Connect with us

Dosya

Hint Mutfağının Antik Sırrı: ‘Dum Pukht’ Tekniği ve Yavaş Pişirmenin Yükselişi

Hint mutfağının kadim pişirme tekniklerinden Dum Pukht, düşük ateşte hamurla mühürlenmiş kaplarda yavaş pişirme felsefesiyle modern menülerin yıldızı oluyor.

Yayınlanma zamanı

-

Yavaşlığın Gücü: Dum Pukht Nedir?

Modern mutfak dünyası uzunca bir süre hızı ve pratikliği yüceltirken, son yılların en büyük lüksü artık “zaman” haline geldi. Özelikle 2026 yılı gastronomi trendlerine baktığımızda restoranların artık sadece “Hint Mutfağı” demek yerine alt bölgelere ve o bölgelere özgü geleneksel tekniklere, yani “hiper-bölgesel” (hyper-regional) menülere yöneldiğini görüyoruz. Bunlardan biri de Hindistan kökenli efsanevi Dum Pukht yöntemi.

Farsça “nefes almak” (dum) ve “pişirmek” (pukht) kelimelerinden türeyen bu asırlık teknik, adından da anlaşılacağı üzere yemeklerin kendi buharında, çok hafif ateşte ağır ağır demlenerek hazırlanması esasına dayanıyor.

Nasıl Yapılır: Hamurla Mühürlenmiş Lezzet

Dum Pukht yönteminin püf noktası sadece ısı değil, aynı zamanda sızdırmazlıktır. Tencere (genellikle kil ya da bakır bir kap) ateşin üzerine konur ancak kapağı etrafına sarılan yoğun bir hamur tabakasıyla tamamen kapatılır. Bu hamur “mühür” görevi görür. İçerideki aromanın, baharatların ve malzemelerin öz suyunun dışarı sızmasına izin verilmez. Özellikle biryani, kuzu incik ve kök sebzelerin ağır ateşte adeta lokuma dönüşmesi bu sayede gerçekleşir.

Şeflerin de sık sık belirttiği gibi, hamur mühürünü kırdığınız anda etrafa yayılan o ilk baharat ve et kokusu, bütün bir yemeğin en etkileyici anlarından biridir.

Dünya Mutfaklarına Etkisi ve Yeni Nesil Restoranlar

Bugün dünyanın dört bir yanındaki önde gelen şefler, modern mutfak ekipmanlarını bir kenara bırakıp bu eski tekniği yeniden sahipleniyorlar. Bunun ardında yatan sebep ise oldukça basit: Yemek yemek artık sadece doyurucu bir tabaktan ibaret değil; bir kültürü, bir ritüeli ve geçmişle bağ kuran bir hikayeyi ateş ve kömür mutfağında deneyimleme arzusu taşıyor. Michelin yıldızlı Hint restoranlarından, yavaş yemek felsefesini savunan pop-up mekanlara kadar pek çok yerde “Dum Pukht” stili yeniden altın çağını yaşıyor.

Evde Dum Pukht Deneyimi Mümkün Mü?

Kesinlikle evet. Geleneksel kil tencere bulamasanız bile, kalın tabanlı döküm tencerelerinizle bu tekniği uygulayabilirsiniz. Kuzu eti veya sevdiğiniz sebzeleri bir araya getirip bol baharatla marine ettikten sonra, tencerenizin kapağını biraz un ve suyla hazırladığınız sert bir hamurla çevreleyerek kendi buharında pişmesini sağlayabilirsiniz. Sabrın ve düşük ateşin ortaya çıkardığı derinlikli lezzet profilini ilk kaşıkta fark edeceksiniz.

Sık Sorulan Sorular

Dum Pukht ne anlama gelir?
Farsça “Nefes alan yemek” ya da “kendi buharında pişmek” anlamlarına gelir. Dum nefes/buhar, pukht ise pişirmek demektir.

Hangi yemeklerde kullanılır?
En çok klasik biryani, ağır kuzu ve dana etleri ile bol baharatlı kök sebze yemeklerinde tercih edilen bir yavaş pişirme (slow-cooking) yöntemidir.

Dum Pukht ile tandır (tandoori) arasındaki fark nedir?
Tandır yüksek ateşte, genellikle kil fırın içerisinde açıkta pişirme işlemidir; Dum Pukht ise çok düşük ateşte, kapağı hamurla tamamen kapatılmış kapalı bir ortamda pişirmeyi ifade eder.

