Genel
Global Gastro Ekonomi Zirvesi
Global Gastro Ekonomi Zirvesinde üçüncü kez gastronominin ekosistemini farklı disiplinlerde gündeme taşıyoruz. Biliyor ve inanıyoruz ki; Gastronomi Her Yerdedir.
Yayınlanma zamanı
6 sene önce-
Yazar:
Ebru Koralı
Trakya, Avrupa ile Asya’da kök salmış, yeşermiş, iz bırakmış tüm kadim medeniyetlerin kesiştiği bir coğrafya. Balkanlardan, engin Asya topraklarına varmadan önceki son uğrak yer. Doğu’nun damıtılmış değerlerinin Avrupa’ya taşındığı yolların kavşağı. Bu coğrafyadan yolu geçen, bu toprakları yurt edinmiş her bir medeniyet. Trakya mutfağını yaratan kültürler kuşağını anlamayı, tanıtmayı ve ona hak ettiği saygıyı göstermeyi amaç edindik. Trakya’nın eşsiz tatlarının; köftesinin, tava ciğerinin, peynirinin, üzümünün, şarabının, rakısının, böreğinin, tarhanasının, kurabiyesinin lezzet izini aradık. Zamanda, mekânda, doğada ve insanda…
Zirve’de Trakya bağlarını gündeme taşıyor ve Sayın Mehmet Yalçın moderatörülüğünde bir oturum düzenliyoruz. Konuşmacılar bölgenin şarap üreticilerinden Zeynep Arca, Mustafa Çamlıca ve Selim Ellialtı.
Yine bölgenin Gastronomi Turizm Potansiyelini Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri sayın Mahmut Şahin’den dinleyeceğiz.
Kırklareli Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve yemek kültürü araştırmacısı Ali Çakır bize Trakya Mutfak Kültürü üzerine ilginç bilgiler aktaracak.

Trakya Mutfağının özel yemekleri Edirne, Kırklareli, Lüleburgaz Belediyelerinin ve Trakya Kalkınma Ajansının katkısı ile Zirvenin sabah kahvaltısı ve öğle yemeğinde katılımcılara sunulacak. Edirne Tava Ciğerinden, 3 kentin köftesine Trakya’ya ait ne varsa Zirvenin Sofrasında…
Global Gastro Ekonomi Zirvesi
Turyid Turizm Yatırımcıları ve Gastronomi İşletmecileri Derneği olarak ülkemizde gastronomi kavramının benimsenmesi ve gelişmesi için bir sivil toplum örgütü olarak içtenlikle çalışıyoruz.

Gastronominin turizmin katma değeri yüksek çeşitlenmesi, ülke mutfağı ile birlikte restoranlarının ve gıda ürünlerinin ihraç ürünlerine dönüşmesi, ülke ve şehirlerin farklılaşarak markalaşması, sosyal ve ekonomik olarak yarattığı geniş istihdam olanakları ile etkisini daha iyi göstermesi için her alanda farklı çalışmalara katılıyor ve görev alıyoruz.
En geniş tanımıyla “yaratıcı endüstriler” diye bilinen Kendini hayatın içinde güncelleyen Gastronomiyi gıda, yemek, iklim değişikliği, siyaset ve toplumsal tarih, sürdürülebilirlik, kültür, din, savaş ve barışın dışında değerlendirmek mümkün mü ?
Gastronomi gerçekten bu kadar etkili bir faktör mü?
Peki bunun ne kadar farkındayız?
Global Gastro Ekonomi Zirvesinde üçüncü kez gastronominin ekosistemini farklı disiplinlerde gündeme taşıyoruz. Biliyor ve inanıyoruz ki; Gastronomi Her Yerdedir.
