Connect with us

Mekan

MÜRVER RESTAURANT

Mürver’in mutfağında canlı açık ateş ve tütsüleme dahil, ateş ile farklı pişirme teknikleri öne çıkıyor.

Yayınlanma zamanı

-

Mürver Restaurant

Künye

  • Lokasyon Karaköy, İstanbul
  • Açılış tarih Haziran 2017
  • Servis saatleri 12:00 – 01:00
  • Kapasite ~160 kişi

Mürver Restaurant Atmosfer ve Dekorasyon

Mürver, restoran içinde sürekli yanan odun ateşi, yaratıcı, rahat, çağdaş, paylaşarak yenebilecek yemekleri, bol kahkahanın yanında kadeh seslerinin hakim olduğu iç alan ve tarihi yarımada manzaralı muhteşem terası ile Novotel İstanbul Bosphorus’un en üst katında açıldı.

Nero Picasso mermer kullanılarak tasarlanan etkileyici açık mutfak tezgâhında, şef ile içiçe, canlı ateş sıcaklığını hissederek özel tabaklar eşliğinde, eşsiz bir tecrübe yaşanabiliyor. Canlı DJ performansının da olacağı restoranda, hareketli, rahat, ferah kullanıma sahip iç ve dış barlar bulunuyor. Odak noktası Türk şaraplarında olan yerli, yabancı zengin seçenekleri bulunan şarap, rakı ve kokteyl menüleri ve ayaküstü atıştırmalıklarla, iş çıkışı, öğle arası, yemek öncesi veya sonrası için rahatlatıcı, eğlenceli bir bar deneyimi sunuyor.

Yaratıcı, çağdaş ve rahat bir mekan olarak yaratılan Mürver’in tasarımında ahşap, mermer, kara saç gibi doğal malzemeler tercih edilmiştir. Topkapı Sarayı ve deniz manzaralı açık hava terasında, keyifli bir pergola sistemi kurgulanmıştır.

Mürver Restaurant Yiyecek Menüsü

Mürver’in mutfağında canlı açık ateş ve tütsüleme dahil, ateş ile farklı pişirme teknikleri öne çıkıyor. Menüsünde, Anadolu’dan yerel üreticilerden mevsimine uygun alınan ürünler ile odun fırınında veya odun ızgarasında pişmiş, mangalın üstünde asılarak dinlendirilmiş, tütsü fırınında tütsülenmiş yemekler, sürdürülebilir deniz ürünleri, el yapımı kurutulmuş dinlendirilmiş etler, sucuklar, sosislerin yanı sıra vejetaryenlerin rahatlıkla tercih edebileceği çeşitli yemekler ve mezeler de bulunuyor.

Vizyoner “Yeni Anadolu Mutfağı” ile de tanınan Mehmet Gürs’ün danışmanlığı ve Head Chef Yiğit Öztürk’ün “Türkiye haritasına baktığınızda da yemekler her zaman coğrafya ile yoğrulmuştur bu bizim geleneksel vazgeçilmezimizdir. Geleneksel yemeğin değeri orijinaline en yakın itinayı, zahmetli bir ciddiyeti gerektirir. Ürünün DNA’sının bozulmamalı.” Cümlelerinden de yola çıkılarak menü yerel ve mevsimsel ürünler kullanılarak hazırlamıştır.

Paylaşımlı başlangıçlara isli yoğurt, köz sarımsak  ve turşu salatalık ile hazırlanmış kuru cacık; yeşil elma turşu, şeker domates ve Hibeş ile servis edilen tütselenmiş dana dil; tarçınlı soğan ve ceviz ile servis edilen ördek topik örnek verilebilir. Ana yemek menüsünden verilebilecek örnekler ise; katmer içinde dana kuyruğu ile hazırlanan mantı; Antakya firik, acı komposto ve tuzlu yoğurt ile servis edilen Trakya Kıvırcık, dökümde balık ve deniz alası. Fırın Sütlaç dondurması ile antep biberli çikolatası Mürver’e özel tatlılardandır.

Mürver, farklı öğle ve akşam menüleri ile her yaştan yemek meraklılarının özel ilgi gösterdikleri bir mekan olduğu kadar, iş yemekleri, grup yemekleri, kutlamalar ve özel toplantı odası ile de tercih edilebilen bir restoran olarak kapılarını açtı.