Hamur mühürünün amacı nedir?
Kapaktaki hiçbir buharın veya baharat özünün dışarı sızmamasını sağlayarak malzemelerin bütün aromasının ve sularının kendi içine hapsolmasını garantiler.


???? Kaynak: House & Garden | Mart 2026 Gastronomi Trendleri Raporu

Tamamını Oku

Dosya

Michelin Guide Türkiye 2026: Kapadokya Haritaya Girdi, Vino Locale İki Yıldıza Ulaştı

Michelin Guide Türkiye 2026: Kapadokya ilk kez kılavuza girdi, Vino Locale iki yıldıza yükseldi, Araf ve Mezra Yalıkavak yeni yıldız sahipleri oldu. İşte tüm detaylar.

Published

on

By

Kapadokya Michelin yıldızlı restoran - peri bacaları manzarasında zarif sofra düzeni

Aralık 2025’te açıklanan Michelin Guide Türkiye 2026 seçkisi, Türk gastronomi dünyasında yeni bir sayfa açtı. Bu yıl en büyük sürpriz, kılavuzun coğrafi sınırlarını genişleterek Kapadokya’yı ilk kez kapsamına almasıydı. İstanbul, İzmir ve Muğla’nın ardından sıra artık Orta Anadolu’nun büyülü vadilerine geldi.

Kapadokya: Dünyaca Ünlü Rehberin Yeni Durağı

Michelin müfettişleri Kapadokya’yı sadece peri bacaları ve balon turları ile değil, yüzyıllık lezzet mirasıyla da keşfetti. 2026 seçkisine 18 yeni Kapadokya restoranı dahil edildi. Bu restoranlar; nesilden nesile aktarılan tarifleri, fermente tahılları, süt tüketim geleneğini ve tarhana gibi kadim çorbalar içeren menüleriyle müfettişleri derinden etkiledi.

Kapadokya’nın ilk Michelin yıldızını kazanan restoran ise Revithia oldu. Ürgüp’teki UNESCO statüsündeki Kayakapı alanı içinde yer alan restoran, Şef Duran Özdemir’in neredeyse unutulmuş tarifleri modern dokular ve derin tatlarla yeniden yorumlamasıyla öne çıkıyor. Sütte pişirilmiş kuzu, fermente tahıllar ve bölgeye özgü çeşniler menünün temel taşlarını oluşturuyor.

Vino Locale: İzmir’in İlk İki Yıldızlı Restoranı

Bu yılın en büyük haberi, İzmir dışındaki yeşilliğe bürünmüş sakin bir köşede konumlanan Vino Locale‘nin iki yıldıza yükselmesiydi. 2024’te İzmir seçkisine ilk kez giren ve hemen bir yıldız kazanan restoran, yalnızca bir yılda ikinci yıldızını almayı başardı.

Şef Ozan Kumbasar ve eşi Seray’ın birlikte yürüttüğü restoran, Türk toprağını Tayland, Japonya ve dünyanın çeşitli mutfak anlayışlarıyla hassas bir dokunuşla harmanlıyor. Menü kara, deniz ve sebzeler arasında zarif bir denge kurarak ilerliyor. Seray’ın içki eşleştirmeleri ise deneyimi bir üst seviyeye taşıyor.

Vino Locale, Türkiye’nin iki yıldızlı ikinci restoranı unvanını kazandı. Şimdiye kadar bu sahneyi yalnız başına işgal eden TURK Fatih Tutak, artık bu seçkin sahnede yalnız değil.

Üç Yeni Birinci Yıldız

2026 seçkisi, üç yeni tek yıldızlı restoran daha yarattı:

  • Revithia (Kapadokya/Ürgüp): Kapadokya’nın ilk Michelin yıldızı. Şef Duran Özdemir’in köklü yerel tariflere modern yorumu.
  • Araf (İstanbul): Şef Kenan Çetinkaya ve Pınar Korgan Çetinkaya tarafından yönetilen, açık ateş etrafında kurgulanmış küçük ve özgün bir sayaç restoranı.
  • Mezra Yalıkavak (Muğla/Yalıkavak): Çiftlik içinde konumlanan, ata tohumlarından yetiştirilen ürünler ve odun ateşi ile fermentasyon tekniklerini öne çıkaran bir mekan.

