Connect with us

Haberler

88 Kurum ve İnisiyatif Zehirsiz Sofralar İçin Harekete Geçti

Yayınlanma zamanı

-

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin, Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında finanse edilen ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı (PAN Europe) ortaklığında yürüttüğü “Zehirsiz Sofralar” projesi Nisan 2019’da başladı. Buğday Derneği, bir yıl sürecek proje ile pestisitlerin olumsuz etkileri ve pestisitlere alternatif yöntemler hakkında üretici ve tüketicilerde farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Bu amaçlara ulaşmak için de bir sivil toplum ağı kurulmasına ön ayak olmayı, pek çok bilgilendirici materyalin olduğu bir web sitesi hazırlamayı ve oldukça kapsamlı bir kampanya yürütülmesini hedefliyor.

Kurulmakta olan Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, çalışma alanları gıda güvenliği ile kesişen, daha az pestisit kullanımı ve alternatif tarım ve mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması için savunuculuk yapacak, farklı alanlardan sivil toplum örgütleri ve sivil girişimleri bir araya getiriyor. Bu ağın birlikte hareket etmesi, sivil aktörlerin seslerinin daha güçlü çıkmasını, bilgi ve deneyimlerin paylaşılmasını ve daha etkin bir kampanya yürütülmesini sağlayacak.

Zehirsiz Sofralar birlikte mümkün!

Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nın ilk aşama toplantıları, 16 Mayıs 2019 tarihinde İzmir’de, 11 Haziran 2019 tarihinde İstanbul’da ve 13 Haziran 2019 tarihinde Ankara’da gerçekleşti.

Toplantılara toplam 68 sivil toplum örgütü ve sivil girişimi temsilen 123 kişi katıldı. Toplantılara katılamayan, ama ağa katılma talebini iletenlerle birlikte Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nda tüketici hakları, sağlık, tarım, gıda, ekolojik yaşam, doğa koruma ve çevre gibi farklı alanlarda uzmanlaşmış 85 STK ve inisiyatif bulunuyor.

Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nın ilk aşama toplantılarında ağın yapısı, işleyişi ve çalışma alanları tartışıldı; ağın, kısa, orta ve uzun vadeli hedefler belirleyerek hareket etmesi karara bağlandı ve ağa ait bir Yürütme Kurulu oluşturuldu. Paydaşların sorumluluk alanları tanımlandı ve Zehirsiz Sofralar Projesi hakkında görüş alışverişi yapıldı.

Kalıcı olması hedeflenen Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nın Eylül ayına kadar kuruluş aşamasını tamamlaması ve Kasım ayında pestisit kullanımının azaltılması ve alternatif yöntemlerin geliştirilmesi ile ilgili ortak bir kampanyaya başlaması hedefleniyor. Pestisitlerin zararları ve pestisitlere alternatif yöntemlerle ilgili Kasım ayında uluslararası bir konferans gerçekleştirilmesi planlanıyor ve aynı konularla ilgili Kasım ayında açılmak üzere kapsamlı bir web sitesi hazırlanıyor.

Tarımda kullanılan zehirlere karşı yan yana gelen kurumların oluşturduğu Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nın ilk aşama toplantıları yapıldı.
sdr

Pestisitlere karşı bir sivil toplum ağına neden ihtiyacımız var?

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Koordinasyon Kurulu Üyesi Oya Ayman’a göre, pestisitlerin etkileri konusunda daha fazla araştırma yapılmasına, kamuoyunun bilgilendirilmesine ve pestisit kullanımı azaltılırken, doğa dostu alternatif mücadele yöntemlerinin yaygınlaştırılması konusunda daha fazla işbirliği yapılmasına ihtiyacımız var. Ayman, ağın önemini; “Zehirsiz Sofralar STK Ağı, konunun farklı yönleriyle bütüncül bir şekilde ele alınmasını, bilgi ve deneyimlerin paylaşılmasını, sivil aktörlerin etkin bir kampanya yürüterek karar vericilerin harekete geçmesi için sesini daha güçlü duyurmasını sağlayacak” sözleriyle ifade ediyor.