Mürver Restaurant Şarap ve Bar Menüsü

Mürver’de gerek balık gerek et gerekse de vejeteryan menülere eşlik edebilecek geniş bir şarap menüsü bulunuyor. Odak noktası olarak Türk şaraplarının yer aldığı mönüde yerli ve yabancı şarap seçenekleri mevcut.

Klasik kokteyllerin yanı sıra, Mürver’e özel birçok kokteyl servis edilmektedir. Mürver çiçeği, biberiye ve bal ile hazırlanan “Mürver” ile Mürver likörü ile hazırlanan “Karay” özel kokteyllere örnek olarak verilebilir.

Mehmet Gürs / İstanbul Yiyecek İçecek Grubu Kurucusu ve Mürver Restaurant Menü ve Restaurant Danışmanı

Mehmet Gürs, İstanbul Yiyecek İçecek Grubu bünyesindeki, “Mikla” dahil, 19 başarılı işletmenin şefi ve ortağı olmasının yanı sıra bir çok kişi tarafından, İstanbul’un çağdaş lokantacılığını başlatan kişi olarak tanınıyor ve yeni başlattığı vizyoner “Yeni Anadolu Mutfağı” ile de adından söz ettiriyor. Bu yaklaşımda, geleneksel ve gerçekten “asil” ürünlere saygı ile eski ve yenilikçi yöntemlerle yarının mutfağını yaratma çabası var. Yıllar boyunca odaklandıkları yoğun araştırmalar ve yaratıcı prosesler sonucunda, araştırmacı şefler, tam zamanlı bir Antropolojist, köylüler, anneler ve dedeler ile birlikte, bölgenin ürünleri, yöntemleri, alışkanlıkları hakkında derin bilgi birikimi ile geniş bir ağ oluştu. Tüm bu çalışmalar, toprağın gerçek sahipleri ve şehirlerdeki şefler arasında başarılı bir işbirliği ile sonuçlandı. Ve ödül olarak, Mikla, 2015, 2016 ve 2017’de Dünyanın en iyi 100 lokantalarından biri seçildi.

Mikla ile birlikte, Gürs, rahat aile lokantası zinciri “numnum café & restaurant”, İtalyan lokantası “Trattoria Enzo”, yenilikçi self servis lokantası “Terra Kitchen” ve kahvecilikte yeni sayfa açan “Kronotrop Coffee Bar & Roastery” markalarını da işletiyor. 3. dalga kahvecilikte Türkiye’de lider konumunda yer alan Kronotrop’un kavurma ustaları ve baristaları, son iki senedir Türkiye’yi Dünya şampiyonalarında temsil ediyor. Buzzfeed ise Kronotrop’u ölmeden önce Dünyada görülmesi gereken 25 en iyi kahveci arasında sayıyor.

Yılmaz Öztürk / Mürver Restaurant Head Chef

Meslek hayatına 1998 yılında Ankara’da başlayan Yılmaz Öztürk; 1999 – 2007 yılları arasında Mövenpick Hotel İstanbul, Four Seasons Hotel Sultanahmet gibi Türkiye’nin önde gelen otellerinin mutfaklarında çalıştı.

Aynı zamanda üyesi olduğu “Chaine des Rotisseurs”ün, 2004 yılı Genç Aşçılar Yarışması’nda Gümüş Madalya aldı. 2007 – 2010 yılları arasında Kayra Wine Academy ve Nars Ilıca’da Mutfak Şefi olarak görev yaptı. 2014 yılında İzmir Ekonomi Üniversitesi Mutfak Sanatları Fakültesinde eğitmenlik yaptı.

Meslek hayatı boyunca birçok restorana danışmanlık hizmeti de veren Yılmaz Öztürk; 2012 yılında Alaçatı’da şef ve işletmeci olarak L’Escargot Restaurant’ı kurdu. 2015 senesinde Alaçatı Mancar Restaurant’ın şefliğini yürüttü. Seneler sonra tekrar İstanbul’a dönerek ön çalışması yaklaşık 1.5 sene süren ve 2017 yılında açılan; Türkiye’de ilk defa tüm yemeklerin tamamen odun ateşinde piştiği Mürver Restaurant’ın şefi olan Yılmaz Öztürk’ün Ege ile olan bağı hiçbir zaman sona ermedi. Hedefi yerel üreticiyi destekleyerek, gerçek ve temiz ürünü en lezzetli hali ile misafirlerine sunabilmektir.