Bu üç yeni isimle birlikte Türkiye’deki tek yıldızlı restoran sayısı 15’e ulaştı.

Bib Gourmand: 16 Yeni Uygun Fiyatlı Favori

Michelin’in “lezzetli ama cüzdan dostu” simgesi olan Bib Gourmand unvanını bu yıl 16 yeni restoran aldı. Böylece toplam sayı 39’a yükseldi. Yeni isimler arasında Kapadokya’dan beş restoran öne çıktı. Bunların içinde Babayan Evi hem Bib Gourmand hem de Yeşil Yıldız’ı aynı anda kazandı.

Sürdürülebilir Gastronomi: Yeşil Yıldız Sahipleri

Dört restoran, sürdürülebilir gastronomi taahhütleriyle Michelin Yeşil Yıldızı’na layık görüldü:

  • TURK Fatih Tutak (İstanbul)
  • Orfoz (Muğla/Bodrum)
  • Teruar Urla (İzmir/Urla)
  • Babayan Evi (Kapadokya/Ürgüp)

Yeşil Yıldız; sadece lezzetli yemek değil, toprağa, üreticiye ve geleceğe duyulan saygının da ödülü. Bu dört restoran, sürdürülebilir gastronomiyi gerçek anlamda içselleştirdiğini kanıtlamış adresler.

Özel Ödüller: Bu Yılın Üç Kahramanı

Genç Şef Ödülü: Duru Akgül (Yakamengen III, Muğla/Datça)

29 yaşındaki Duru Akgül, bu yılın en ilham verici ismi oldu. Datça’nın Yaka köyündeki restore edilmiş eski bir zeytinyağı fabrikasında mavi yengeç ve aslan balığı gibi göz ardı edilen türleri başrolde kullandığı menüler yaratıyor. Yurt dışı deneyimini yerel bilgiyle harmanlayan Akgül, Türk gastronomi dünyasının parlak geleceğini temsil ediyor.

Sommelière Ödülü: Ersin Topkara (Neolokal, İstanbul)

Neolokal’ın baş sommelieri Ersin Topkara, Türk şaraplarını dünyaya tanıtma konusundaki özverili çalışmasıyla bu ödülü hak etti. Onun listesi, Türkiye’nin şarap bölgelerinin ne kadar zengin olduğunu gözler önüne seriyor.

Servis Ödülü: Ezgi Serdaroğlu (Teruar Urla, İzmir)

Teruar Urla’nın yemek salonunu yöneten Ezgi Serdaroğlu, deneyimin “orkestra şefi” olarak nitelendirilen profesyonelliğiyle bu ödülü kazandı. Mutfak ile misafir arasındaki köprüyü ustalıkla kurmasıyla tanınan Serdaroğlu, Türk servis kültürüne uluslararası bir standart getiriyor.

Tartışmalı Bir Rehber Mi?

Her büyük seçki gibi, Michelin Türkiye de eleştirilerden nasibini alıyor. Gastromondiale dergisine göre rehberin Türkiye operasyonu, yerel turizm ajanslarıyla yapılan “destinasyon pazarlama anlaşmaları” aracılığıyla finanse ediliyor. Bu durum, bağımsızlık kaygılarını beraberinde getiriyor.

Eleştirmenler ayrıca Nazende, Fauna ve Basta! Bistro gibi lezzet dünyasında köklü yeri olan restoranların göz ardı edilmesini, buna karşın Batı tarzı uzun tadım menüsü sunan mekânların ödüllendirilmesini sorguluyor. “Michelin yıldızı mutlak mükemmelliği mi, yoksa belirli bir formatı mı ödüllendiriyor?” sorusu hâlâ cevap bekliyor.

Türk Gastronomisi Artık Dünya Haritasında

Tartışmalar bir yana, 2026 seçkisi Türkiye’nin gastronomi dünyasında ciddi bir varlık gösterdiğinin kanıtı. İstanbul’un kozmopolit enerjisinden Urla’nın teroir odaklı mutfağına, Kapadokya’nın kadim tatlarından Bodrum’un deniz mahsullerine kadar uzanan bu mozaik, dünyaya güçlü bir mesaj veriyor: Türk yemek kültürü bir destinasyondur.

Peki siz bu listeden hangisini denemek isterdiniz? Yorumlarda paylaşın.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Michelin Guide Türkiye 2026’da kaç restoran yer alıyor?