Bu yıl 25 Mart 2020 günü Lütfi Kırdar Kongre merkezinde gerçekleşecek olan Global Gastro Ekonomi Zirvesinden bazı başlıklar…
Çok kültürlü dünya düzeninde mutfak diplomasisinin yeni yeri;
Mutfak Diplomasisi

Sam Chapple – Sokol | Araştırmacı ve Yazar
‘’Ben bir diplomasi aracı olarak gıdanın rolüne odaklanıyorum ve buna mutfak diplomasisi diyorum.’’
Mutfak diplomasisi kavramı, kültürler arası uzaklıkların yakınlaşması, etkileşimi ve kaynaşması için bir araçtır. Farklı kazanımlarda kendini gösteren kamu ve kültürel diplomasinin güçlü bir parçası olarak konumlanan ve ulus markalaşmasında stratejik önemi olan bu kavramı Güneydoğu Asya ülkelerinin tanıtım kampanyalarında, Beyaz Saray’ın sağlıklı ve iyi beslenmeye teşvik eden stratejik kurgusunda görebiliriz.
Beyaz Saray pasta şefliğinden, Jose Andres ile sosyal projelere uzanan yolculuğunda Sam Chapple – Sokol kavramlar ve yeni diplomatik ilişkiler üzerine ilk kez Türkiye Mutfak Kültürü tanıtımına farklı bir bakış getiriyor.
Geleneği Güncellemek !

Leonor Espinosa | Şef – Kolombiya
‘Gastronomi, sosyal savunmasızlığı azaltan, yerel ekonomileri iyileştiren ve yerel kimlikleri güçlendirebilen bir geliştirme motorudur’.
Kurucusu olduğu Funleo vakfı ile şef Leonor Espinosa ve kızı Laura Hernández, gastronomi turizminin tanıtımından, ürünlerin ticarileştirilmesine kadar bir çok alternatiflerle Kolombiya kırsalının gelirini artırmak için kamu ve özel kuruluşlarla işbirliği içinde geliştirdiği modelleri bizlerle paylaşıyor.
50 Best tarafından, Latin Amerika’nın En İyi Kadın Şefi seçilen ve Basque Culinary Prize’ın sahibi olan Leonor Espinosa öncülüğünde Kolombiya, gastronomi sahnesinde dikkatleri üzerine çekmeye başladı. Kolombiya’nın gelişimini misyon edinen tecrübeli şef, Bogota’da bulunan restoranı Leo dışında, ülkesinin kırsal topluluklarında taahhüt ettiği kalkınma projeleri ile oldukça yankı buldu.
Basque Culinary Prize’dan aldığı yaklaşık 100.000 dolarlık para ödülünü de, kendi kurduğu sosyal değişim platformu ‘FUNLEO’ için kullanan Espinosa, gastronomiyi kullanarak çevresel ve toplumsal bir fark yaratmak istiyor.
FUNLEO’yu, Kolombiya kültürlerinin ve mutfak geleneklerinin, kültürel miraslarına dayanarak güçlendirilmesine ve yayılması için çalışmalar yürüten bir organizasyon. Açlıkla mücadele, gençlik kampları, tüketici bilinçlendirme ve üreticilere destek fonu yaratma gibi faaliyetler, Espinosa’nın çalışmalarından yalnızca birkaçı. “Kolombiya mutfağını tanıtmak ve oyuncularını güçlendirmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz” diyen Espinosa, Leo’nun hemen ardından bir süre önce, ikinci restoranı Misia’yı da hayata geçirdi.
Kolombiya Şaraplarında ki çıkışı LEO’nun sommelieri Laura Hernandez Espinosa birlikte anlatacak.
Türkiye’de sosyal gastronomi konusunda çalışan ve iki yıl üst üste Basque Culinary Center tarafından dünyanın en iyi 10 şefinden biri olarak seçilen Ebru Baybara Demir’in sunumu ile Leonor Espinosa ve Laura Hernandez Espinosa Zirve sahnesinde…
Sürdürülebilir Yeni Protein Kaynakları Tasarımı

Katherina Unger / Endüstri Tasarımcısı
Hangisini seçersin ? Tavuklu, Etli, Sebzeli ya da Böcekli ?
