Mürver,
restoran içinde sürekli yanan odun ateşi, yaratıcı, rahat, çağdaş, paylaşarak
yenebilecek yemekleri, bol kahkahanın yanında kadeh seslerinin hakim olduğu iç
alan ve tarihi yarımada manzaralı muhteşem terası ile Novotel İstanbul Bosphorus’un
en üst katında açıldı.
Nero
Picasso mermer kullanılarak tasarlanan etkileyici açık mutfak tezgâhında, şef
ile içiçe, canlı ateş sıcaklığını hissederek özel tabaklar eşliğinde, eşsiz bir
tecrübe yaşanabiliyor. Canlı DJ performansının da olacağı restoranda,
hareketli, rahat, ferah kullanıma sahip iç ve dış barlar bulunuyor. Odak
noktası Türk şaraplarında olan yerli, yabancı zengin seçenekleri bulunan şarap,
rakı ve kokteyl menüleri ve ayaküstü atıştırmalıklarla, iş çıkışı, öğle arası,
yemek öncesi veya sonrası için rahatlatıcı, eğlenceli bir bar deneyimi sunuyor.
Yaratıcı,
çağdaş ve rahat bir mekan olarak yaratılan Mürver’in tasarımında ahşap, mermer,
kara saç gibi doğal malzemeler tercih edilmiştir. Topkapı Sarayı ve deniz
manzaralı açık hava terasında, keyifli bir pergola sistemi kurgulanmıştır.
Mürver Restaurant Yiyecek
Menüsü
Mürver’in
mutfağında canlı açık ateş ve tütsüleme dahil, ateş ile farklı pişirme teknikleri
öne çıkıyor. Menüsünde, Anadolu’dan yerel üreticilerden mevsimine uygun alınan
ürünler ile odun fırınında veya odun ızgarasında pişmiş, mangalın üstünde
asılarak dinlendirilmiş, tütsü fırınında tütsülenmiş yemekler, sürdürülebilir
deniz ürünleri, el yapımı kurutulmuş dinlendirilmiş etler, sucuklar, sosislerin
yanı sıra vejetaryenlerin rahatlıkla tercih edebileceği çeşitli yemekler ve
mezeler de bulunuyor.
Vizyoner
“Yeni Anadolu Mutfağı” ile de tanınan Mehmet Gürs’ün danışmanlığı ve Head Chef
Yiğit Öztürk’ün “Türkiye haritasına baktığınızda da yemekler her zaman coğrafya
ile yoğrulmuştur bu bizim geleneksel vazgeçilmezimizdir. Geleneksel yemeğin
değeri orijinaline en yakın itinayı, zahmetli bir ciddiyeti gerektirir. Ürünün
DNA’sının bozulmamalı.” Cümlelerinden de yola çıkılarak menü yerel ve mevsimsel
ürünler kullanılarak hazırlamıştır.
Paylaşımlı
başlangıçlara isli yoğurt, köz sarımsak
ve turşu salatalık ile hazırlanmış kuru cacık; yeşil elma turşu, şeker
domates ve Hibeş ile servis edilen tütselenmiş dana dil; tarçınlı soğan ve
ceviz ile servis edilen ördek topik örnek verilebilir. Ana yemek menüsünden
verilebilecek örnekler ise; katmer içinde dana kuyruğu ile hazırlanan mantı;
Antakya firik, acı komposto ve tuzlu yoğurt ile servis edilen Trakya Kıvırcık,
dökümde balık ve deniz alası. Fırın Sütlaç dondurması ile antep biberli
çikolatası Mürver’e özel tatlılardandır.
Mürver,
farklı öğle ve akşam menüleri ile her yaştan yemek meraklılarının özel ilgi
gösterdikleri bir mekan olduğu kadar, iş yemekleri, grup yemekleri, kutlamalar
ve özel toplantı odası ile de tercih edilebilen bir restoran olarak kapılarını
açtı.
Mürver Restaurant Şarap ve Bar
Menüsü
Mürver’de
gerek balık gerek et gerekse de vejeteryan menülere eşlik edebilecek geniş bir
şarap menüsü bulunuyor. Odak noktası olarak Türk şaraplarının yer aldığı mönüde
yerli ve yabancı şarap seçenekleri mevcut.
Klasik
kokteyllerin yanı sıra, Mürver’e özel birçok kokteyl servis edilmektedir.