2026 seçkisinde toplam 115 restorana “Michelin Selected” statüsü verilmiştir. Bunların 17’si yıldız sahibidir: 2 restoran iki yıldızlı, 15 restoran bir yıldızlıdır.

Kapadokya’nın ilk Michelin yıldızlı restoranı hangisi?

Ürgüp’teki Revithia restoranı, Kapadokya’nın ilk Michelin yıldızını kazandı. Şef Duran Özdemir, neredeyse unutulmuş Anadolu tariflerini modern yorumlarla canlandırıyor.

Türkiye’nin iki yıldızlı restoranları hangileri?

2026 itibarıyla iki yıldızlı restoran sayısı ikiye yükseldi: İstanbul’daki TURK Fatih Tutak ve İzmir yakınlarındaki Vino Locale.

Michelin Bib Gourmand nedir?

Bib Gourmand, kaliteli yemeği uygun fiyata sunan restoranlara verilen Michelin unvanıdır. 2026’da Türkiye’de 39 Bib Gourmand restoran bulunmaktadır.

Michelin Yeşil Yıldızı ne anlama gelir?

Michelin Yeşil Yıldızı, sürdürülebilir gastronomi uygulamalarıyla öne çıkan restoranlara veriliyor. 2026’da bu ödülü TURK Fatih Tutak, Orfoz, Teruar Urla ve Babayan Evi aldı.

Tamamını Oku

Dosya

Japonya Türk Lezzetlerine Kapılarını Açtı: FOODEX 2026’da 1 Milyar Dolarlık Hedef

FOODEX Japan 2026 fuarında Türk gıda ürünleri büyük ilgi gördü. Zeytinyağından sushi’ye uzanan lezzet köprüsüyle Japonya’ya ihracat hedefi 1 milyar doları aşmayı hedefliyor.

Published

on

By

FOODEX Japan 2026 fuarinda Turk gida urunleri tanitimi

Dünyanın en büyük gıda ithalatçılarından biri olan Japonya, Türk sofrasına gösterdiği ilgiyle son yılların en dikkat çekici gastronomi haberlerinden birine imza attı. Mart 2026’da Tokyo’da düzenlenen FOODEX Japan 2026 Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı, Türk firmalarının güçlü katılımıyla adeta bir Türk lezzet festivaline döndü. Türk mutfağının zengin çeşitliliği ve yüksek kalitesi, Uzak Doğu’nun en seçici damak tadlarını bir kez daha etkiledi.

Sushide Türk Somonu, Bardakta Türk Kahvesi

Fuarın en çarpıcı anlarından biri, Türk somonu ve orkinosuyla hazırlanan sushi ve sashimi sunumlarıydı. Japon şefler, Türkiye sularından gelen taze deniz ürünlerini kendi mutfaklarının inceliğiyle buluşturdu; sonuç hem görsel hem de lezzetsel açıdan büyüleyiciydi. Bunun yanı sıra Türk zeytinyağı ve Türk kahvesi tanıtımları da ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekti.

Bu tablo sadece bir ticaret fuarından çok daha fazlasının habercisi: Türkiye ile Japonya arasında büyüyen bir gastronomi köprüsünün somut yansıması. İki ülkenin mutfak kültürleri birbirinden ne kadar farklı olursa olsun, kaliteye ve özgünlüğe verilen ortak değer bu köprünün temel taşı oluyor.

Rakamlar: 337 Milyondan 1 Milyara

Türkiye’nin 2025 yılında Japonya’ya gerçekleştirdiği gıda ihracatı 337 milyon doları aştı. Bu rakam, hedeflenen 1 milyar dolarlık ihracat barajına ne kadar yaklaşıldığını göstermesi açısından umut verici. Japonya’nın yıllık 70 milyar doların üzerinde gıda ithalatı yaptığı göz önüne alındığında, Türk ürünleri için henüz keşfedilmemiş devasa bir pazar potansiyeli bulunuyor.

İhracattaki başı çeken ürünler arasında su ürünleri, zeytinyağı, makarna, kuru meyve ve işlenmiş gıdalar yer alıyor. Özellikle zeytinyağında Japonya, ABD’nin ardından Türkiye’nin en önemli ikinci pazarı konumuna yükselmiş durumda. Bu veriler, Türk zeytinyağının artık dünya mutfaklarında vazgeçilmez bir yer edindiğini açıkça ortaya koyuyor.