Böcekler ve yosunlar, birçok Uzakdoğu ülkesinde temel besin kaynağı olarak tüketilirken bizim için neredeyse ‘imkansız’ bir seçenek mi ?
Bir gün bu soruyla karşılacağımız gerçeği bizi düşündürmeli mi ?
Hong Kong’da yaşamaya başladıktan sonra gıdaya bakış açısı değişen Katharina Unger, insanlar için sağlıklı bir dünya için sürdürülebilirlik kaygısıyla 2015 yılında LIVIN FARMS’ı kurdu. Dünyayı beslemek için alternatif proteinler üretmek amacıyla böcek yetiştiren sistemler geliştiriyor.
Gastronomi Şehirleri birbirine bağlanıyor ve herkes için gastronomik ilgi alanlarına dönüşüyor !
Pierre Sanner | Directeur de la Mission française du patrimoine et des cultures alimentaires.
“Gastronomi mirasının geliştirilmesi ve geleceğe aktarılması ulusal ve uluslararası boyutta çok disiplinli bir kültürel alan oluşturulmasıdır.’’
‘Fransız Gastronomik Yemeğinin’ Unesco tarafından Kültürel Miras olarak tescillenmesi ile yetinmeyen Pierre Sanner Gastronomi Şehirleri Rotasını genişleterek bu şehirlerde gastronomik deneyim ve eğitim alanları oluşturuyor. Sadece turizm amaçlı değil üstelik; gıda ve deneyim meraklıları, araştırmacılar, tasarımcılar, üreticiler, çocuklar ve öğretmenler, sanatçılar, yabancı öğrenciler ve elbette gezginler için…
Gastronomi Şehirleri Rotası kurgusunda Dijon, Tours, Bordaux, Lyon ve Paris-Rungis ilk kez gastronomik miras olarak konumlandırılıyor ve UNESCO tarafından onaylanan yönetim planı, eğitim, dokümantasyon ve araştırma çalışmaları yoluyla iletişimi teşvik etmeyi ve büyük ulusal kültürel etkinliklere entegrasyonu amaçlayan eylemlerin uygulanması yönünde çalışmalar yapıyor.
Gelişen F&B sektörü ile değişen Gayrimenkul Dünyasında yeni iş birlikleri

Gamze Cizreli | Big Chefs kurucu ve ortak
Jonathan Dougty | Global Head of Foodservice, Leisure and Placemaking at ECE.
Restoran endüstrisi büyüyor ve yeni yatırımlarda belirleyici bir unsur olarak öne çıkıyor. Teknolojinin modern evrimi, tüketici davranışları ve insanların yaşam tarzı gastronomik yatırımlar için büyük fırsatlar sunuyor. Bu anlayışta oluşan yeni iş birliklerini başarılı girişimci ve Turyid Başkan Yardımcısı ve Big Chefs Kurucusu Gamze Cizreli ve Jonathan Dougty’den (Global Head of Foodservice, Leisure & Placemaking) dinleyeceksiniz.
Londra’da Yeni Türk Mutfağı

Bill Knot | Food and Drink Writer
Selin Kiazım | Şef, OKLAVA Shoreditch – KYSERİ Fitzrovia
Civan Er | Şef, Yeni Lokanta Soho
Londralıların zihninde gece yemeği Kebaptan öteye geçemeyen Türk Mutfağı iki genç şefin ustalıklı yorumu kalplerde yeni bir yer açıyor.
Kıbrıs kökenli şef Selin Kiazım Oklava ve Kyseri ile menüsünde köfteden katmere uzanan geniş bir seçki sunuyor. Civan Er ise Soho’ Yeni Lokanta’da sade ve köklü mutfak anlayışı ile yarattığı mantısı ile konuşuluyor.
Bill Knott Financial Times How to Spend It köşesinde yeme içme dünyasını tüm çeşitliliği ile yazıyor.
