Sonbaharın ılık güneşi Akdeniz sahillerine vururken, Antalya bu kez yalnızca masmavi koyları ve antik tiyatrolarıyla değil; Toroslar’ın sarp yamaçlarından kıyı kasabalarına uzanan derin sofra kültürüyle sahne alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından organize edilen Antalya Kültür Yolu Festivali, 31 Ekim Cumartesi günü gerçekleştirilen açılış töreniyle kapılarını açtı. 8 Kasım tarihine kadar dokuz gün boyunca sürecek organizasyonda, kentin 40’tan fazla noktasında 440’ı aşkın kültür-sanat etkinliği gerçekleşirken, programın en çok merak uyandıran rotasını kentin dört bir yanına yayılan 85 lezzet durağı oluşturuyor.
Toros Yaylalarından Kıyı Şeridine Uzanan Lezzet Rotası
Festivalin gastronomi ekseni, Antalya’nın yalnızca deniz ürünleri ve zeytinyağlılardan ibaret olmadığını; Yörüklerin yaylacılık alışkanlıkları ile Akdeniz’in cömert narenciye bahçelerinin nasıl iç içe geçtiğini somutlaştırıyor. 31 Ekim–2 Kasım tarihleri arasında Antalya merkezden başlayarak Korkuteli, Elmalı, Gömbe yaylası, Finike, Beycik ve Kaş hattına uzanan özel gastronomi keşifleri düzenleniyor. Rota aynı zamanda doğuda Manavgat ve Alanya’nın özgün mutfak havzalarını da içine alıyor.
Korkuteli’nin meşhur yanık dondurmasından Elmalı’nın bağcılık ve kuyu kebabı kültürüne, Finike’nin coğrafi işaretli portakallarından Kaş’ın lagün balıklarına kadar her durak, yerel üreticilerin ve esnaf lokantalarının reçetelerini yerinde belgeliyor. Şefler ve yemek araştırmacıları, Toroslar’ın kekik kokulu yaylalarında otlayan keçi sütüyle yapılan peynirleri ve Yörüklerin göçebe beslenme tekniklerini inceleme fırsatı buluyor.

Tahinli Tarator ile Sirkenin Ayrıştığı Karakter: Antalya Piyazı
Antalya mutfağının Türkiye genelindeki klasik reçetelerden en radikal biçimde ayrıldığı lezzetlerin başında şüphesiz tahinli Antalya piyazı geliyor. Türkiye’nin diğer tüm coğrafyalarında haşlanmış kuru fasulye zeytinyağı, sirke ve soğanla soğuk bir salata gibi harmanlanırken, Antalya’da haşlanmış Çandır fasulyesi ılıkken koyu bir tahin, sarımsak, limon suyu ve sirke emülsiyonuyla (tarator) birleşerek ana yemeğe eşlik eden bir gövdeye dönüşür.
Festival duraklarında tanıtılan bir diğer tescilli değer ise Alanya’nın geleneksel düğün sofralarının baş tacı olan gülüklü çorba. Kıyma, pirinç ve baharatla fındık büyüklüğünde tek tek yuvarlanan minik köftelerin (gülük), haşlanmış nohut, tavuk suyu, domates ve bol nane-limon dengesiyle kaynatıldığı bu çorba, yayla ile saray terbiyesinin Akdeniz’deki en dengeli sentezini sunuyor.
Şeflerin Buluşması ve Yaşayan Mutfak Atölyeleri
Şef Mehmet Akdağ’ın ev sahipliğinde yürütülen gastronomi programı; Şef Ozan Kumbasar, Şef Vedat Başaran, Şef Claudio Chinali, Şef Bahtiyar Büyükduman, Şef Mutlu Şevket Yılmaz ve araştırmacı yazar Aylin Öney Tan gibi isimleri ağırlıyor. Panellerde ve tadım atölyelerinde, kentin unutulmaya yüz tutmuş narenciye reçelleri, hibeş ezmesi, serpme börek hamurunun havada çevrilme incelikleri ve susamın değirmenlerde tahine dönüşüm süreçleri masaya yatırılıyor.
Festivalin Perge, Aspendos, Side, Phaselis ve Termessos antik kentleriyle kurduğu bağ ise gastronomiyi yalnızca damakta biten bir lezzet olmaktan çıkarıp, Likya ve Pamfilya’dan süzülen binlerce yıllık zeytin, şarap ve tahıl ticaretinin bugünkü sofralara yansıyan canlı devamı olarak konumlandırıyor. 8 Kasım’a kadar sürecek festival, kentin gastronomi turizmindeki hakiki kimliğini tescillemeye devam edecek.
Narenciye Bahçelerinden Taş Değirmenlere Antalya’nın Koku Coğrafyası
Antalya’nın gastronomi kimliği yalnızca pişirme teknikleriyle değil, coğrafyanın sunduğu doğal mikroklimaların yarattığı hammadde zenginliğiyle şekillenir. Finike ovasında alüvyonlu topraklarla beslenen portakal ve mandalina ağaçları, kış aylarında Akdeniz rüzgarlarıyla olgunlaşırken; Manavgat havzasında üretilen susamlar asırlık su değirmenlerinde ağır ağır ezilerek koyu, aromatik bir tahine dönüştürülür. Antalya piyazının ve hibeş ezmesinin damağa kazınan o tok gövdesi, işte bu susam tohumunun yüksek yağ ve protein kalitesinden beslenir.
Kentin gastronomi hafızasında turunç kabuklarının kıvrılarak ipe dizildiği ve bakır kazanlarda kaynatılarak reçele dönüştürüldüğü kışlık kiler hazırlıkları, Akdeniz kadınının acıyı tatlıya çevirme maharetini yansıtır. Festival boyunca 85 lezzet durağında ziyaretçilerle buluşan bu kadim lezzetler, kentin turizm vitrininin arkasında saklı duran çok katmanlı Akdeniz üretim kültürünü tüm canlılığıyla gözler önüne sermektedir.
Sıkça Sorulan Sorular
Antalya Kültür Yolu Festivali hangi tarihler arasında düzenleniyor?
Festival, 31 Ekim–8 Kasım 2026 tarihleri arasında 9 gün boyunca Antalya genelinde gerçekleştirilmektedir.
Festivalde kaç lezzet noktası belirlendi?
Gastronomi programı kapsamında kentin farklı ilçelerinde geleneksel reçeteleri yaşatan 85 özel lezzet durağı belirlenmiştir.
Antalya piyazının diğer yörelerden farkı nedir?
Diğer yörelerde piyaz sade zeytinyağı ve sirkeyle bir salata gibi yapılırken, tescilli Antalya usulünde ılık fasulyenin üzerine tahin, sarımsak, limon ve sirkeden oluşan özel bir tarator sosu dökülür.
Gülüklü çorba hangi ilçeye aittir ve içinde ne vardır?
Alanya’nın tescilli düğün çorbasıdır; içinde fındık büyüklüğünde yuvarlanmış minik köfteler (gülük), nohut, pirinç, tavuk eti ve naneli-limonlu zengin bir et suyu bulunur.
Festival etkinliklerine katılım ücretli midir?
Kültür ve Turizm Bakanlığı organizasyonundaki açık hava etkinlikleri, söyleşiler, gastronomi panelleri ve atölyeler halka açık olarak düzenlenmektedir.