Tarım ve gıdanın hayatın merkezinde yer aldığını belirten Greenpeace Akdeniz Gıda ve Tarım Proje Sorumlusu Berkan Özyer, Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nda olma nedenlerini şöyle açıklıyor: “Gıdanın tohumdan sofraya uzanan yolculuğu, insan haklarından iklim değişikliğine, adaletten toplumsal refaha, biyoçeşitlilikten kaynak tüketimine kadar hayatın her noktasına temas ediyor. Kökten değişmesi gereken çökmüş bir gıda sistemi var karşımızda. Bu yüzden tarım ve gıda üzerine çalışan, bu konuya ilgi duyan herkesin bir araya gelmesi, kendi uzmanlığını ortaya koyması çok önemli. Greenpeace Akdeniz olarak biz de elini taşın altına koyan her aktörle bir araya gelip ortak akılla sorunların teşhisini yapmak ve çözüm önerileri oluşturmak için bu ağı benzersiz bir önemde görüyoruz.”

Zehirsiz Sofralar Projesi Danışmanı Gıda Mühendisi Bülent Şık, Sivil Toplum Ağı’nın önemini şu şekilde açıklıyor: “Gıda güvenliği bir gıda maddesinin sağlığa uygun olmasını sağlamak için yapılan çalışmalar bütünüdür. Bu amaçla özünde kamusal nitelik taşıyan çeşitli çalışmalar yapılır. Kamusal çalışmaların sağlıklı yürütülmesi ise ancak yurttaşların da bu çalışmalara dâhil olabilmeleri ile mümkündür. Böylece yurttaşların bilgiye erişim haklarını kullanabilmeleri ve kamusal çalışmalardaki belirsizliklere ve yetersizliklere doğrudan müdahil olabilmeleri sağlanacaktır. Bu yapılabildiği ölçüde de yaşadığımız hayata dair bilgi ve becerimizin artacağı ve politik süreçlere müdahil olma imkânlarımızın çoğalacağı söylenebilir. Bu bağlamda çeşitli örgüt, yapı ve inisiyatifin gıdalardaki pestisit kalıntıları gibi önemli bir konuda kamuoyu farkındalığı yaratma ve tarımda pestisit kullanımını sonlandırma amacı ile bir araya gelerek “Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı” kurmasını çok önemli buluyorum.”

Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı’nda yer alan kurumlar:

350 Ankara

Afşar Balam Kadın Kooperatifi

Agrida Tarım ve Turizm Derneği

Akdeniz Koruma Derneği

Anadolu Kalkınma Derneği

Ankara Organik Üreticileri ve Müteşebbisleri Derneği

Antalya Gıda Topluluğu

Atölye Deneme Sanat ve Ekolojik Çalışmalar Derneği

Bağlıca Eğitim Çevre Dayanışma Derneği

Bardacık Gıda Topluluğu

Başka Bir Okul Mümkün Kooperatifi Renkli Orman Okulları- BBOM

Beşiktaş Kooperatifi Girişimi

BİTOT Gıda Topluluğu

Biyolojik ve Biyoteknik Mücadele Ürünleri Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği – BİOTED

Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

Bütün Çocuklar Bizim Derneği

Çankırı Eldivan Kadın Kooperatifi

Çekirdek Türetici

Çevre ve Arı Koruma Derneği – Çarık Derneği

Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı – ÇEKÜL

Çevreci Enerji Derneği

Çukurova İnsan Tohum ve Toprak Atölyeleri – ÇİTTA

Çukurova Organik Tarım Derneği

Demeter Tarım Derneği

Doğa Derneği

Doğa Koruma Merkezi

Doğal Besin, Bilinçli Beslenme Ağı – DBB

Doğal Yaşam Derneği

Doğu Anadolu Tarımsal Üreticiler ve Besiciler Derneği

Dört Mevsim Ekolojik Yaşam Derneği

Ege İhracatçı Birlikleri – EİB

Eko Harita

EKOLOG Ekolojik Girişimciler ve Gönüllüler Derneği

Ekoloji Kolektifi

Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği – ETO

Ekolojik Yaşam Derneği – EKODER

Erzurum Organik Güvenilir Gıda Üreticileri Derneği

Gastronomi ve Turizm Derneği

Gediz Ekoloji Topluluğu

Good4Trust

Greenpeace Akdeniz

Güneşköy Kooperatifi

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği- HASUDER

Homeros Gıda Topluluğu

İstanbul Permakültür Kolektifi

İşletme Kooperatifi Organik Üreticileri

Kanserle Dans Derneği

Kanserli Çocuklara Umut Vakfı- KAÇUV

Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Birliği Derneği

Kars Doğal Ürün Yetiştiricileri Derneği

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği

Kendin Olma Cesaretini Bul Platformu

Kirazlı Ekolojik Yaşam Derneği

Kocaeli Ekolojik Yaşam Derneği

Konya Organik Tarım Derneği

Koruyucu Tarım Derneği

Kozmetik Üretici ve Araştırmacıları Derneği

Kuzey Ormanları Savunması

Ne Yersen O’sun

Organik Üreticiler ve Sanayiciler Derneği – ORGÜDER

Originn Gıda Topluluğu

S.S. Temiz Hasat Tüketim Kooperatifi

Sağlık ve Çevre İttifakı (Health and Environment Alliance) – HEAL

Silivri Çevre Derneği

Sürdürülebilir Yaşam Derneği

Tarım Ekonomisi Derneği

Tarım ve Gıda Etiği Derneği

Tarımsal Ürün Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşları Derneği – KSKDER

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube

Tüketici Birliği Federasyonu – TBF

Tüketici Dernekleri Federasyonu – TÜDEF

Tüketici Hakları Derneği – THD

Tüketici Örgütleri Federasyonu – TÖF

Tüketiciler Derneği

Tüketiciyi Koruma Derneği – TÜKODER

Türk Kanser Derneği

Türk Toraks Derneği

Türkiye Biyoetik Derneği

Türkiye Biyologlar Derneği

Türkiye Ormancılar Derneği

Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği

Ulupınar Çevre Koruma, Geliştirme ve İşletme Kooperatifi

WWF Türkiye

Yavaş Gıda Derneği

Yeryüzü Derneği

Yeşil Düşünce Derneği

Zeytince Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

Tamamını Oku

Haberler

Kayalarda Saklı Bereket: Kapadokya’nın Doğal Narenciye Depoları

Akdeniz’in limon ve greyfurtlarının Kapadokya’nın volkanik tüf kayalarına oyulmuş doğal mağaralarında elektrik ve kimyasal kullanılmadan aylar süren olgunlaşma ve saklama mucizesi.

Published

on

Kapadokya volkanik kaya oyma mağaralarında doğal narenciye olgunlaştırma depoları

Türkiye’nin tarım ve gastronomi coğrafyasında ilk bakışta şaşırtıcı görünen muazzam bir lojistik döngü vardır: Akdeniz’in yakıcı güneşi altında Çukurova ve Erzin bahçelerinde toplanan yüz binlerce ton taze limon ve narenciye, hasadın hemen ardından yüzlerce kilometre kuzeye, Kapadokya’nın dondurucu kış şartlarına taşınır. Bu tersine göçün sebebi, bölgenin volkanik tüf kayalarına oyulmuş binlerce yıllık yeraltı depolarının sunduğu benzersiz doğal iklimlendirme mucizesidir.

Ürgüp, Ortahisar ve Kavak beldelerinde volkanik tüf tabakalarının altına oyulan devasa mağara depolar, modern elektrikli soğuk hava tesislerinin milyarlarca liralık enerji harcayarak bile taklit edemeyeceği bir mikroflora ve bağıl nem dengesi sunar. Sıfır karbon ayak iziyle çalışan bu kadim saklama zanaatı, Akdeniz narenciyesinin kabuğunu incelterek suyunu ve aromasını doruk noktasına ulaştıran yaşayan bir gastronomi köprüsüdür.