Londra’da parlayan yeni Türk mutfağının gururu hepimizin.

Neşe Aksoy Biber & Berrin Bal Onur
Türk Peynirlerinin Sınır Tanımaz Yolculuğunda Anadolu’dan sofralara gelen süreci ve profesyonel yaklaşımın beraberinde gelen başarıyı aktarıyor.
Yatırımcılar için yeni iş birlikleri ve stratejiler !
STEFAN BREG | Group Strategy Director at Keane
Dubai restoran sahnesinin hızlı büyümesi ve gelişmesinin arkasındaki fenomeni, Pazarın Londra, Avrupa şehirleri ve Bangkok gibi Güneydoğu Asya şehirleri ile farklı bir şekilde nasıl büyüdüğünü ve son 60 yılda küresel restoran sahnesinin sosyolojik değişimini gündeme taşıyor.
FURİO BATTELİNİ | Enologo e Direttore Tecnico presso Agraria Riva del Garda
Agraria Riva del Garda Şarap ve Zeytinyağ üretiminde en üst kalitede üretim yapan 1000 çiftçi ile birlikte tarımsal ve teknik gelişimden, ürününün toplanmasına kadar her aşamada destek üreten bir kooperatiftir. Bugün dünyadaki en tanınmış zeytinyağı şirketleri arasında bu kooperatifin yer almasının arkasındaki çalışmaları ve yaklaşık otuz yabancı ülkeye ihracat yapma sebeplerini genel müdür Furio Battelini’den dinleyeceğiz.
Furio Battelini’yi Gamberi Rosso editörülerinden Mamma Mia ve Üzümler ve İnsanlar kitaplarının yazarı Elvan Uysal Takdim ediyor.
Bu yazılar ilginizi çekebilir
Genel
Cevizli Sucuktan Churchkhela’ya
Cevizli sucuk, orcik veya köme… Kafkaslardan Anadolu’ya uzanan bu tatlı mirasın, orijinal adıyla Churchkhela’nın kökenlerine iniyoruz.
Published
5 gün agoon
31 Mart 2026By
lezzet
Kış aylarının ve yöresel pazarların vazgeçilmezi olan, iplere dizilmiş o büyüleyici tatlıyı hepimiz biliriz. Türkiye’de “cevizli sucuk”, “orcik” veya “köme” olarak adlandırdığımız bu lezzetin kökleri, aslında sınırların çok ötesine, Kafkasya’nın bereketli bağlarına uzanıyor. Gürcistan’da Churchkhela (Çurçhela) ismiyle bilinen ve Gürcü mutfağının en değerli miraslarından biri kabul edilen bu tatlı, üzüm şırası ve cevizin mükemmel uyumuyla yüzyıllardır sofraları süslüyor.
Churchkhela Nedir ve Nasıl Yapılır?
Gürcistan kökenli olan Churchkhela, temelde ipe dizilmiş ceviz veya fındıkların, badagi adı verilen koyulaştırılmış üzüm suyuna ve un karışımına defalarca batırılıp kurutulmasıyla elde ediliyor. Geleneksel olarak sonbaharda, bağ bozumu döneminde yapılan bu tatlı, kış ayları boyunca enerji vermesi amacıyla tüketiliyor.
Besin değerinin yüksek olması ve uzun süre bozulmadan saklanabilmesi nedeniyle, tarih boyunca sadece bir atıştırmalık değil; aynı zamanda çobanlar, tüccarlar ve hatta askerler için bir tür “doğal enerji barı” görevi görmüş. Günümüzde ise Tiflis sokaklarında, rengarenk salkımlar halinde sallanan Churchkhela’ları görmek, Kafkas gastronomisinin ne kadar canlı olduğunun en net kanıtıdır.