Mürver çiçeği, biberiye ve bal ile hazırlanan “Mürver” ile Mürver likörü ile
hazırlanan “Karay” özel kokteyllere örnek olarak verilebilir.
Mehmet Gürs / İstanbul
Yiyecek İçecek Grubu Kurucusu ve Mürver Restaurant Menü ve Restaurant Danışmanı
Mehmet
Gürs, İstanbul Yiyecek İçecek Grubu bünyesindeki, “Mikla” dahil, 19 başarılı
işletmenin şefi ve ortağı olmasının yanı sıra bir çok kişi tarafından,
İstanbul’un çağdaş lokantacılığını başlatan kişi olarak tanınıyor ve yeni
başlattığı vizyoner “Yeni Anadolu Mutfağı” ile de adından söz ettiriyor. Bu
yaklaşımda, geleneksel ve gerçekten “asil” ürünlere saygı ile eski ve yenilikçi
yöntemlerle yarının mutfağını yaratma çabası var. Yıllar boyunca odaklandıkları
yoğun araştırmalar ve yaratıcı prosesler sonucunda, araştırmacı şefler, tam
zamanlı bir Antropolojist, köylüler, anneler ve dedeler ile birlikte, bölgenin
ürünleri, yöntemleri, alışkanlıkları hakkında derin bilgi birikimi ile geniş
bir ağ oluştu. Tüm bu çalışmalar, toprağın gerçek sahipleri ve şehirlerdeki
şefler arasında başarılı bir işbirliği ile sonuçlandı. Ve ödül olarak, Mikla,
2015, 2016 ve 2017’de Dünyanın en iyi 100 lokantalarından biri seçildi.
Mikla ile birlikte, Gürs, rahat aile lokantası zinciri “numnum café & restaurant”, İtalyan lokantası “Trattoria Enzo”, yenilikçi self servis lokantası “Terra Kitchen” ve kahvecilikte yeni sayfa açan “Kronotrop Coffee Bar & Roastery” markalarını da işletiyor. 3. dalga kahvecilikte Türkiye’de lider konumunda yer alan Kronotrop’un kavurma ustaları ve baristaları, son iki senedir Türkiye’yi Dünya şampiyonalarında temsil ediyor. Buzzfeed ise Kronotrop’u ölmeden önce Dünyada görülmesi gereken 25 en iyi kahveci arasında sayıyor.
Yılmaz Öztürk / Mürver
Restaurant Head Chef
Meslek
hayatına 1998 yılında Ankara’da başlayan Yılmaz Öztürk; 1999 – 2007 yılları
arasında Mövenpick Hotel İstanbul, Four Seasons Hotel Sultanahmet gibi
Türkiye’nin önde gelen otellerinin mutfaklarında çalıştı.
Aynı
zamanda üyesi olduğu “Chaine des Rotisseurs”ün, 2004 yılı Genç Aşçılar
Yarışması’nda Gümüş Madalya aldı. 2007 – 2010 yılları arasında Kayra Wine
Academy ve Nars Ilıca’da Mutfak Şefi olarak görev yaptı. 2014 yılında İzmir
Ekonomi Üniversitesi Mutfak Sanatları Fakültesinde eğitmenlik yaptı.
Meslek
hayatı boyunca birçok restorana danışmanlık hizmeti de veren Yılmaz Öztürk;
2012 yılında Alaçatı’da şef ve işletmeci olarak L’Escargot Restaurant’ı kurdu.
2015 senesinde Alaçatı Mancar Restaurant’ın şefliğini yürüttü. Seneler sonra
tekrar İstanbul’a dönerek ön çalışması yaklaşık 1.5 sene süren ve 2017 yılında
açılan; Türkiye’de ilk defa tüm yemeklerin tamamen odun ateşinde piştiği Mürver
Restaurant’ın şefi olan Yılmaz Öztürk’ün Ege ile olan bağı hiçbir zaman sona
ermedi. Hedefi yerel üreticiyi destekleyerek, gerçek ve temiz ürünü en lezzetli
hali ile misafirlerine sunabilmektir.
California’nın tarladan masaya anlayışını Japon mutfağıyla harmanlayan ünlü şef Kyle Connaughton’ın yeni konsepti ‘SoNoMa by SingleThread’ Kyoto’da kapılarını açıyor.
