Dosya

Mengen’den Çıkan Yeni Şef Modeli: Kök Değil, Dönüşüm

Bolu-Mengen geleneğinden gelen Şef Şafak Erten ve yeni nesil Türk şefler, köklü mutfak mirasını sürdürülebilirlik ve üretici ağlarıyla buluşturarak gastronomi dünyasında yeni bir model yaratıyor.

Published

on

Türk mutfağının tarihinde Bolu’nun Mengen ilçesi özel bir yer tutar. Yüzyıllardır aşçı yetiştiren bu küçük Anadolu kasabası, İstanbul saray mutfaklarından yatılı okul yemekhanelerine kadar her mutfağın içine sızdı. Mengenli aşçı, Türk gastronomi kültüründe adeta bir arketip haline geldi: ağırbaşlı, titiz, disiplinli, mütevazı. Peki ya bugünün genç şefleri? Mengen geleneğini sırtlayıp da onu olduğu gibi değil, dönüştürerek taşıyanlar?

Köklerin Üstüne Kurulan Zihin

Hürriyet’ten gastronomi yazarı Ebru Erke’nin son köşe yazısında adı geçen Şafak Erten, bu sorunun en yetkin yanıtlarından birini veriyor. JW Marriott Bosphorus’taki Octo restoranının şefi olan Erten, Mengen geleneğinden gelen bir isim; ancak onu farklı kılan şey bu mirasa sadık kalmak değil, onu bugünün diliyle yeniden kurabilmek.

“Mengenli aşçı” imgesinin çağrıştırdığı o eski model — dedenden babana geçen bir meslek, eller mutfakta, zihin büyük resme kapalı — artık tek geçer akça değil. Şafak Erten gibi isimler, aynı kökten beslenerek farklı bir şef profili çiziyor: neyi, neden yaptığını bilen; ürünün nereden geldiğini, kim tarafından üretildiğini sorgulayan; mutfağını bir sistem içinde kuran ve bunu anlatabilen şefler.

Bir Gastronomi Ekosistemi Kurmak

Şafak Erten’in Octo’daki mutfağına baktığınızda bir tedarik zincirinden çok bir ağ görüyorsunuz. Muğla’dan Hatay’a, Milas’tan Urla’ya uzanan üreticilerle kurulu bire bir ilişkiler; kadın kooperatiflerinden gelen ürünler; mevsim dışına çıkmayan bir menü anlayışı. Bu, “farm to table” sloganının ötesinde, gerçek anlamıyla yerelleştirilmiş bir gastronomi pratiği.

Ve bu yaklaşım bir trende ayak uydurmaktan değil, içselleştirilmiş bir refleksten doğuyor. Dude Table’ın düzenlediği “35 Yaş Altı Genç Şef” yarışmasının ilk kazananlarından olan Erten, bu tür platformların kendisine yalnızca görünürlük değil, düşünsel bir derinlik kazandırdığını söylüyor. Sürdürülebilirlik artık bir pazarlama aracı değil, mutfağın tasarım ilkesi haline geliyor.

Türkiye’deki Yeni Şef Kuşağı Neyi Temsil Ediyor?

Şafak Erten’in örneği aslında çok daha geniş bir tablonun parçası. Son beş yılda Türkiye’de genç şeflerin gastronomi sahnesine çıkışı kayda değer bir ivme kazandı. Uluslararası yarışmalar, yurt dışında edinilen deneyimler, Anadolu’nun keşfedilmemiş lezzetlerine duyulan merak ve sosyal medyanın sunduğu görünürlük — bunların birleşimi, daha önce hiç olmadığı kadar çok sesli ve renkli bir şef kuşağı ortaya çıkardı.

Bu kuşağın en belirgin özellikleri şunlar:

  • Hikaye anlatıcılığı: Sadece yemek pişirmekle yetinmiyorlar; yemeğin ardındaki hikayeyi, kültürü ve coğrafyayı da sofrada sunuyorlar.
  • Üreticiyle doğrudan ilişki: Büyük toptan tedarikçiler yerine küçük üreticilerle çalışmayı tercih ediyorlar. Bu hem lezzet kalitesini artırıyor hem de yerel ekonomiye destek sağlıyor.
  • Mevsimsellik: Menüler artık yılın her döneminde aynı olmak zorunda değil. Mevsime göre değişen menü hem taze hem de çevreye duyarlı bir mutfak pratiği sunuyor.
  • Akademik zemin: Gastronomi eğitimi, yurt dışı stajlar ve uluslararası programlar bu kuşağın entelektüel alt yapısını güçlendiriyor.

