Connect with us

Ajanda

Kalp ve damar hastalığı gençlerde de yaygınlaşıyor! KALBİMİZİ KORUYAN 10 ÖNERİ

Sağlıksız beslenmeden hareketsiz yaşam tarzına; sigaradan fazla kiloya birçok etken kalp hastalıklarına neden oluyr

Yayınlanma zamanı

-

Sağlıksız beslenmeden hareketsiz yaşam tarzına; sigaradan fazla kiloya; diyabetten yüksek kolesterol ve hipertansiyon gibi risk faktörlerine dek birçok etken kalp hastalıklarına neden oluyor. Dünyada ve ülkemizde ölüm nedenleri arasında ilk sırada yer alan kalp ve damar hastalıklarının gençlerde de giderek yaygınlaştığını belirten Acıbadem Maslak Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Semiz, bazı basit uygulamalarla kalp hastalıklarına karşı önlem alınabileceğini vurguluyor. Prof. Dr. Ender Semiz, 29 Eylül Dünya Kalp Günü kapsamında yaptığı açıklamada kalbimizi korumamızı sağlayacak 10 önlemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Sebze, meyve ve tam tahıllı ürünler tüketin; bakliyat ve balık ağırlıklı beslenmeye öncelik verin. Yapılan çalışmalar; Akdeniz diyetinin ölüm riskini azalttığını gösteriyor. Fast-food yiyeceklerden, salam, sosis ve sucuk gibi işlenmiş ürünlerden, trans ya da doymuş yağlardan, rafine karbonhidrat diye bilinen basit şekerlerden ve gazlı ya da gazsız tatlandırılmış içeceklerden uzak durun. Bu içeceklerin günde bir kez tüketilmesi bile diyabet riskini yüzde 20 artırıyor.  

  • Egzersizi ihmal etmeyin

Düzenli fiziksel aktivite, kalp ve damar sağlığını koruma ve geliştirme açısından temel bir yaşam biçimi olmalı. Fiziksel egzersiz kalp ve damar hastalığı riskini azaltıyor. Haftada en az 150 dakika orta derecede ya da en az 75 dakika ileri seviyede fiziksel aktivitede bulunun.

  • Sigaradan uzak durun

Kalp hastalığına bağlı her üç ölümden yaklaşık biri sigara kullanımından ya da pasif sigara içiminden kaynaklanıyor. Yapılan çalışmalar, elektronik sigaraların masum olmadığını, klasik sigara içiminde görülen riskleri barındırdığını gösteriyor.

  • İdeal kilonuzu sağlayın

Fazla kilonun; diyabet hastalığı, kan yağlarında yükseklik, kan basıncı yüksekliği ve sonunda kalp damar hastalığına yol açmasından dolayı ideal kiloya inmek çok önemli. Obezite sorunu hareketsizlik ve kötü beslenme alışkanlıkları nedeniyle ülkemizde çocuklar ve gençler arasında da giderek yaygınlaşıyor.

  • Tuz tüketimini kısıtlayın

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Semiz “30-80 yaşlarındaki kan basıncı yüksek olan yetişkinlerde tuz tüketiminin günde 1 gr azaltılmasının, büyük kan basıncı değerini 3-4 mmHg düşüreceği, dolayısı ile kalp ve damar hastalığı riskini azaltacağı bilinmektedir. Tuz tüketimini azaltmanın en pratik yolu, masaya tuzluğu koymamaktır. Yemek pişerken tencereye eklenen az miktardaki tuz ile salçadaki, ekmekteki ya da sebzelerdeki doğal tuz vücut gereksinimimizi karşılayacaktır” diyor.

  • Uyku düzenini sağlayın

Altı saatten kısa süreli ya da kalitesi düşük uyku kan basıncını yükseltiyor; dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarına zemin hazırlıyor. Çok uzun uyku süresi de kalp hastalığı riskini artırıyor. Bu nedenle uyku düzeninizi sağlamaya özen gösterin.

  • Stres yönetimini iyi yapın

Psikososyal iş stresi ve iş kaybına yönelik endişeler ile depresyon, huzursuzluk ve öfke gibi ruhsal durumlar, kalp hastalıkları riskini ve kalp hastalıklarına bağlı ölüm riskini artırıyor. Bununla birlikte özel ve sosyal yaşama ait sıkıntılar da kalp sağlığını tehdit ediyor. Bu nedenle stres yönetiminin akılcı bir yaklaşımla çok iyi yapılıp, bu sıkıntıların bertaraf edilmesi -en azından etkilerinin en aza indirilmesi- gerekiyor.  

