezgâh (counter) ve tezgâhın arkasında çalışan usta vardır. Bu düzen, ramen yemeyi sosyal bir ritüele dönüştürür. Müşteri ile usta arasında sözsüz bir iletişim kurulur. Usta her bir kaseyi özenle hazırlar, müşterinin önüne koyar ve sessizce başını eğer. Müşteri, kasenin sıcaklığını avuçlarında hisseder ve yemeye başlar.

Bu ritüelin en dikkat çekici yanı sessizliktir. Bir ramen dükkânında yüksek sesle konuşmak, telefona bakmak, selfie çekmek hoş karşılanmaz. Çünkü ramen yemek bir saygı eylemidir — çorbaya, ustaya ve o anın kendisine saygı. Batı’da bunu anlamak zordur; çünkü biz yemeği genellikle bir “sosyal aktivite” olarak görürüz. Oysa ramen felsefesinde yemek, bireyin kendisiyle baş başa kaldığı bir andır.

Ses sadece yemekten gelir — erişteyi höpürdetmek. Evet, Batı’da terbiyesizlik sayılan bu ses, Japonya’da ramen yemenin olmazsa olmazıdır. Çünkü erişteyi höpürdeterek yemek, hem tadı daha iyi almanızı sağlar (hava akışıyla aroma buruna taşınır) hem de ustaya “çorbanı beğendim” mesajı verir.

Türk Çorba Kültürüyle Paralellikler

İlk bakışta ramen ile Türk çorbaları arasında hiçbir bağ yokmuş gibi görünebilir. Ama biraz derine inince, aynı felsefi temellerle karşılaşırız. İşkembe çorbasını yıllarca aynı kıvamda pişiren usta, bir ramen şefinin tonkotsu çorbası için gösterdiği özeni gösterir. Nesilden nesile aktarılan mercimek çorbası tarifi, bir ramen ustasının shoyu çorbasını aktardığı gibi aktarılır.

Türkiye’de “aşçılık ruhu” dediğimiz şey, aslında shokunin’den farklı değildir. Malzemeye saygı, sabır, tekrar ve adanmışlık… İstanbul’da 50 yıllık bir çorbacının hikâyesi, Tokyo’da 50 yıllık bir ramen dükkânının hikâyesiyle aynıdır. Ramenin bize öğrettiği şey, yemek yapmanın evrensel bir felsefe olduğudur. Sadece pişirmek değil, adamak, saygı duymak ve aktarmak.

Ramen Dükkânları Hiyerarşisi ve Küresel Etki

Japonya’da ramen dükkânları kendi içinde bir hiyerarşiye sahiptir. En üstte, onlarca yıllık geleneği tek bir tarzda sürdüren “köklü dükkânlar” (rōten) vardır. Bunlar genellikle bir istasyonun arka sokağında, tabelasız, sadece beş kişilik tezgâhları olan yerlerdir. Orta sırada, geleneksel tarifleri modernize eden “yeni nesil” dükkânlar bulunur. En altta ise — ama bu “altta” olumsuz anlamda değil, farklı bir kategori — “gourmet ramen” dükkânları vardır: Michelin yıldızlı şeflerin ramen versiyonları, füzyon yorumlar.

Küresel ramen dalgası, artık Japonya sınırlarının çok ötesinde. Londra, New York, Paris, Melbourne, hatta İstanbul’da ramen dükkânları açılıyor. Ama gerçek ramen felsefesini anlamak için, bir kase çorbanın içindeki kodawari ruhunu görmek gerekir. Eriştenin kalınlığı, çorbanın berraklığı, yumurtanın pişme derecesi bir tesadüf değil; yılların birikimidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ramen neden sadece bir çorba değil?

Ramen, bir şefin yıllarını adadığı bir felsefenin ve zanaatkârlık geleneğinin (shokunin) somut ifadesidir. Her bir bileşeni ayrı bir mükemmellik arayışının (kodawari) ürünüdür. Bu yönüyle ramen, yemekten çok bir ibadet biçimi olarak tanımlanabilir.

Ramen neden höpürdetilerek yenir?

İki nedeni var: Birincisi, hava akışı aromaları buruna taşıyarak tadı zenginleştirir. İkincisi, höpürdetmek bir saygı ifadesidir — ustaya “çorbanı beğendim” demenin Japon kültüründeki en yaygın yoludur.

Shokunin ruhu nedir?

Bir zanaatkârın sadece işini yapmakla kalmayıp, o işin ruhunu taşıması, malzemeye, müşteriye ve geleneğe saygı duyması anlamına gelen Japon felsefesi kavramıdır. Ramen şefleri bu ruhun en belirgin temsilcilerindendir.

Türk mutfağında ramene benzer bir felsefe var mı?

Evet. Nesilden nesile aktarılan çorba tarifleri, yıllarca aynı lezzeti tutturmak için çalışan ustalar, malzemeye duyulan saygı — tüm bunlar shokunin ruhunun Türk mutfağındaki yansımalarıdır. İşkembeci, paçacı veya mercimek çorbacı ustaları da kendi alanlarında birer shokunin sayılabilir.

En iyi ramen nerede içilir?

Japonya’da Tokyo, Osaka ve Fukuoka ramenin başkentleridir. Yurt dışında New York (Ivan Ramen, Momofuku), Londra (Kanada-ya, Ippudo), Paris (Kodawari Ramen) öne çıkan adreslerdir. İstanbul’da da son yıllarda kaliteli ramen dükkânları açılmaya başlandı.

Sonuç: Bir Kase Çorba, Bir Ömürlük Ders

Ramen bize bir şey öğretiyor: Sıradan görünenin ardında olağanüstü bir adanmışlık olabilir. Bir kase çorba, bir insanın hayatını adadığı bir sanat eseri olabilir. Bunu görebilmek için sadece yemek değil, anlamak gerekir. Belki de bir dahaki sefere bir kase ramen önünüze geldiğinde, onu bir tabak yemek olarak değil, bir ustanın size uzattığı el olarak görmeyi deneyin. O zaman tadı da bir başka olacaktır.

Afiyet olsun, şerefe, itadakimasu.

Tüm hakları saklıdır © 2019 Mutfak Magazin