Tamamını Oku

Haberler

Ankara Bebeleri Göksu Teras’ta Buluştu

Longtable markasının imzasını taşıyan ‘Ankara Bebeleri Büyük Buluşma’, Ankara’nın klasik lezzetlerini üç deneyimli şefin yorumuyla ve dönemin müzikleri eşliğinde 150 kişiye yeniden sundu.

Published

on

6 Nisan akşamı Nenehatun Göksu Teras, sıradan bir akşam yemeğine değil — bir şehrin hafızasına yapılan özel bir yolculuğa ev sahipliği yaptı. Longtable markasının imzasını taşıyan “Ankara Bebeleri Büyük Buluşma”, Ankara’nın klasik lezzetlerini üç deneyimli şefin yorumuyla ve dönemin müzikleri eşliğinde 150 kişiye yeniden sundu.

Tuna Esen ve Longtable

Gecenin tüm kurgusunu ve atmosferini Longtable markasının yaratıcısı Tuna Esen tasarladı. Yalnızca bir yemek organizasyonu değil; Ankara’nın nostaljik ruhuyla mutfak sanatını buluşturan deneyimsel bir gece yaratmak hedeflendi. Uzun masa formatı, dönemin müzikleri ve şehre ait lezzetlerin modern yorumu gecenin üç temel sütununu oluşturdu.

Ankara Bebeleri Büyük Buluşma — Longtable uzun masa deneyimi
Longtable formatında kurulan uzun masa, gecenin topluluk ruhunu yansıtıyordu.

Üç Şef, Bir Şehir

Hazer Amani, Ali Ronay ve Tongar Fırat — her biri Ankara mutfağının farklı bir köşesini temsil eden üç isim — aynı sofra için bir araya geldi. Şefler geceye kısa konuşmalarla da katkı sunarak lezzetlerin ardındaki hikayeleri paylaştı.

Menü baştan sona Ankara’ya adanmıştı: Kuver tabağında Çubuk turşusu ve ançuez ezme, Borş çorbası, mezelerde SimitKöz’de pişmiş tarama ve barbunya pilaki, ardından Ankara Tava — fırında kuzu incik ve arpa şehriye pilavı. Final ise Göksu Kup’la geldi: Atatürk Orman Çiftliği dondurması, taze çilek, krem şanti.

Ankara Bebeleri Büyük Buluşma — davetliler
150 davetli Ankara’nın nostaljik ruhuyla buluştu.

Craftbrother İmzalı Eşleşmeler

Her korsun yanına Craftbrother tarafından özel tasarlanmış kokteyller eşlik etti. Ankara kış kavunu sour’undan kenger menengiç espresso martini’ye uzanan bu liste, yemeğin ruhunu bardağa taşıdı. Jack Daniel’s sponsorluğunda hazırlanan bu eşleşmeler, geceyi sıradan bir yemekten çıkarıp bütünleşik bir deneyime dönüştürdü.

Müzik ve Atmosfer

Sofrada yemekler kadar güçlü bir unsur daha vardı: müzik. DJ Kaan Küce’nin seçtiği eski dönem parçalar, Ankara’nın nostaljik ruhunu salona taşıdı. 150 davetli bu atmosferde hem şehirlerine olan bağlarını tazeledi hem de Türk mutfağının ne kadar güçlü bir hafızaya sahip olduğunu bir kez daha hissetti.


Hazer Amani, Tongar Fırat ve Ali Ronay — Ankara Bebeleri Büyük Buluşma
Gecenin üç şefi: Hazer Amani, Tongar Fırat ve Ali Ronay.

Şefler Hakkında

Hazer Amani — 1977 yılında Ankara’da doğdu. TED Ankara Koleji ve ODTÜ Sosyoloji mezunu olan Amani, Güney Afrika’da Le Cordon Bleu’de mutfak eğitimi aldı. 2011’de “Yılın En Yaratıcı Şefi” ödülünü kazandı. MasterChef Türkiye jüri üyeliğiyle tanınıyor.