  • Sosyal olun

Küçük çevre, yalnızlık ve zayıf ruhsal destek kalp hastalığı riskini artırıyor. Toplumsal ilişkiler ile ölüm riskinin bağlantısını araştıran büyük çaplı 148 araştırmanın sonucu; kötü ve yetersiz sosyal ilişkilere kıyasla, yeterli ve sağlıklı sosyal ilişkilerin sağ kalım sürelerini yüzde 50 artırdığını gösteriyor.

  • Kalp sağlığına yönelik “check-up” programlarını önemseyin

Özellikle sizde, damar sertliğinin artmasına yol açan diyabet hastalığı, hipertansiyon, kolesterol ya da trigliserid yağlarının yüksekliği gibi sorunlardan birisi ya da birkaçı, ailenizde genç yaşta kalp krizi ya da felç geçiren yakınlarınız varsa, sigara kullanıyorsanız, orta yaşı da geçtiyseniz; düzenli olarak yıllık kalp kontrollerinizin yapılması gerekiyor.

  • İlaçlarınızı düzenli kullanın

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ender Semiz “Özellikle kan sulandırıcı, kolesterol düşürücü ya da tansiyon düşürücü ilaç kullanıyorsanız, doktorunuza sormadan kesinlikle ilaçlarınızı kesmeyin, doz değişikliği yapmayın ve ilaçlarınızı zamanında alın! Canlı hücre duvarının önemli yapıtaşlarından biri ve tüm hormonların ana maddesi olan kolesterol, elbette canlı yaşamı için gereklidir ama bir yere kadar. Fazlası ya da yüksek riskli kişilerde ilaçlarla kolesterolün belirli seviyelerin altına çekilmemesi, kalp krizi ve felç başta olmak üzere, kalp damar hastalıklarına ciddi olarak davetiye çıkarmaktadır” diyor.

Tamamını Oku

Ajanda

Türk Mutfağı Haftası 2026: “Bir Sofrada Miras” Temasıyla 21-27 Mayıs’ta Kutlanıyor

Türk Mutfağı Haftası 2026, “Bir Sofrada Miras” temasıyla 21-27 Mayıs tarihleri arasında dünya genelinde kutlanıyor. Keşkek, mantı, baklava ve helvanın kültürel derinliğine bir yolculuk.

Published

on

Türk Mutfağı Haftası 2026, bu yıl beşinci kez kapılarını açıyor — ve bu kez masanın üzerinde sadece yemek yok. “Bir Sofrada Miras” temasıyla 21-27 Mayıs tarihleri arasında dünya genelinde kutlanacak etkinlik, Türk mutfağını yüzyıllar boyunca şekillenmiş canlı bir kültürel bellek olarak yeniden tanımlıyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Emine Erdoğan’ın himayesinde düzenlenen Türk Mutfağı Haftası; bu yıl Türkiye’nin dört bir yanında ve dünyadaki Türk diplomatik temsilcilikleri ile kültür merkezlerinde eş zamanlı etkinliklerle hayat bulacak. Paylaşılan sofra deneyimleri, şef iş birlikleri, geleneksel pişirme atölyeleri ve “yaşayan mutfak arşivi” konseptiyle haftanın her günü farklı bir hikâye anlatılacak.

Tema: Diyalog, Dönüşüm ve Arşiv

“Bir Sofrada Miras” teması, üç kavramsal çerçeve üzerine oturuyor: diyalog, dönüşüm ve arşiv. Bu üçlü, Türk mutfağının yalnızca bir yemek repertuarı olmadığını; göçlerin, ritüellerin, imece ruhunun ve kuşaktan kuşağa aktarılan sofra adabının canlı bir birikimi olduğunu vurguluyor.

Türk mutfağı tarih boyunca sabit kalmadı. Orta Asya’dan Anadolu’ya, Osmanlı saray mutfağından bugünün sokak lezzetlerine uzanan bu yolculuk, her coğrafyadan bir şeyler alarak dönüştü. Bugün sofralara oturduğumuzda aslında bu dönüşümün kendisini yiyoruz.

Keşkek: UNESCO’nun Tanıdığı Kadim Lezzet

Bu yılki haftanın öne çıkardığı lezzetler arasında keşkek özellikle dikkat çekiyor. UNESCO’nun 2011 yılında İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine aldığı keşkek, yalnızca bir yemek değil; kolektif bir ritüelin kendisi.