California Tarlalarından Japonya’nın Kalbine Uzanan Gastronomik Bir Köprü
Dünyanın en iyi restoranları listesinde her zaman saygın bir yeri olan ve Michelin rehberinde üç yıldızla onurlandırılan Kaliforniyalı SingleThread, şimdi bambaşka bir macerayla küresel gastronomi sahnesinde yeni bir sayfa açıyor. Şef Kyle Connaughton ve eşi Katina Connaughton’ın benzersiz “farm-driven” (tarladan masaya) felsefesi, 2026 yılı Mart ayında Japonya’nın tarihi başkenti Kyoto’ya taşındı.
‘SoNoMa by SingleThread’ Konsepti Nedir?
Kyoto’daki bu yeni mekan, Kaliforniya’nın ünlü şarap bölgesi Sonoma’nın rahatlığını ve bereketli doğasını, Japon misafirperverlik sanatı “omotenashi” ile birleştiriyor. Connaughton çifti uzun yıllar Japonya’da yaşamış, tarım tekniklerini ve mutfak disiplinini burada öğrenmiş isimler olarak, bir nevi evlerine döndüklerini belirtiyorlar.
Restoranın menüsünde, yerel Japon üreticilerden temin edilen mevsimsel ürünler, Kaliforniya usulü odun ateşinde pişirme teknikleriyle buluşuyor. Kyoto’nun asırlık sebzeleri (kyo-yasai), Sonoma’dan özel olarak getirtilen baharatlarla ve Pasifik okyanusu deniz ürünleriyle eşleştirilerek hem Asya’yı hem de Amerika’nın batı kıyısını tabağa yansıtıyor.
Beklentiler ve İlk İzlenimler
Uluslararası restoran eleştirmenleri, SoNoMa by SingleThread‘in sadece 2026’nın değil, son birkaç yılın en iddialı restoran açılışlarından biri olduğunda hemfikir. İki farklı dünyanın tarım ve mutfak kültürlerini mükemmel bir dengeyle birleştirmeyi hedefleyen mekanın, yakın zamanda Michelin yıldızlarıyla taçlanması bekleniyor.
Sık Sorulan Sorular
SingleThread restoranı neden bu kadar ünlü? Kaliforniya Healdsburg’de bulunan SingleThread, kendi çiftliğinden elde ettiği ürünlerle hazırlanan ultra-mevsimsel tadım menüsü, üst düzey Japon omotenashi misafirperverliği ve 3 Michelin yıldızıyla dünyanın en iyi restoranları arasında sayılır.
SoNoMa by SingleThread’in menüsünde ne tarz yemekler var? Menüde; Kyoto’ya özgü asırlık sebzelerin (kyo-yasai) odun ateşinde Kaliforniya usulü işlenmesiyle oluşturulan, iki kültürün sentezi niteliğinde çok katmanlı, fermente ve inovatif tarladan-tabağa (farm-to-table) lezzetler yer alıyor.
???? Kaynak: BBC Travel | Eater Global Restoran Açılışları Raporu | Mart 2026
İftar sofralarının vazgeçilmezi çömlekte kuru fasulyenin sırrını ve İstanbul’un en iyi adreslerinden Büyük Çamlıca’daki Çömlek Kuru Fasulye Restoran’ı inceliyoruz.
Ramazan ayının ruhuna en uygun, iftar sofralarının tartışmasız en sevilen ana yemeklerinden biri şüphesiz kuru fasulyedir. Yanında bol tereyağlı bir pirinç pilavı, belki biraz turşu ve cacık ile tamamlanan bu klasik lezzet, iftar menülerinin her zaman baş köşesindedir. Özellikle taş fırında, kısık ateşte ve özel çömleklerde pişirildiğinde bu basit Anadolu yemeği, bir gastronomi şölenine dönüşür.
Neden İftarda Kuru Fasulye Bu Kadar Seviliyor?
Kuru fasulye, hem yüksek protein ve lif kaynağı olmasıyla uzun süre tok tutar hem de sindirimi dengelemeye yardımcı olur. Oruç sonrası boş mideyi yormayacak şekilde, yavaşça ve özenle pişirildiğinde suyu kıvamlanır, fasulyeler ağızda dağılacak yumuşaklığa erişir. Üstelik kültürel hafızamızda “ev yemeği” sıcaklığını ve aile sofralarının o eşsiz samimiyetini temsil eder.
