Haberler

Bakır Tepsi Ters Yüz Edildiğinde Masayı Susturan Divriği Pilavı

Sivas Divriği düğünlerinde bakır tepsilerde kat kat pişirilip sofranın ortasına ters çevrilerek sunulan kuzu etli ve bademli şölen pilavının hikayesi.

Published

on

Anadolu mutfak coğrafyasında pilav, yalnızca et yemeklerinin yanına iliştirilen mütevazı bir garnitür değil; düğünlerin, bayramların ve büyük aile buluşmalarının merkezinde parıldayan başlı başına bir şölen anıtıdır. Ancak bu zengin tencere geleneği içinde Sivas’ın Mengücekli beyliğine başkentlik yapmış tarihi ilçesi Divriği’de pişen pilav, sofraya geliş biçiminden pişirilme tekniğine kadar bambaşka bir zarafet taşır. Bakır tepsilerin dibine et, badem ve nohut katmanlarının nakış gibi işlendiği, fırında ağır ağır demlendikten sonra sofranın tam ortasında tek bir çevik hamleyle ters yüz edildiğinde masadaki herkesi büyüleyen Divriği pilavı, sabır ve ölçü dengesinin en somut kanıtıdır.

Katman Katman Dizilen Şölen Mimarisi

Klasik tencere pilavlarında malzemeler pirinçle birlikte kavrulup harmanlanırken, Divriği pilavında her malzemenin kendi kimliğini ve dokusunu koruduğu katmanlı bir pişirme mimarisi uygulanır. Bu yemeğin pişirildiği kap sıradan bir tencere değildir; dövme bakırdan yapılan, tabanı düz ve kenarları hafifçe yükseltilmiş geniş tepsilerdir. Bakırın ısıyı her noktaya eşit ve homojen biçimde iletmesi, alttaki etin yanmadan karamelize olmasını ve üstteki pirincin tane tane kabarmasını sağlar.

Tepsinin en altına, kemiklerinden ayrılmış ve saatlerce kısık ateşte kendi yağında lokum gibi pişen tiftiklenmiş kuzu eti yayılır. Etin üzerine haşlanmış kabuksuz yerel nohutlar, suda bekletilip kabukları soyulduktan sonra tereyağında hafifçe pembeleştirilmiş tatlı bademler ve tatlı-tuzlu dengesini kuran kuşüzümleri dizilir. Malzemeler tepsinin tabanına sıkıca bastırılır; çünkü tepsi ters çevrildiğinde bu zengin katman pilavın en üstünde bir taç gibi görünecektir.

Pirinç Tanelerinin Demlenme Disiplini

Et ve yemiş katmanının üzerine, önceden ılık tuzlu suda nişastası akıtılana kadar yıkanmış baldo veya yerel tohum pirinçler yayılır. Pirincin üzerine dökülen sıvı, yalnızca sade su değil; kuzu etinin saatlerce kaynatılmasıyla elde edilen jelatin ve ilik zengini sıcak et suyudur. Et suyunun içine karabiber, yenibahar ve az miktarda tarçın eklenerek Anadolu saray mutfaklarının koku hafızası tepsiye taşınır.

Pirinçlerin üzerine bol miktarda eritilmiş yayık tereyağı gezdirilir. Tepsinin üzeri kalın bir alüminyum veya bakır kapakla kapatılarak taş fırınların veya odun közlerinin üzerine oturtulur. Fırının içinde yaklaşık bir saat boyunca düşük ısıda demlenen pirinç, alttan yükselen et suyunun buharını ve kuzu etinin lezzetini içine çeker. Her bir pirinç tanesi kırılmadan uzar, etin yağıyla parıldayan diri bir dokuya kavuşur.

Ters Yüz Etme Ritüeli ve Sofradaki Sessizlik

Divriği pilavının en heyecan verici anı, fırından çıkan tepsinin dinlendirilmesinden sonra yaşanır. Tepsi fırından çıkar çıkmaz hemen açılmaz; yaklaşık yirmi dakika boyunca oda sıcaklığında dinlendirilerek katmanların birbirine kenetlenmesi beklenir. Ardından tepsinin üzerine geniş, düz bir sini kapatılır.

Usta veya evin büyüğü, iki eliyle kavradığı tepsiyi tek bir hızlı ve dengeli hareketle ters çevirir. Bakır tepsi yavaşça yukarı kaldırıldığında, ortalığa yayılan sıcak tereyağı, kuzu eti ve tarçın buharı masadaki tüm konuşmaları keser. Altta pişip üste geçen kızarmış bademler ve lime lime olmuş kuzu eti, altın sarısı pirinç dağının üzerinde kusursuz bir kubbe oluşturur. Divriği düğünlerinde bu pilav, bereketin ve cömertliğin en yüksek nişanesi olarak konuklara ikram edilir.