Çift Taraflı Merak: Japon Damak Tadı Türk Lezzetlerini Benimsiyor

Fuar boyunca gerçekleştirilen tadım etkinlikleri, Türk ürünlerinin Japon damak tadına başarıyla uyarlanabileceğini kanıtladı. Japonlar’ın umami ve doğallığa verdikleri önem, Türk gıda ürünlerinin bu pazarda doğal bir çekicilik kazanmasını sağlıyor. Yüzyıllardır süregelen Osmanlı mutfağı geleneğinden beslenen, toprak kokan, güneş görmüş Anadolu malzemeleri; Japonya’nın titiz damak zevkiyle buluştuğunda ortaya çıkan uyum şaşırtıcı.

Fuar süresince Türk firmaları yüzlerce ikili iş görüşmesi gerçekleştirdi. Japonya’nın yanı sıra Güney Kore, ABD ve Avrupa’dan gelen alıcılarla kurulan temaslar, önümüzdeki dönemde ihracat rakamlarına olumlu yansıması bekleniyor.

Gastronomi Diplomasisi: Sofranın Birleştirici Gücü

Türk mutfağının dünya sahnesindeki yükselişi artık yadsınamaz bir gerçek. Michelin yıldızlı restoranlardan uluslararası gıda fuarlarına, AB coğrafi işaret tescillerinden gastronomi yarışmalarına uzanan bu yolculuk, Türkiye’nin sadece turistik değil, gastronomi gücü olarak da küresel arenada yerini sağlamlaştırdığını gösteriyor.

FOODEX Japan 2026, bu büyük hikayenin yeni bir sayfası. Türk somonu Japon pirinciyle buluştuğunda, Türk zeytinyağı Japon mutfağına renk kattığında — iki kadim medeniyetin sofraları arasındaki mesafe bir anda yok oluyor. Ve bu mesafenin yok olması, milyar dolarlık ihracat rakamlarından çok daha değerli bir şeyi temsil ediyor: gerçek bir kültürel diyaloğu.

Sık Sorulan Sorular

FOODEX Japan nedir?

FOODEX Japan, dünyanın en büyük uluslararası gıda ve içecek fuarlarından biridir. Her yıl Tokyo’da düzenlenen fuara küresel gıda sektöründen binlerce firma katılır.

Türkiye Japonya’ya hangi gıda ürünlerini ihraç ediyor?

Türkiye’nin Japonya’ya başlıca ihracat kalemleri arasında zeytinyağı, su ürünleri (somon, orkinos), makarna, kuru meyve ve işlenmiş gıdalar yer alıyor.

Türkiye’nin Japonya’ya gıda ihracatı hedefi nedir?

2025’te 337 milyon dolar olarak gerçekleşen ihracatın, orta vadede 1 milyar doları aşması hedefleniyor.

Türk zeytinyağı Japonya’da neden ilgi görüyor?

Japonların doğal ve kaliteli ürünlere verdikleri önem, Türk zeytinyağının bu pazarda öne çıkmasını sağlıyor. Japonya, Türk zeytinyağı için ABD’den sonra en önemli ikinci ihracat pazarına yükseldi.

Tamamını Oku

Dosya

Kahve Dünyası Çanakkale Gastroport’ta Açıldı

Kahve Dünyası, Türkiye genelindeki mağaza ağına bir yenisini daha ekleyerek 18 Mart’ta Çanakkale Gastroport AVM’de kapılarını açtı.

Published

on

By

Türkiye’nin farklı noktalarında kahve tutkunlarını ağırlayan ve “Hepimizin Ortak Noktası” sloganıyla kalplerde taht kuran Kahve Dünyası, büyümeye devam ediyor. Sevilen marka, mağaza ağına bir yenisini daha ekleyerek Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümü olan 18 Mart’ta, Çanakkale Gastroport AVM’deki yeni mağazasının açılışını gerçekleştirdi. Kaliteli ürün seçkisi ve misafirperver yaklaşımıyla sektörün öncü markalarından biri olan Kahve Dünyası, yeni şubesinde de kahve tutkunlarına benzersiz bir deneyim yaşatmayı hedefliyor. Her yaş grubundan misafirine hitap eden geniş konsepti, rahatlatıcı iç mekan dizaynı ve profesyonel ekibiyle bu şube, şehrin en çok ziyaret edilecek mekanlarından biri olmaya aday.