Ali Ronay — Ankara doğumlu. Washington D.C.’deki Cities Restaurant’ta şef Aret Sahakyan’ın yanında yetişti. Ronay’s International Food and Beverage Consultancy’nin kurucusu. Anadolu mutfaklarını dünyaya tanıtmayı misyon edinen Ronay, The Taste Türkiye jüri üyeliğiyle de tanınıyor.

Tongar Fırat — Türkiye’nin genç ve yaratıcı şef kuşağının öne çıkan isimlerinden biri. Gastronomi eğitiminin ardından Türkiye’de ve yurt dışında fine dining restoranlarında deneyim kazanan Fırat, modern mutfak tekniklerini Anadolu’nun yerel ürünleriyle buluşturmasıyla tanınıyor.

Tamamını Oku

Haberler

Gaziantep Lezzetleri Shangri-La’da

Shangri-La Bosphorus’un yeni “Taste of Türkiye” serisiyle Gaziantep mutfağı İstanbul’a taşınıyor. Hışvahan’ın Executive Şefi Nusret Karateke, 15-19 Nisan’da IST TOO’da imza lezzetlerini sunuyor.

Published

on

Anadolu’nun en zengin gastronomi miraslarından biri olan Gaziantep mutfağı, bu kez İstanbul’un kalbinde, Boğaz’ın muhteşem manzarası eşliğinde sofralara taşınıyor. Shangri-La Bosphorus, İstanbul otelinin “Taste of Türkiye” serisinin ilk durağı olarak tarihi Hışvahan‘ın Executive Şefi Nusret Karateke‘yi ağırlaması, hem yerel mutfak mirası hem de İstanbul’un fine dining sahnesi için heyecan verici bir buluşmanın habercisi.

Taste of Türkiye: Anadolu’yu Boğaz’a Taşıyan Seri

Beşiktaş’ta konumlanan Shangri-La Bosphorus, her ay Türkiye’nin farklı bir gastronomi destinasyonundan seçkin şefleri bünyesine katmayı hedefleyen “Taste of Türkiye” serisini hayata geçiriyor. Serinin ilk konuğu olarak 15–19 Nisan 2026 tarihleri arasında IST TOO restoranında misafirlerle buluşacak olan Şef Nusret Karateke, 500 yıllık Hışvahan geleneğini Boğaz’ın aydınlık salonlarına taşıyor.

Bu girişim yalnızca bir gastronomi etkinliği değil; Türkiye’nin bölgesel mutfak zenginliklerini ulusal ve uluslararası bir sahneye taşıma çabasının somutlaşmış hâli. Gaziantep mutfağının İstanbul’daki bir lüks otel çatısında bu denli özenle sunulması, yerel lezzetlerin küresel gastronomi diplomasisindeki artan rolünü de gözler önüne seriyor.

Hışvahan: 1577’den Günümüze Uzanan Bir Miras

Gaziantep Kalesi’nin eteklerinde yükselen Hışvahan, 1577 yılında Lala Mustafa Paşa tarafından inşa edilen ve halk arasında “Pamuk Kozası Han” olarak bilinen tarihi bir yapı. Osmanlı mimarisinin zarif izlerini taşıyan siyah-beyaz kesme taşları, kemerleri ve minimalist estetiğiyle öne çıkan bu han, 2016 yılında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından titizlikle restore edildi.

Tarihi Kentler Birliği’nin “Tarihi ve Kültürel Mirası Koruma” proje yarışmasında 15. Yıl Özel Ödülü’ne layık görülen Hışvahan, bugün hem mimari zarafeti hem de gastronomik vizyonuyla geçmişin ihtişamını yaşatıyor. Mutfağın felsefesi basit ama güçlü: Gaziantep’in yüzyıllık tariflerini sahici malzemelerle, saygılı bir yorumla sunmak.

Menüde Ne Var? Gaziantep’in İmzası İstanbul’da

IST TOO’da sunulacak menü, Gaziantep mutfağının katmanlı zenginliğini baştan sona bir gezintiye çıkarıyor:

Meze ve Başlangıçlar: Çiğ köfte, yoğurtlu firik, cevizli zeytin piyazı. Ardından yuvalama ve çağla aşı gibi geleneksel başlangıçlar sofranın ritmini belirliyor.