Anadolu’daki Kuzeni: Cevizli Sucuk, Orcik ve Köme
Bu kadim tarif, İpek Yolu ve bölgesel ticaret sayesinde Kafkaslardan Anadolu’ya taşınmış. Anadolu coğrafyasında, üzüm yerine dut pekmezi veya nar suyu gibi farklı yerel malzemelerle zenginleşerek kendi kimliğini bulmuş. Elazığ yöresinde orcik, Gümüşhane’de ise köme adını alırken, temel teknik aynı kalmış: Kuruyemişleri ipe dizmek ve meyve şırasıyla kaplamak.
Bugün hem Türkiye’de hem de Gürcistan’da geleneksel üretim yöntemleri korunurken, modern şefler ve restoranlar bu lezzeti fine-dining tabaklarına taşımaya başladı bile. Doğal şeker, yüksek lif ve sağlıklı yağlar içeren yapısı, “işlenmemiş gıda” (clean eating) trendinin yükseldiği 2026 dünyasında bu tatlıyı yeniden spot ışıklarının altına alıyor.
Sık Sorulan Sorular
Churchkhela ile cevizli sucuk arasındaki fark nedir?
Temel yapım teknikleri aynıdır. Ancak orijinal Gürcü Churchkhela’sı çoğunlukla saf üzüm şırası ve buğday/mısır unuyla yapılırken, Türkiye’deki cevizli sucuk versiyonlarında dut, keçiboynuzu pekmezi ve nişasta da yaygın olarak kullanılır.
Churchkhela nasıl saklanmalı?
Serin, kuru ve doğrudan güneş ışığı almayan bir yerde, ideal olarak bez bir torba içerisinde saklanmalıdır. Buzdolabına konulması sertleşmesine neden olabilir.
Cevizli sucuk sağlıklı mı?
Evet, içerdiği kuruyemişler sayesinde sağlıklı yağlar ve protein, meyve özü sayesinde de doğal enerji kaynağıdır. Ancak yüksek kalorili olduğu için porsiyon kontrolü ile tüketilmelidir.
???? Kaynak: Guardian Food & Yerel Gastronomi Tarihi Çalışmaları | 31 Mart 2026
Genel
Alinea Las Vegas’ta: Batı Macerası
Grant Achatz’ın efsanevi Alinea restoranı, 20. yıl kutlamaları kapsamında Las Vegas Bellagio’da özel bir culinary residency ile sahne alıyor.
Published
5 gün agoon
31 Mart 2026By
lezzet
Chicago’nun efsanevi restoranı Alinea, 20. yıldönümünü kutlarken tarihinin en cesur adımını atıyor: Şef Grant Achatz liderliğinde hazırlanan özel bir mutfak residency projesiyle Las Vegas’ın en prestijli adreslerinden Bellagio’ya konuk oluyor. 16 Nisan–31 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleşecek bu altı haftalık pop-up, yalnızca bir ziyaret değil; ince yemek dünyasının evrimi hakkında derin bir manifesto niteliği taşıyor.
20 Yılın Birikimini Şeritle Taşımak
2005 yılında Chicago’nun Lincoln Park semtinde kapılarını açan Alinea, kısa sürede dünyanın en yenilikçi restoranları arasına girdi. Grant Achatz’ın avangard yaklaşımı —yemeği sahneleme biçimi olarak düşünmek, sofrayı teatral bir deneyime dönüştürmek— gastronomi dünyasında bir paradigma değişikliğine yol açtı. 2011’den 2024’e kadar Michelin’in üç yıldızını koruyan restoran, 2025’te iki yıldızla değerlendirilmeye devam ediyor. Ancak Alinea’nın etkisi hiçbir zaman sadece kendi şehriyle sınırlı kalmadı.
20. yıl kutlamaları kapsamında hazırlanan Las Vegas residency, Achatz’ın kendi ifadesiyle “Alinea’yı kaldırıp başka bir yere taşımak” değil; Chicago’daki özün başka bir coğrafyada yeni anlam kazanmasına izin vermek. Bellagio’nun ikonik Michael Mina restoranı, bu süre zarfında tamamen Alinea ekibine devredilecek.