18 Mart’ın Anlamına Yakışan Bir Açılış

Açılış tarihinin 18 Mart olarak seçilmesi, Kahve Dünyası’nın değerlerine ve kültürel bağlarına verdiği önemin bir göstergesi olarak dikkat çekiyor. Çanakkale Zaferi’nin anlam ve önemine yakışır bir şekilde gerçekleştirilen bu açılış, hem yerel halk hem de ziyaretçiler tarafından büyük bir ilgiyle karşılandı. Çanakkale Boğazı’nın eşsiz dokusuna komşu olan Gastroport AVM’de konumlanan bu yeni şube, sadece kahve içmek için değil, aynı zamanda keyifli bir mola vermek isteyenler için yepyeni bir buluşma noktası oldu. Açılışa özel olarak düzenlenen etkinlikler ve misafirlere sunulan özel ikramlar, markanın tüketiciyle kurduğu bağı daha da güçlendirdi. Çanakkale gibi tarihi ve kültürel miras açısından büyük öneme sahip bir şehirde, böylesine anlamlı bir günde kapılarını açmak, markanın vizyonunu da ortaya koyuyor.

Zengin Ürün Yelpazesiyle Gastroport’ta

Geleneksel Türk kahvesinin vazgeçilmez lezzetinden, taze çekilmiş dünya kahvelerine kadar geniş bir seçki sunan Kahve Dünyası, Çanakkale’deki misafirlerine de alıştıkları o yüksek kaliteyi vadediyor. Vitrinleri süsleyen el yapımı çikolatalar, taptaze unlu mamuller ve bayramların vazgeçilmezi lokum çeşitleri, her damak zevkine hitap eden alternatifler arasında yer alıyor. Sadece kahve çekirdeklerinde değil, dondurma ve tatlı menüsünde de iddialı olan marka, mevsimsel lezzetleriyle fark yaratıyor. Özellikle bayram öncesi dönemde tatlı bir mola vermek isteyenler için mekan, cazip bir durak niteliğinde. Sabah saatlerinde güne enerjik başlamak için tercih edilen sıcak kruvasanlar ve taze demlenmiş filtre kahveler, öğleden sonra yerini serinletici soğuk içecekler ve özel tarifli pastalara bırakıyor.

Modern Tasarım ve Konforlu Atmosfer

Yeni mağazanın mimari konsepti de markanın yenilikçi yüzünü yansıtıyor. Ferah ve modern tasarımıyla dikkat çeken Gastroport şubesi, konforlu oturma alanlarıyla uzun sohbetlere ve keyifli anlara ev sahipliği yapmaya hazır. Ahşap dokuların ağırlıkta olduğu, sıcak aydınlatmalarla desteklenen iç mekan, misafirlere kendilerini adeta evlerinde hissettirecek bir konfor sunuyor. Çalışmak veya okumak isteyenler için tasarlanan sessiz köşeler, arkadaş grupları için ayrılan geniş masalar ve çocuklu aileler için düşünülen rahat oturma düzenleri, mekanın işlevselliğini artıran detaylar arasında. İster sabah kahvenizi yudumlamak, ister öğleden sonra çikolata eşliğinde yorgunluk atmak için olsun, bu yeni şube şehrin gastronomi dinamiklerine taze bir soluk getiriyor.

Gastronomi Rotasında Yeni Bir Soluk

Çanakkale Gastroport AVM’de kapılarını açan Kahve Dünyası, bölgedeki lezzet tutkunlarını ağırlamaya ve yeni anılara ev sahipliği yapmaya devam edecek. Türkiye genelinde başlattığı mağazalaşma atağını stratejik noktalarda sürdüren marka, kahve kültürünü daha geniş kitlelere ulaştırma misyonunu da başarıyla yerine getiriyor. Mutfak Magazin okurları olarak, yolunuz Çanakkale’ye ve özellikle Gastroport’a düştüğünde bu yeni ve ferah mağazayı mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Kahvenizin yanında eşsiz çikolataları denemeyi ve bu tarihi şehrin ruhuna eşlik eden yepyeni bir atmosferde soluklanmayı unutmayın. Kahve Dünyası’nın özenle hazırladığı bu konsept, kahve içmeyi sıradan bir alışkanlık olmaktan çıkarıp, adeta bir ritüele dönüştürüyor.

Tamamını Oku