Ara Tatlar: Gavurdağ salatası, içli köfte, Antep peynirli börek ve omaç. Her biri şehrin uzun tarihini tek bir lokmada özetleyen lezzetler.

Ana Yemekler: Firik pilavı eşliğinde küşleme kebabı, mevsimsel dokunuşlarla keme kebabı ve ekşili ayvalı taraklık. Bu tabaklar Gaziantep’in hem yöresel hem de rafine yüzünü bir arada sunuyor.

Tatlılar: Antep peynirli ve fıstıklı irmik helvası ile bastık kızartması menüyü tatlı bir kapanışla tamamlıyor.

Misafirler tadım menüsü veya à la carte seçenekleriyle bu lezzetlere ulaşabilirken, Şef Nusret Karateke ile birebir buluşma ve mutfağın hikâyesini dinleme fırsatı da sunuluyor.

Şef Nusret Karateke: Gelenekle Modernin Köprüsü

Executive Şef Nusret Karateke, Anadolu mutfak mirasını çağdaş bir perspektifle harmanlayan öncü isimlerden. Yerel ürünlerin sürdürülebilir kullanımı, otantik reçetelerin korunması ve modern sunum anlayışındaki disiplini, onu yalnızca bir şef değil bir kültür elçisi yapıyor.

Karateke’nin felsefesinin özünde şu ilke yatıyor: Tarifi değiştirmeden sunumu güncelle. Böylece hem yöreye saygı gösterilir hem de yeni nesil gastronomi tutkunlarına kapı aralanır.

Gaziantep Mutfağı Neden Bu Kadar Önemli?

Türkiye’nin UNESCO Yaratıcı Gastronomi Şehirleri listesindeki ilk temsilcisi olan Gaziantep, dünya mutfak haritasında kendine sağlam bir yer edinmiş durumda. Baklavası, kebabı ve fıstığıyla bilinen bu şehrin mutfağı aslında çok daha derin ve çok katmanlı.

Firik (yeşil buğday), keme (tüber), taraklık (dana diyafram eti), çağla (ham kayısı) gibi özgün malzemeler; yüzyıllarca korunan el yazması tarifler; yöreye özgü pişirme teknikleri… Gaziantep mutfağı bir coğrafyanın tüm hafızasını sofraya yansıtır.

Bu mutfağın İstanbul’un en prestijli otellerinden birinde sahne alması, Türk gastronomisinin giderek artan küresel itibarının bir yansıması. “Taste of Türkiye” serisi devam ettikçe, Anadolu’nun farklı köşelerinden şefler ve lezzetler İstanbul’a misafir olacak — bu, yerel gastronomi mirasının korunması ve tanıtılması için son derece değerli bir platform.

Sık Sorulan Sorular

Shangri-La Bosphorus’taki Gaziantep deneyimi ne zaman?

15–19 Nisan 2026 tarihleri arasında IST TOO restoranında gerçekleşiyor.

Menü nasıl sunuluyor?

Tadım menüsü veya à la carte seçenekleriyle. Meze, başlangıç, ara tat, ana yemek ve tatlıdan oluşan kapsamlı bir Gaziantep menüsü var. Şef Karateke ile buluşma imkânı da sunuluyor.

Hışvahan nerede?

Gaziantep Kalesi’nin eteklerinde, tarihi kent merkezinde. 1577’de inşa edilen, 2016’da restore edilen tarihi bir Osmanlı hanı.

Taste of Türkiye serisi devam edecek mi?

Evet. Shangri-La Bosphorus her ay farklı bir Anadolu gastronomi destinasyonundan şef ağırlayacak. Serinin ilerleyen aylarında farklı şehirler ve şefler gündemde.

Tamamını Oku

Mekan

Bakucha’da Bahar: Doğa, Şarap ve Gastronomi

Arcadia Bağları’ndaki Bakucha Vineyard Hotel’de Nisan ayında bağ gezileri, konuk şef gecesi ve Jazz & Tapas buluşması gastronomiyi doğanın kalbine taşıyor.