Mengücekli Taş Konaklarından Günümüze Uzanan Sofra Geleneği

Mengücekliler döneminden bu yana Divriği’nin taş konaklarında kurulan büyük yer sofralarında bu pilav, yanına eklenen buz gibi bir yayık ayranı ve kuru meyvelerden kaynatılmış vişne hoşafıyla birlikte sunulur. Pirincin yağı etin suyuyla öyle bir dengelenir ki, ağır bir yemek olmaktan çıkıp her lokmada damakta eriyen asil bir lezzete dönüşür.

Eski Divriği konaklarında düğün sabahları fırınlar erkenden yakılır, dev bakır siniler imece usulüyle hazırlanır ve yüzlerce misafire aynı anda ikram edilirdi. Tepsinin tabanında hafifçe kızaran ve yerel dilde ‘dibin kaymağı’ denilen çıtır katman ise sofranın en kıymetli lokması olarak misafirlerin en kıdemlisine pay edilirdi.

Sıkça Sorulan Sorular

Divriği pilavında neden kuzu eti tercih edilir?

Kuzu etinin kolajen yapısı ve doğal yağı, tepsinin tabanında ağır ateşte pişerken eriyerek pirince geçer ve pilavın kuru kalmasını engelleyerek yumuşak bir doku kazandırır.

Tepsi ters çevrildiğinde pilavın dağılmaması için ne yapılmalıdır?

Fırından çıkan tepsinin en az 15–20 dakika demlenip ılıması gerekir; bu dinlenme süresinde pirinçteki nişasta katmanları birbirine tutunur ve kek gibi kalıp halinde çıkar.

Divriği pilavında bademler nasıl hazırlanır?

Çiğ bademler sıcak suda bekletilerek kabukları soyulur ve tereyağında hafifçe altın sarısı renk alana kadar kavrulur; kavrulmuş bademler et katmanıyla birlikte tepsiye dizilir.

Bu pilav normal tencerede yapılabilir mi?

Geniş ve yayvan döküm basık tencerelerde de hazırlanabilir; ancak gerçek kalıp görüntüsü ve taban çıtırlığı için düz tabanlı bakır veya çelik fırın tepsisi en ideal sonucu verir.

Divriği pilavının yanına geleneksel olarak ne ikram edilir?

Sivas sofralarında bu zengin pilavın yanına soğuk yayık ayranı, vişne hoşafı veya süzme yoğurtlu salatalık cacığı eşlik eder.

Pilavın pirinci önceden kavrulur mu?

Hayır; Divriği pilavında pirinç kavrulmaz, yıkanıp süzüldükten sonra doğrudan çiğ olarak tepsiye dizilir ve fırında et suyunun buharıyla demlenerek pişer.

Kuşüzümü pilava ne zaman eklenir?

Kuşüzümleri önceden ılık suda şişirilir ve et katmanının hemen üzerine bademlerle birlikte dizilerek tatlı-tuzlu aromanın et suyuna geçmesi sağlanır.

Mengücekli Saray Ziyafetlerinden Kalan Bakır Sini Kültürü

Divriği pilavının arkasındaki felsefe, 12. ve 13. yüzyıllarda Mengücekoğulları Beyliği döneminde şekillenen saray mutfağı protokollerine kadar uzanır. O dönemde büyük askeri zaferlerin, barış anlaşmalarının ve hanedan düğünlerinin ardından kurulan yüzlerce kişilik divan sofralarında pilav, bolluğun ve konukseverliğin en somut ölçüsüydü. Pilavın tepsiden masaya kalıp gibi indirilmesi, aşçıbaşının ustalığını kanıtladığı bir prestij gösterisi sayılırdı.

Kullanılan dövme bakır sinilerin kalaylanma disiplini de bu lezzetin ayrılmaz bir parçasıdır. Kalayın homojen kalınlığı, et suyunun pirincin her tanesine aynı anda nüfuz etmesini sağlar ve tencere dibinde yanık değil, sadece hafifçe çıtırlaşmış bir lezzet kabuğu bırakır. Günümüzde Divriği konaklarında sürdürülen bu ritüel, Anadolu yemek kültürünün sabırla örülmüş en incelikli sayfalarından biridir.

Tüm hakları saklıdır © 2019 Mutfak Magazin