İstanbul’da Kuru Fasulye Nerede Yenir? Büyük Çamlıca’nın İncisi: Çömlek Kuru Fasulye
İstanbul’da hakkıyla kuru fasulye yapan yerler arasında yıllardır zirveyi kimselere kaptırmayan Çömlek Kuru Fasulye Restoran, Ramazan ayında iftar yapmak isteyenler için harika bir seçenek sunuyor. Büyük Çamlıca’da konumlanan restoran, sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda manzarası ve ferah atmosferiyle de dikkat çekiyor.
Mekânın imza ürünü olan kuru fasulye, adından da anlaşılacağı üzere özel toprak çömleklerde, taş fırının kısık ateşinde uzun saatler boyunca ağır ağır pişiriliyor. Bu yavaş pişirme tekniği (slow-cooking), fasulyenin kabuk atmamasını ve helmelenmesini sağlıyor.
Çömlek Kuru Fasulye’nin Ramazan Menüsünde Neler Var?
İftar sofrası, geleneksel bir başlangıçla açılıyor. Önce zengin iftariyelikler (hurma, zeytin, peynir çeşitleri, pastırma vb.) masaya geliyor. Hemen ardından sıcak, tereyağlı süzme mercimek çorbası ile mide rahatlatılıyor. Ara sıcaklarda acılı ezme, közlenmiş patlıcan ve ustalıkla hazırlanmış içli köfte bulunuyor.
Ana yemek olarak elbette restoranın yıldızı çömlek kuru fasulye ve eşlikçisi pirinç pilavı servis ediliyor. Ancak Çömlek Kuru Fasulye, menüyü her gün çeşitlendirerek çoban kavurma, etli güveç, tas kebabı, Macar kebabı, hünkâr beğendi veya orman kebabı gibi alternatif Türk mutfağı klasiklerini de misafirlerine sunuyor.
Tatlı menüsü de en az ana yemekler kadar iddialı: Ramazan’ın gülü güllaçtan trileçeye, ev yapımı cevizli baklavadan Laz tatlısı ve fırın sütlaca kadar geniş bir yelpaze mevcut.
Geleneksel lezzetlerin hakkıyla yapıldığı böylesi mekanlar, Ramazan ayının o birleştirici, sıcak ruhunu en iyi yansıtan adresler olmaya devam ediyor.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
İyi bir kuru fasulye nasıl anlaşılır?
İyi bir kuru fasulyenin suyu duru değil, kıvamlı (helmelenmiş) olmalıdır. Fasulyeler formunu kaybetmemiş, kabukları ayrılmamış olmalı, ancak ağza atıldığında adeta lokum gibi erimelidir. Kullanılan tereyağının kalitesi ve salça dengesi de lezzeti belirleyen en önemli unsurlardır.
Çömlek Kuru Fasulye Restoran nerede?
Çömlek Kuru Fasulye Restoran, İstanbul Anadolu Yakası’nda, Üsküdar/Kısıklı’da (Turistik Çamlıca Cd. No:50) Büyük Çamlıca eteklerinde yer almaktadır.
Ramazan ayında iftar için önceden rezervasyon yaptırmak gerekli mi?
Evet, özellikle Çömlek Kuru Fasulye gibi popüler mekanlar Ramazan ayı boyunca, özellikle de hafta sonları çok yoğun olmaktadır. İftara gitmeden önce mutlaka telefonla (0216 335 14 34) rezervasyon yaptırmanız önerilir.
İstanbul gastronomi sahnesinde son yılların en dikkat çeken akımlarından biri şüphesiz “Şef Meyhanesi” konsepti. Klasik meyhane kültürünün o sıcak, paylaşımcı ve samimi ruhunu kaybetmeden; menüye, tabaklara ve malzeme kalitesine ince bir şef dokunuşu ekleyen bu mekanlar, yeni nesil yeme-içme alışkanlıklarının merkezine oturdu. Bağdat Caddesi de bu akımın en güçlü temsilcilerinden birine ev sahipliği yapıyor: HaNi Restaurant.
Şef Meyhanesi Nedir? Neden Bu Kadar Sevildi?