Las Vegas: Gastronomi Deneyciliğinin Yeni Kalesi
Las Vegas’ın bugün fine dining için ne anlama geldiğini anlamak, bu residency’yi doğru değerlendirmek açısından kritik. Onlarca yıl boyunca “büyük şef franchise’ları” şehri olan Vegas —Gordon Ramsay, Joël Robuchon, Wolfgang Puck— artık çok daha özgün ve deneysel bir platforma dönüşüyor. Bellagio’nun ev sahipliği yaptığı bu tür iş birlikleri, Strip’i gerçek gastronomi meraklıları için de çekim merkezi haline getiriyor.
Las Vegas Weekly’nin aktardığına göre, Bellagio’nun Michael Mina mekânı, Alinea’nın altı haftalık “gastronomik büyüsüne” ev sahipliği yapacak. Achatz ve ekibi, Chicago’daki salonlarında sunduklarının birebir kopyasını değil; Vegas enerjisine ve coğrafyasına özel olarak tasarlanmış yeni bir tasting menu sergileyecek.
Grant Achatz: Sahne Yönetmeni Kadar Şef
Grant Achatz, gastronomi tarihinde nadir görülen türden bir figür. 2007’de dil kanseriyle mücadelesi —tat alma duyusunu geçici olarak yitirip ardından şefliğe geri dönmesi— sadece kişisel bir zafer hikâyesi değil; aynı zamanda yaratıcılığın bedensel sınırlarla nasıl yüzleştiğini gösteren bir ders. O tarihten bu yana Achatz, pek çok şefin yolunu çizdi.
Restoranın misafirlerine verdiği deneyim çok boyutlu. Bir akşam Alinea’da yemek yemek; masanın ortasında bir sanat eserinin doğuşunu izlemek, kokuların, renklerin ve dokuların bir “bütün”e dönüştüğü süreci yaşamak demek. Las Vegas versiyonunda da bu “büyük an” anlayışı korunacak. Achatz, “Bizim için en Vegas anı, tüm salonun aynı anda dönüşüm yaşadığı andır” diyor. “Cesur, hafifçe küstah ama aynı zamanda hassas bir yemek ya da sürpriz.”
Residency Modeli: Fine Dining’in Geleceği mi?
Alinea’nın bu hamlesini özellikle ilgi çekici kılan şey, “residency” modelinin son yıllarda gastronomi dünyasında kazandığı ivme. Müzisyenlerin turnelerinden, sanatçıların geçici enstalasyonlarından ilham alan bu yaklaşım, bir restoranın sabit adresinin ötesinde seyahat edebileceğini, deneyimin mekândan bağımsızlaşabileceğini gösteriyor.
Noma (Kopenhag) geçici pop-up’larıyla bu modelin öncüsü oldu. Tokyo, Tulum ve Melbourne’a taşınan Noma, her seferinde o coğrafyanın hammaddelerini ve kültürünü özümseyerek yeni bir şey yarattı. Alinea’nın Vegas hamlesi de benzer bir felsefeyi taşıyor; ancak bu sefer hedef kitle biraz daha geniş, sahne biraz daha büyük ve belki de biraz daha küstah.
2024 yılında Alinea Group’un yeni bir ortaklıkla büyümesi ve Grant Achatz’ın ulusal görünürlüğünün artırılması yönündeki kararlılık, bu residency’yi salt bir yıldönümü kutlamasının ötesine taşıyor. Bu, Alinea’nın yeni döneminin de başlangıcı sayılabilir.
Türk Gözüyle Bir Not: Deneyimsel Gastronomi Yolculukları
Türkiye’de giderek artan sayıda gastronomi turizmi meraklısı, bu tür “sınırlı süreli” deneyimleri bilet alarak planlamaya başladı. New York, Tokyo, Kopenhag… ve şimdi Las Vegas. Nisan-Mayıs 2026 arasında Amerika’ya seyahat planlayan okurlarımız için bu residency, gerçekten kaçırılmayacak bir fırsat. Tasting menu fiyatları ve rezervasyon bilgileri için Bellagio’nun resmi sitesi ve Alinea’nın rezervasyon platformu Tock yakından takip edilmeli.