Volkanik Tüfün Termodinamik Sırrı: Sabit Isı ve İdeal Nem

Kapadokya’nın jeolojik yapısını oluşturan tüf kayalar, olağanüstü bir ısı yalıtım kapasitesine sahiptir. Dışarıda kışın eksi 15 derece ayaz varken veya yazın 35 derece kavurucu sıcaklık hüküm sürerken, mağaranın içi yılın 365 günü kendiliğinden 8 ila 10 derece sıcaklıkta sabit kalır.

Daha da önemlisi, gözenekli volkanik taşın kaynaktan çektiği nem sayesinde mağara içindeki bağıl nem oranı yüzde 85-90 aralığında dengelenir. Endüstriyel soğuk hava depolarında çalışan fanlar meyvenin suyunu çekip kabuğunu kuruturken; Kapadokya’nın nemli ve durgun havası, limonun canlılığını aylar boyunca ilk günkü diriliğinde korur. Bu süreçte meyve kendi kabuğundaki esansiyel yağları olgunlaştırır, asiditesi yumuşar ve kabuğu kağıt inceliğine ulaşır.

Kapadokya kaya depolarında ahşap kasalarda dinlendirilen taze limonlar

Yatak Limon: Dalından Sofraya Doğal Dönüşüm

Kasım ve Aralık aylarında mağaralara giren taze hasat yeşil limonlar, ahşap sandıklarda dinlendirilerek “Yatak Limon” haline gelir. Yaklaşık 6 ila 8 ay süren bu doğal olgunlaşma evresinde meyve hiçbir koruyucu parafin, mum veya kimyasal mantar ilacına maruz kalmaz.

Tüf kayanın doğal mikroflorası, zararlı bakterilerin üremesini engellerken meyvenin C vitamini ve antioksidan değerlerini korumasını sağlar. Yaz aylarında Akdeniz bahçelerinde narenciye bulunmazken, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanındaki restoranlara en sulu ve aromatik limonlar Kapadokya’nın bu karanlık ve serin kaya oyuklarından sevk edilir. Doğanın sunduğu coğrafi zenginliğin mutfak lojistiğiyle buluştuğu bu gelenek, Anadolu’nun gıda güvenliğindeki en bilgece adımlarından biridir.

Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)

Kapadokya mağara depolarında limonlar neden bozulmaz?

Volkanik tüf kayaların sağladığı sabit 8-10 derece sıcaklık, yüzde 90 bağıl nem ve hava sirkülasyonu sağlayan doğal bacalar, meyvenin kurumasını ve çürümesini tamamen engeller.

Yatak limon ile dalından yeni koparılan limon arasındaki fark nedir?

Yatak limon mağarada dinlendikçe kabuğu incelir, su oranı ve aroması artar; ekşi asiditesi daha yuvarlak ve dengeli bir lezzet profiline kavuşur.

Bu depolarda narenciye dışında hangi gıdalar saklanır?

Bölgedeki tüf kaya mağaraları aynı zamanda Niğde ve Nevşehir patateslerinin, yerel elmaların ve peynirlerin olgunlaştırılması ve kışlık muhafazasında da kullanılır.

Tamamını Oku

Haberler

Denizden Gelen Altın: Dalyanlarda Kefal Havyarı Zanaatı

Antik Karya kıyılarından günümüze uzanan 2500 yıllık lagün mirası: Dalyan has kefal yumurtalarının güneş, deniz tuzu ve doğal balmumuyla kehribara dönüşme zanaatı.

Published

on

Dalyan lagünlerinde geleneksel kefal havyarı ve balmumu kaplama zanaatı

Ege ile Akdeniz’in kucaklaştığı Köyceğiz Gölü ve Dalyan Deltası’nın labirenti andıran sazlık kanalları, antik çağlardan bu yana dünyanın en zengin sucul ekosistemlerinden birine ev sahipliği yapar. Kaunos antik kentinin kaya mezarları gölgesinde binlerce yıldır kesintisiz uygulanan geleneksel dalyan balıkçılığı, yalnızca sürdürülebilir bir avcılık yöntemi değil; aynı zamanda dünya gastronomi literatürünün en değerli deniz lezzetlerinden birinin doğduğu yerdir: Kefal Havyarı (Bottarga).