Geleneksel meyhaneler, beyaz peynir, kavun ve fava gibi demirbaş lezzetlerin etrafında şekillenen, mezelerin daha çok birer “eşlikçi” olduğu yerlerdir. Şef meyhanesi kavramında ise odak noktası doğrudan mutfak ve şefin yaratıcılığıdır. Klasik reçeteler; modern pişirme teknikleri, yerel ve coğrafi işaretli malzemeler, farklı doku ve tat eşleşmeleriyle yeniden yorumlanır.
Bu konseptin bu kadar sevilmesinin altında, “iyi yemek yeme” arzusuyla “rahat bir ortamda sohbet etme” ihtiyacının mükemmel dengesi yatıyor. İnsanlar artık fine-dining restoranların kuralcı atmosferi yerine, aynı kalitede yemeği daha sıcak, daha bizden ve samimi bir masada, sevdikleriyle paylaşarak yemek istiyor.
Caddebostan’da Bir Gastronomi Durağı: HaNi Restaurant
Bağdat Caddesi’nin sakin ama gastronomi açısından giderek daha iddialı hale gelen noktalarından Caddebostan’da yer alan HaNi Restaurant, bu yeni nesil meyhane kültürünün en başarılı örneklerinden. Kurucu şef Alp Çekici ve ortağı Murat Kılıçaslan tarafından hayata geçirilen mekân, rakı sofralarının paylaşım ruhunu yaratıcı mezeler ve güçlü ara sıcaklarla buluşturuyor.
HaNi’nin mutfak yaklaşımı, klasik meyhane lezzetlerine modern ama yormayan dokunuşlar yapmak üzerine kurulu. Menüdeki her tabak, malzemenin kendi tadını örtmeden, onu bir üst seviyeye taşıyacak şekilde kurgulanmış.
Öne Çıkan İmza Lezzetler
HaNi’nin menüsünde meyhane kültürüne taze bir nefes getiren pek çok dikkat çekici tabak bulunuyor. Soğuk başlangıçlarda özellikle mevsimselliği ön planda tutan şef, Çilekli Ege Otları ve Pekmezli Patlıcan gibi cesur tat eşleşmeleri sunuyor. Deniz ürünlerini sevenler için Ayvalı Karides masanın yıldızlarından olmaya aday.
Ara sıcaklara geçildiğinde ise klasiklerin şef dokunuşuyla nasıl dönüştüğüne şahit oluyoruz. Pastırmalı Humus ve deniz ürünü ile hamur işini ustalıkla birleştiren Karidesli Çıtır Börek mutlaka denenmesi gerekenler arasında.
Ana yemeklerde ise meyhane kültürünün hakkını veren ağır ateşte pişmiş etler ve taze deniz ürünleri var: Beğendili Kuzu Tandır ve Limonlu Levrek Fileto uzun sohbetlere eşlik edecek kadar doyurucu ve lezzetli.
Yeni Nesil Meyhanelerde Ne İçilir?
Şef meyhanelerinin bir diğer özelliği de içki menülerinin sadece anasonla sınırlı kalmaması. Elbette klasikleşen rakı-meze eşleşmesi başrolde; ancak butik şarap üreticilerinden özenle seçilmiş şarap kavları ve yemeğin aromatik profiline uygun imza kokteyller de bu sofraların vazgeçilmezi haline gelmiş durumda.
Uzun sohbetlerin, rafine lezzetlerin ve sıcak bir atmosferin arayışındaysanız, Bağdat Caddesi’nin bu yeni nesil şef meyhanesi kültürünü mutlaka keşfetmelisiniz.
Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Şef meyhanesinin normal meyhaneden farkı nedir?
Şef meyhanelerinde klasik mezeler ve ara sıcaklar, eğitimli bir şefin yorumuyla, modern teknikler ve üst düzey yerel malzemeler kullanılarak yeniden tasarlanır. Odak noktası sadece sohbet değil, aynı zamanda yüksek gastronomik deneyimdir.
HaNi Restaurant nerede bulunuyor?
HaNi Restaurant, İstanbul Anadolu Yakası’nda, Bağdat Caddesi’ne yakın konumuyla Caddebostan’da, Beyaz Akasya Sokak’ta hizmet vermektedir.
Şef meyhanelerinde sadece rakı mı içilir?
Hayır. Yeni nesil şef meyhaneleri genellikle rakının yanı sıra çok zengin bir şarap menüsü (özellikle butik yerel şaraplar) ve yemeğe eşlik edecek imza kokteyller de sunar.