Published

on

İstanbul’a yaklaşık bir buçuk saat mesafede, Arcadia Bağları’nın doğal atmosferinde yer alan Bakucha Vineyard Hotel & SPA, Nisan ayında misafirlerine bambaşka bir deneyim sunuyor. Bağların uyanmaya başladığı, kırların papatyalar ve yaban orkideleriyle renklendiği bu mevsimde şehrin gürültüsünden kaçmak isteyenler için Bakucha, doğayı, gastronomisi ve kültürü tek çatı altında buluşturuyor.

Baharın Ritmiyle Şekillenen Program

Nisan boyunca Bakucha’da konaklayan misafirler için hazırlanan program, doğanın döngüsünü yakından hissettiren deneyimlerle şekilleniyor. Sabah saatlerinde düzenlenen doğa yürüyüşleri, bağların ve çevredeki kırların bahar dokusunu keşfetme fırsatı sunarken; gün içinde gerçekleştirilen bağ gezileri, Arcadia’nın üretim kültürünü ve bağcılık anlayışını daha yakından tanıma imkânı sağlıyor.

Papatyalar ve yaban orkideleriyle bezeli kır yollarında yapılan yürüyüşler, mevsimin en sakin ve etkileyici anlarını ortaya çıkarıyor. Günün ilerleyen saatlerinde ise Bakucha’nın mutfağı devreye giriyor: Doğadan ilham alan mevsimsel lezzetler, bağın tam ortasında kurulan sofralara taşınıyor.

11 Nisan’da Konuk Şef Gecesi

Nisan programının en dikkat çekici etkinliği, 11 Nisan’da düzenlenecek konuk şef gecesi. Assos Delice’nin kurucu şefi Berna O’Donovan mutfağa konuk oluyor. Bu özel akşamda yerel ürünler ve mevsimsel malzemeler, Bakucha’nın rafine kırsal mutfak anlayışıyla yeniden yorumlanacak.

Assos’un özgün doğasından beslenen bir şefin, Arcadia’nın bağ atmosferinde yarattığı bu buluşma, yalnızca bir akşam yemeği deneyimi değil; mevsimin ruhunu yansıtan sade ama katmanlı bir lezzet anlatısı sunmayı hedefliyor. İki farklı coğrafyanın mutfak felsefeleri aynı sofrada buluştuğunda ne çıkar sorusunun cevabı için bu gecenin kaçırılmaması gerekiyor.

25 Nisan’da 29. Jazz & Tapas Gecesi

25 Nisan’da ise Bakucha’da artık gelenekselleşen bir etkinlik sahne alıyor: 29. Jazz & Tapas Gecesi. Canlı caz performansları eşliğinde sunulan tapas tabakları, ritim ve lezzetin uyumunu doğanın içinde hissettiren çok katmanlı bir akşam vadediyor.

Bağların baharın enerjisiyle canlandığı bu dönemde, müziği açık hava atmosferinde dinleyip yanında mevsimsel küçük tabaklar tatmak; şehrin koşuşturmacasından uzak, tam anlamıyla nefes alınan bir deneyim sunuyor.

Bütüncül Bir Kaçış Deneyimi

Arcadia Bağları ve Bakucha Vineyard Hotel & SPA’da Nisan ayı yalnızca belirli etkinlik günleriyle sınırlı kalmıyor. Ay boyunca devam eden doğa yürüyüşleri, bağ gezileri, mevsimsel sofralar ve özenle tasarlanan konaklama deneyimi, misafirlere bütüncül bir program sunuyor.

Son yıllarda dünyada hız kazanan “agriturismo” ve “vineyard dining” trendi, Türkiye’de de giderek daha güçlü bir zemine oturuyor. Bakucha bu anlamda öncü örneklerden biri. Şarabın tarladan kadehe, yiyeceğin tohumdan sofraya olan yolculuğunu misafirleriyle doğrudan paylaşan bu model, gastronomiyi seyahatin merkezine koyuyor.

Şehrin yoğun temposundan kısa süreliğine uzaklaşmak, doğayla yeniden bağ kurmak ve gastronomik bir keşfe çıkmak isteyenler için Bakucha’nın Nisan programı tam zamanında geliyor.

Tamamını Oku