Akdeniz çanağında İtalya’nın Sardinya ve Fransa’nın Korsika kıyılarında “Bottarga”, Yunanistan’da “Avgotaraho” olarak bilinen bu altın sarısı kurutulmuş balık yumurtası, Anadolu kıyılarında has kefalin (Mugil cephalus) bilgeliğiyle üretilir. Doğanın, güneşin, tuzun ve saf balmumunun bir araya geldiği bu kadim zanaat, denizlerin sunduğu en yoğun umami konsantrasyonunu sofralara taşır.

Dalyanın Mimarisi: Doğanın Göç Koridoru

Dalyan sistemi, ahşap kazıklar ve saz çitlerle su kanallarına kurulan antik bir kapan mühendisliğidir. İlkbaharda Köyceğiz Gölü’nün besin açısından zengin tatlı sularına girip beslenen has kefaller, sonbahar aylarında (Eylül-Ekim) yumurtlamak üzere açık denize doğru göç eder. Bu göç sırasında dalyan tuzaklarında sıkıştırılan balıklar, trollerin aksine deniz tabanına ve yavru balıklara hiçbir zarar verilmeden seçilerek yakalanır.

Usta balıkçılar, havyar yapımına uygun olgun dişileri ayırır. Zanaatın en hassas kısmı burada başlar: Balığın karnı özel bıçaklarla milimetrik bir dikkatle yarılır ve “havyar kesesi” (mumbar) tek bir çizik bile almadan, zarının bütünlüğü korunarak çıkarılır. Zarın en ufak bir şekilde patlaması, tüm havyarın dağılmasına ve ziyan olmasına neden olur.

Geleneksel kurutulmuş ve balmumuyla kaplanmış altın sarısı Dalyan kefal havyarı

Tuz, Rüzgar ve Balmumu Zırhı

Çıkarılan havyar keseleri, kan pıhtılarından arındırıldıktan sonra kaya tuzu ile hafifçe tuzlanır ve tahta ızgaralar üzerinde gölgeli, rüzgar alan serin çardaklara serilir. Günlerce Akdeniz rüzgarı ve kontrollü güneşte kurutulan havyarlar suyunu kaybederek sertleşir, rengi parlak kehribar sarısına döner.

Kurutmanın ardından havyar, eritilmiş doğal sarı balmumuna (balmumu zırhı) daldırılır. Balmumu tabakası havyarın hava ile temasını tamamen keserek oksitlenmesini önler; yumuşaklığını ve zengin yağ asidi profilini yıllarca ilk günkü tazeliğinde hapseder. İncecik dilimlenerek zeytinyağı ve limonla sunulan veya taze makarnaların üzerine rendelenen Dalyan kefal havyarı, Anadolu kıyılarının dünya mirasına sunduğu en asil lezzet hazinelerinden biridir.

Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)

Kefal havyarı (bottarga) nasıl tüketilir?

Üzerindeki balmumu tabakası soyulduktan sonra çok ince yapraklar halinde dilimlenerek sade zeytinyağıyla meze olarak veya ılık deniz ürünlü makarnaların üzerine rendelenerek tüketilir.

Havyarın üzerindeki balmumu yenir mi?

Hayır, balmumu yalnızca havyarın kurumasını ve hava almasını önleyen doğal bir koruyucu kabuktur; dilimlenmeden önce bıçakla soyulup çıkarılmalıdır.

Kefal havyarı açıldıktan sonra nasıl saklanmalıdır?

Balmumu soyulan kısım streç filmle hava almayacak şekilde kapatılarak buzdolabında aylarca tazeliğini ve aromasını kaybetmeden saklanabilir.

Tamamını Oku

Haberler

Toprağın Lezzeti: Meksika’nın Kadim Comal Kilinden Yayılan Mutfak Kültürü

Mesoamerika mutfağının 3000 yıllık pişirme diski Comal; yerel gözenekli kilin mineralleri, odun ateşinin ısı radyasyonu ve mısır tortillasına sinen kadim is dokusu.