Buğday ve etin saatlerce dövülerek, imece usulüyle pişirildiği bu yemek; düğünlerde, cenaze törenlerinde, adak yemeklerinde hazırlanır. Herkes tarafından, herkes için. Keşkek yapmak tek başına yapılmaz — bu onun özü. Kaşığı kaldırdığınızda, o kalabalığın emeğini de kaldırıyorsunuz.

Mantı: Göçün Yemeği

Mantı neden göçün yemeğidir? Bu soruyu sormak, Türk mutfağının kökenlerine inmek demek.

Kimi araştırmacılar mantıyı Orta Asya’dan gelen Türk göçlerinin bir armağanı olarak tanımlar. Küçük hamur paketlerinin içine et veya peynir doldurma geleneğinin Türkler aracılığıyla Anadolu’ya, Kafkasya’ya ve oradan Akdeniz’e yayıldığı düşünülüyor. Çin’in won ton’u, Japonya’nın gyoza’sı, İtalya’nın tortellini’si — hepsinin kökeninde benzer bir yolculuk var. Ama Türk mantısı bu göç hikâyesini en saf haliyle taşıyor: 40 mantı bir kaşığa sığmalı, derler. Bu titizlik, o uzun yoldan taşınan bir gururdur.

Baharatların kültürel yolculukları hakkında daha fazlası için: Baharat Yollarının Unutulan Mirası: Anadolu Neden Dünyanın Ticaret Merkezi Olmaktan Çıktı?

Baklava ve Helva: Tatlının Dili

Türk mutfağının tatlı dili baklava olmadan anlatılamaz. Osmanlı saray mutfağının simgesi, bugün dünyada tanınan en önemli Türk lezzetlerinden biri. Yufkanın kat kat açılması, tereyağıyla buluşması ve fıstık ya da cevizle birleşmesi — bu süreç bir zanaat, bir sabır dersi.

Helva ise bambaşka bir hikâye. Türk sofrasında helva; matemin, sevinçin, vedanın yemeği. Biri öldüğünde helva pişirilir. Bir yolculuğa çıkılacağında helva pişirilir. Ramazan’da, bayramda helva pişirilir. Helva tarifi değil; bir duygusal dildir.

Dünyaya Açılan Sofra

Türk Mutfağı Haftası, sadece yurt içinde değil dünya genelinde kutlanıyor. Türkiye’nin büyükelçilikleri ve kültür merkezleri bu hafta boyunca tanıtım etkinlikleri, tadım geceleri ve şef workshopları düzenleyecek. Türk mutfağı dünyaya çıkarken beraberinde bir kültürü, bir hafızayı ve bir kimliği de taşıyor.

Bu yılın seçkisinde keşkek, baklava, mantı, dolma ve helva öne çıkıyor — her biri kültürel anlam taşıyan, hikâyesi olan lezzetler. Sadece damağa değil, belleğe de hitap eden yemekler bunlar.

“Yaşayan Mutfak Arşivi” Nedir?

Bu yılki haftanın en ilgi çekici kavramlarından biri “yaşayan mutfak arşivi” fikri. Türk mutfağının yalnızca tariflerin bir koleksiyonu olmadığını, aksine her nesille yeniden yorumlanan, dönüşen ve yaşayan bir pratik olduğunu vurgulayan bu kavram; dijital belgeleme, kuşaklar arası paylaşım ve geleneksel tekniklerin aktarımını kapsıyor.

Ninelerden öğrenilen tarifler, pişirme teknikleri, sofra kurma adabı — bunların hepsinin belgelenerek sonraki nesillere aktarılması, Türk Mutfağı Haftası’nın bu yılki en önemli hedeflerinden biri.

21-27 Mayıs: Sofranıza Bir Davet

Türk Mutfağı Haftası 2026, 21 Mayıs Perşembe günü başlıyor ve 27 Mayıs Çarşamba akşamına kadar sürecek. Etkinliklerin tamamına turkishcuisineweek.com adresinden ulaşmak mümkün.

Bu hafta sofranıza oturduğunuzda, tabağınızdaki yemeğin arkasındaki yüzyıllık yolculuğu düşünün. Mantınızı yoğurtla karıştırın, baklavanızı dikkatle ısırın, keşkeğin o kadim dokusunu hissedin. Çünkü “Bir Sofrada Miras”, aslında bir soru soruyor: Bu lezzetleri kim pişirdi, kim taşıdı, kim aktardı? Ve şimdi sıra kimde?