Mengen Geleneği Nereye Gidiyor?

Mengen, Türkiye’de gastronomi eğitiminin köklü bir merkezi olmayı sürdürüyor. Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Mengen Meslek Yüksekokulu, her yıl yüzlerce genç aşçı yetiştiriyor. Ancak bu kurumun mezunlarının gittiği yerlere bakıldığında, artık yalnızca otel mutfakları ve yemekhaneler değil; fine dining restoranlar, butik mekanlar, hatta kendi markasını kuran girişimci şefler de var listede.

Mengen’in ruhu — disiplin, sabır, kalite — değişmedi. Ama bu ruhu taşıyanların vizyonu genişledi. Artık bir Mengenli şef, saray mutfağının torunu olduğunu bilerek çıkabiliyor dünyaya; ama o saray mutfağını bugünün dilinde, bugünün malzemeleriyle ve bugünün değerleriyle yeniden yorumlayarak.

Bir Sistem Kurmak, Bir Yemek Pişirmekten Fazlasıdır

Ebru Erke’nin Şafak Erten için söylediği cümle aslında tüm bu yeni şef kuşağının manifestosu gibi okunabilir: “Artık şeflerin maharetini sadece yaptıkları yemekler değil, kurdukları sistemin bütünlüğü gösteriyor.”

Bu sistem tabakta gördüğümüz sonuçtan çok önce başlıyor. Tohumun ekiliş şeklinden tutun, malzemenin mutfağa girişine, orada nasıl işlendiğine, tüketicinin önüne nasıl çıktığına kadar her aşama bu sistemin bir parçası. Ve bu sistem ne kadar bilinçli, sürdürülebilir ve insani değerlere dayalıysa, o tabak da o kadar anlamlı oluyor.

Mengen’den çıkan yeni şef modeli bize bunu söylüyor: Gelenek, büyümek için bir kısıt değil; tam tersine, derinlik kazanmak için bir zemin. Ve o zemin üzerinde, cesur zihinler çok daha yüksek yapılar kurabilir.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Mengen neden Türkiye’de aşçılıkla özdeşleşti?

Mengen’in aşçılıkla özdeşleşmesi yüzyıllar öncesine dayanıyor. Osmanlı döneminde saray mutfaklarına Mengenli aşçılar yerleşti; sonraki dönemlerde otel, yurt ve okul mutfakları bu geleneği sürdürdü. Bugün hâlâ Türkiye’nin en kapsamlı aşçılık eğitim merkezlerinden biri Mengen’de bulunuyor.

Genç şefler için Türkiye’de hangi platformlar var?

Dude Table’ın “35 Yaş Altı Genç Şef” yarışması, Bocuse d’Or Türkiye seçmeleri, çeşitli turizm bakanlığı destekli programlar ve uluslararası staj olanakları öne çıkıyor. Bu platformlar hem görünürlük hem de mesleki gelişim açısından kritik rol oynuyor.

Sürdürülebilir mutfak anlayışı Türkiye’de ne kadar yaygın?

Büyük şehirlerde özellikle İstanbul’da fine dining segment, sürdürülebilirlik konusunda hızla ilerledi. Yerel üreticilerle doğrudan çalışan, mevsimsel menüler kuran ve atık azaltmayı ilke edinmiş restoranlar sayısı artıyor. Ancak bu anlayışın sektörün geneline yayılması için zamana ve daha fazla farkındalık çalışmasına ihtiyaç var.

Octo restoran nerede ve nasıl bir konsepte sahip?

Octo, İstanbul’daki JW Marriott Bosphorus otelinde yer alıyor. Şef Şafak Erten önderliğinde yerel üreticilerden beslenen, mevsimsel ve sürdürülebilir bir fine dining anlayışını benimsiyor. Menü, Anadolu’nun zengin coğrafyasından derlenen malzemeleri çağdaş tekniklerle buluşturuyor.

Tüm hakları saklıdır © 2019 Mutfak Magazin