Published

on

Geleneksel Meksika kil comal üzerinde odun ateşinde pişirilen el yapımı mısır tortillaları

Modern gastronomi mutfaklarında teflon, granit veya döküm tavalar teknolojinin zirvesi olarak pazarlansa da; Orta Amerika’nın kadim vadilerinde binlerce yıldır değişmeyen tek bir pişirme yüzeyi vardır: Comal. Oaxaca’nın kırmızı killi topraklarından kadın zanaatkarlar tarafından elle şekillendirilen ve açık odun ateşinde pişirilen bu sığ, dairesel kil disk; mısırın kutsallığı ile toprağın kimyasını aynı yüzeyde buluşturur.

Mesoamerika uygarlıklarında comal, yalnızca bir mutfak aracı değil; ailenin ve ocağın merkezinde yer alan manevi bir sunaktır. Aztek ve Zapotek kadınlarının nesiller boyu aktardığı bu zanaat, nixtamalize edilmiş mısır hamurunun (masa) saniyeler içinde kabararak yumuşacık ve isli bir lezzet şaheserine dönüşmesini sağlar.

Kilin Isı Radyasyonu: Yanmadan Pişiren Gözenekler

Metal veya döküm yüzeyler ısıyı doğrudan ve agresif bir şekilde iletir; bu da narin mısır hamurunun dışının hızla yanmasına, içinin ise çiğ kalmasına yol açabilir. Oysa doğal kilden üretilen bir comal, düşük termal iletkenliği sayesinde ısıyı bünyesinde hapseder ve yüzeyinden homojen bir kızılötesi (infrared) ısı dalgası yayar.

Kilin mikro gözenekli yapısı, hamur diskinin yüzeye yapışmasını engellerken, odun ateşinden yükselen meşe ve çam dumanını mikro düzeyde filtreleyerek tortillanın içine işler. Taze açılmış bir hamur comal üzerine bırakıldığında, hamurun içindeki su buharlaşarak iki kabuk arasında hava boşluğu yaratır ve tortilla bir yastık gibi kabarır. Bu kusursuz kabarma, kilin sağladığı dengeli ısı dağılımının doğrudan sonucudur.

Oaxaca geleneksel kil comal ızgarası ve odun ateşinde pişen tortillalar

Kireç Suyuyla Terbiye: Curado Ritüeli

Yeni üretilen bir kil comal doğrudan ateşe konulmaz. Kullanılmadan önce “curado” adı verilen bir terbiye sürecinden geçirilir. Comal’ın üst yüzeyi, suyla eritilmiş sönmüş kireç (kalsiyum hidroksit) karışımıyla fırçalanır ve yavaş ateşte kurutulur.

Bu kireç tabakası kilin açık gözeneklerini doldurarak doğal, kimyasalsız ve yapışmaz mineral bir astar oluşturur. Aynı zamanda mısır hamurundaki serbest kalsiyum iyonlarıyla kimyasal bağ kurarak tortillanın pH dengesini mükemmelleştirir. Günümüzde endüstriyel sac tepsilere inat yaşayan bu antik toprak disk, doğallık ve zanaatin lezzete dönüştüğü en saf mutfak objelerinden biridir.

Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)

Comal tavası neden metal yerine kilden tercih edilir?

Kil comal ısıyı metal gibi ani değil, çok yumuşak ve homojen yayar; hamurun dışını yakmadan içinin nemini koruyarak mükemmel kabarmasını sağlar.

Kil comal nasıl temizlenmelidir?

Kesinlikle kimyasal bulaşık deterjanı kullanılmaz; soğuduktan sonra kuru bir bezle veya yalnızca ılık su ve yumuşak bir fırça yardımıyla silinip güneşte kurutulmalıdır.

Comal üzerinde tortilladan başka neler pişirilir?

Geleneksel Meksika mutfağında biberlerin, domateslerin ve sarımsakların kabuklarının odun ateşinde közlenmesi (tatemado) ve salsa soslarının tabanının hazırlanmasında da kullanılır.

Tamamını Oku