Tamamını Oku

Ajanda

Alaçatı Ot Festivali 15. Yılında Dünyaya Açılıyor: “Köklerden Dünyaya”

15 yıl önce yerel üreticilerin ve kadınların dayanışmasıyla doğan Alaçatı Ot Festivali, bu yıl Dünya Şefler Birliği akreditasyonuyla ilk kez uluslararası kimliğe kavuşuyor.

Published

on

15 yıl önce Çeşme’nin dar taş sokaklarında, yerel üreticilerin ve kadınların dayanışmasıyla filizlenen bir fikir vardı: Ege otlarını, bu toprakların binlerce yıllık bilgeliğini, bir festivalle dünyaya taşımak. Bugün o fikir, Dünya Şefler Birliği’nin (WorldChefs) resmi akreditasyonuyla taçlanan uluslararası bir gastronomi etkinliğine dönüştü.

20–26 Nisan tarihleri arasında Alaçatı’da gerçekleşecek olan 15. Uluslararası Alaçatı Ot Festivali, bu yıl “Köklerden Dünyaya” temasıyla yeni bir dönemin kapılarını aralıyor.

Dünya Şefler Birliği’nden Tarihi Akreditasyon

WorldChefs Türkiye Başkanı Dr. Emrah Köksal Sezgin, festivalin uluslararası gastronomi dünyasındaki ağırlığını özetledi: “Bu festivali dünyanın bilmesi gerektiği yönünde hazırladığımız raporu Dünya Şefler Birliği’nin Paris ofisine sunduk. Bir senelik çalışmanın sonucunda Dünya Şefler Birliği’nin akreditasyonu ile ilk uluslararası Ot Festivali’ni bu yıl Alaçatı’da gerçekleştireceğiz.”

Akreditasyon belgesi, festival lansmanında Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli’ye takdim edildi. Çeşme Belediye Başkanı Denizli ise festivalin bugüne ulaşmasını “ortak emeğin zaferi” olarak nitelendirdi: “15 yıl önce yerel üreticilerin, kadınların ve bölge halkının dayanışmasıyla doğan bu festival, bugün uluslararası bir marka hâline geldi.”

13 Ülkeden 50 Şef, Dev Program

Bu yılki festival, 13 ülkeden yaklaşık 50 şefin katılacağı uluslararası gastronomi yarışmalarıyla adından söz ettirecek. Program yalnızca yarışmalarla sınırlı değil: şef gösterileri, konserler, söyleşiler, atölyeler, sergiler ve yerel ot stantları festivali tam bir gastronomi şölenine dönüştürecek.

Festival alanı; Alaçatı Cumhuriyet Meydanı, Değirmenler ve Alaçatı’nın tarihi dokusunu kapsıyor. Sürdürülebilir tarım projeleri de programın ayrılmaz bir parçası — çünkü Alaçatı Ot Festivali, başından beri yalnızca bir yemek etkinliği değil, bir yaşam felsefesinin kutlaması.

Ege Otları: Sofranın Kadim Bilgesi

Festivalin özünde Ege’nin vahşi otları yatıyor: gelincik, ebegümeci, deniz börülcesi, yabani rezene, hardal otu, semizotu… Her biri yüzyıllarca Ege sofralarını beslemiş, şifacıların elinde ilaç olmuş, ninelerin tariflerinde nesillere aktarılmış bitkiler. Alaçatı Ot Festivali, bu geleneği yaşatmanın ötesinde onu dünya mutfağının diline çeviriyor.

WorldChefs akreditasyonu, Türkiye’nin bu kadim bilgisinin artık küresel gastronomi sahnesinde resmi bir karşılığı olduğunu tescilliyor. 15. yılında Alaçatı, artık yalnızca bir tatil beldesi değil — dünyanın ot başkenti.

Sık Sorulan Sorular

Alaçatı Ot Festivali ne zaman? 20–26 Nisan 2026 tarihleri arasında Alaçatı’da düzenlenecek.

WorldChefs akreditasyonu ne anlama geliyor? Dünya Şefler Birliği’nin (WorldChefs) resmi onayı, festivali uluslararası gastronomi takviminde yerini alan bir etkinlik hâline getiriyor.

Festivale nasıl katılabilirim? Festival alanları halka açık. Çeşme Belediyesi’nin resmi kanallarından program detaylarına ulaşılabilir.

Tamamını Oku

Ajanda

Octo Istanbul’da Dört El Bir Sofra

Şef Pere Planagumà ve Şef Şafak Erten, 10-11 Nisan 2026’da Octo Istanbul’da Four Hands Dinner’da buluşuyor. Katalonyalı ustalık, Anadolu özü tek sofrada.

Published

on

Octo Istanbul'da Pere Planagumà ve Şafak Erten ile Four Hands Dinner

İstanbul’un gastronomi sahnesinde nadiren bu denli özel bir buluşma yaşanır. 10 ve 11 Nisan 2026 akşamları, Karaköy’deki Octo Istanbul restoranında iki farklı coğrafyanın, iki farklı geleneğin ve iki güçlü el bir araya geliyor: Şef Pere Planagumà ve Şef Şafak Erten ile “Four Hands Dinner” — Türkçesiyle dört ellerin sofrası.

Sınırlı kapasiteyle gerçekleşecek bu akşam yemekleri, yalnızca bir yemek organizasyonu değil; Akdeniz’in iki ucundaki mutfak kültürlerinin pişmiş, servis edilmiş bir diyaloğu.

Octo Istanbul: Boğaz’ın Kenarında Sürdürülebilir Gastronomi

JW Marriott Istanbul Bosphorus bünyesindeki Octo Istanbul, Karaköy’ün tarihi dokusunu arka planına alarak Türkiye’nin en dikkat çekici restoranlarından biri haline geldi. Gault & Millau rehberinden 1 toque, İncili Gastronomy Guide’dan 4 Pearl alan restoran, sadece ödülleriyle değil felsefesiyle de öne çıkıyor.

Octo’nun mutfağı yerel çiftçilerle, kadın kooperatifleriyle ve etik üreticilerle çalışıyor. Tabağa taşınan her malzemenin hikayesi var — hangi tarladan geldiği, hangi elin hasatladığı, nasıl bir zincirin parçası olduğu. Bu yaklaşım artık “sürdürülebilir gastronomi” etiketinin çok ötesinde; bir kimlik meselesi.

Şef Şafak Erten: Mengen’den Burj Khalifa’ya

Octo’nun başına geçen Şef Şafak Erten, Bolu’nun Mengen ilçesinden — Türkiye’nin aşçılık geleneğinin kalesi sayılan bu topraklardan. Üç kuşak süregelen aşçılık pratiğiyle yetişen Erten, bu köklü mirası çağdaş bir teknikle harmanlıyor.

Kariyer yolculuğu sıradan değil: Dubai’de Atmosphere at Burj Khalifa‘da çalıştı — dünyanın en yüksek restoranlarından birinde. Endonezya ve Suudi Arabistan’daki uluslararası gastronomi festivallerinde Türk mutfağını temsil etti. Gault & Millau Turkey tarafından “Rising Chef of the Year” unvanına layık görüldü.

Erten’in tabakları bir tez gibi okunabilir: Anadolu’nun hammaddesini alıp Akdeniz’in teknik diliyle ifade etmek. Ege otları, Adana portakalı, mor reyhan — bunlar süsleme değil, kimlik.

Şef Pere Planagumà: Katalonya’dan Dünyaya

İspanyol misafir şef Pere Planagumà, Girona doğumlu. Gastronomi tarihine kazınmış isimlerin yanında yetişti: elBulli’de, ardından El Celler de Can Roca‘da. Paris’te üç Michelin yıldızlı La Tour d’Argent‘da saygın bir görev üstlendi. 2001’den 2017’ye kadar ise Les Cols restoranında iki Michelin yıldızına imza attı.

Planagumà yalnızca ocak başında değil, akademik platformlarda da söz sahibi: Harvard University‘nin “Science and Cooking” derslerinde konuşmacı olarak yer aldı. Sürdürülebilir gastronomi danışmanı olarak da çalışan şef, toprağı, mevsimi ve yerel üreticiyi daima merkezde tutuyor.

Bu iki şef arasındaki ortak nokta tesadüf değil: ikisi de yerelliğe saygı duyan, üretim zincirini sorgulayan, tabağı bir anlatı olarak kuran isimler.

Menü: İki Dil, Tek Sofra

Four Hands Dinner menüsü, Planagumà ve Erten’in karşılıklı konuşmasını yansıtacak şekilde kurgulanmış. Her kurs bir başka sese ait, ama bütün akış tek bir harmoniye akarken:

Amuse Bouche
Oxygarumlu Marine Karides & Türk Salatası
Oxygaru — antik Roma mutfağından gelen fermente balık sosu — müreffeh bir Türk salatası eşliğinde sunuluyor. Geçmiş ile bugünün ilk握 el sıkışması.

Pere Planagumà’dan
Yalancı Kalamar ve Patates Gnocchi, Hamsi Garumu
Katalonya’nın deniz mirası ve umami zenginliği bir arada. “Yalancı kalamar” tekniği, Planagumà’nın mutfaktaki ustalık oyununun göstergesi.

Ara
Bodrum Mandalina Sorbesi
Paleti temizleyen bu ara, Bodrum’dan gelen narenciye ile hem yerel hem hafif. Sofranın nefes aldığı an.

Şafak Erten’den
Izgara Orfoz, Ege Otları, Portakal Jölesi, Mor Reyhan Velouté, Adana Portakalı
Ege kıyılarından çıkan taze orfoz, aromatik otlar ve güneyli portakalın berrak asidiyle buluşuyor. Mor reyhan velouté bu tabağa hem renk hem derinlik katıyor.

Tatlı
Çikolata ve Kişniş Mus, Limon Dondurması, Çıtır Limon, Turna Yemişi Sour
Bitişi unutulmaz kılan bir tatlı kompozisyonu. Kişnişin egzotik tonu, turna yemişinin ekşi ve keskin karakteriyle dengeleniyor; çıtır limon dokuya oyun katıyor.

Four Hands Dinner Neden Özel?

Gastronomi dünyasında “four hands dinner” yani dört el yemeği, iki farklı şefin aynı mutfağı paylaşarak birlikte bir menü kurgulayıp servis etmesi anlamına geliyor. Bu format, misafirler için iki farklı perspektifi tek bir akşamda deneyimleme fırsatı sunuyor.

Ama Octo’daki bu buluşmayı sıradan bir kolaborasyondan ayıran şey daha derin: Planagumà’nın Katalonyalı kimliği ile Erten’in Anadolu kökleri birbiriyle çarpışmıyor, birbirini tamamlıyor. Akdeniz havzası, tarih boyunca bu tür buluşmaların coğrafyası oldu.

Pratik Bilgiler

Etkinlik 10 ve 11 Nisan 2026 tarihlerinde, saat 19:00’da gerçekleşecek. Octo Istanbul, JW Marriott Istanbul Bosphorus’ta yer alıyor — Karaköy’ün tam kalbinde. Kapasite sınırlı tutulacak, rezervasyon erken yapılması öneriliyor.

İstanbul’da Michelin yıldızlı şeflerin ve uluslararası isimlerin bu denli yakın bir sofrada bir araya geldiği etkinlikler hâlâ az. Bir koleksiyoncu hassasiyetiyle planlanmış bu akşam, sadece damağı değil belleği de doyuracak türden.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

Octo Four Hands Dinner biletleri nereden alınır?
Rezervasyon için doğrudan Octo Istanbul ile iletişime geçmeniz gerekiyor. JW Marriott Istanbul Bosphorus resepsiyonu veya restoranın iletişim kanalları üzerinden yer ayırtılabilir.

Menü kaç kurslu?
Mevcut bilgilere göre amuse bouche dahil beş ana aşamalı (amuse, iki ana kurs, bir ara, bir tatlı) bir akşam yemeği formatında sunulacak.

Şef Pere Planagumà kimdir?
Girona doğumlu Katalonyalı şef; elBulli, El Celler de Can Roca ve 3 Michelin yıldızlı La Tour d’Argent’da çalışmış, Les Cols’ta 2 Michelin yıldızı kazanmış, Harvard’da konuşmacı olarak yer almış bir isim.

Şef Şafak Erten’in Octo’daki felsefesi nedir?
Yerel çiftçiler, kadın kooperatifleri ve etik üreticilerle iş birliği yaparak sürdürülebilir ve kökene saygılı bir mutfak anlayışı benimsemektedir. Anadolu malzemeleri çağdaş tekniklerle tabağa taşınıyor.

Four Hands Dinner formatı ne demek?
İki farklı şefin aynı akşam aynı mutfağı paylaşarak her birinin kendi kursunu sunduğu özel gastronomi formatıdır. Tek bir menüde iki farklı mutfak perspektifini deneyimleme imkânı sunar.

Octo Istanbul nerede?
Karaköy’de, JW Marriott Istanbul Bosphorus oteli bünyesinde yer almaktadır.

Tamamını Oku