Sık Sorulan Sorular
Alinea Las Vegas residency ne zaman ve nerede gerçekleşiyor?
Alinea’nın Las Vegas residency’si 16 Nisan–31 Mayıs 2026 tarihleri arasında Bellagio Resort & Casino’nun Michael Mina restoranında gerçekleşiyor. Altı haftalık bu özel pop-up, Alinea’nın 20. yıl kutlamalarının bir parçası.
Grant Achatz kimdir ve neden önemlidir?
Grant Achatz, Chicago merkezli Alinea restoranının şef ve ortak sahibidir. Moleküler gastronomi ve deneyimsel yemek anlayışıyla dünya çapında tanınan Achatz, dil kanseri teşhisine rağmen kariyerine devam etmesiyle ilham veren bir figür haline geldi. Alinea, 2011–2024 yılları arasında Michelin’in üç yıldızını taşıdı.
Residency modeli nedir, neden popüler oluyor?
Residency modeli, bir restoranın ya da şefin belirli bir süre için farklı bir mekânda yemek sunması anlamına geliyor. Noma’nın dünya turlarıyla öne çıkan bu yaklaşım, fine dining deneyimini coğrafi sınırların ötesine taşırken her seferinde o mekâna özgü yeni yaratımlar ortaya koyuyor. Gastronomi turizmiyle birleşince ciddi bir çekim gücü oluşturuyor.
Genel
Noma L.A.: Gölgeli Vitrinde Ne Var?
René Redzepi’nin Noma restoranı LA’da aktivist protestolarıyla karşılandı. Fine dining’in parlak vitrini arkasında çalışan hakları tartışması büyüyor.
Published
6 gün agoon
31 Mart 2026By
lezzet
Los Angeles, 2026 yılının Mart ayında gastronominin en tartışmalı sahnelerinden birine ev sahipliği yaptı. Dünyanın en iyi restoranı unvanını defalarca kazanmış Noma, Kopenhag’daki kalıcı mekânını kapatmasının ardından bu kez pop-up formatıyla Güney Kalifornia’ya geldi. Peki karşılama ne oldu? Kırmızı halı değil; döviz tutan aktivistler ve elinde “Adil Ücret, Adil Mutfak” yazılı pankartlar taşıyan mutfak çalışanları.
Noma Neden Los Angeles’ta?
René Redzepi, 2023 yılı sonunda Noma’nın kalıcı olarak kapanacağını duyurduğunda gastronomi dünyası şoke oldu. Ancak Redzepi sessiz kalmadı; Noma’yı sabit bir mekândan bağımsız bir “gastronomi stüdyosu”na dönüştüreceğini açıkladı. Bu vizyon kapsamında Tokyo, New York ve şimdi Los Angeles gibi şehirlerde sınırlı süreli pop-up’lar düzenlemek hedefleniyor.
LA seçimi tesadüf değil. Şehrin hızla gelişen gastronomi sahnesi, Pasifik Rim’e yakınlığı ve zengin bir müşteri tabanı, Noma gibi markaların doğal hedefi. Kişi başı birkaç yüz dolar tutarındaki tadım menüleri için bilet satışa çıktığında dakikalar içinde tükendi. Ama restoranın önündeki sokak bambaşka bir manzara sunuyordu.
Protestolar: Mutfak Kapısının Arkasındaki Gerçek
Restaurant Opportunities Center (ROC) ve çeşitli işçi sendikalarından oluşan gruplar, Noma pop-up’ının açılış günü restoranın önünde toplandı. Talepleri netti: fine dining dünyasında süregelen stajyer sömürüsüne, aşırı çalışma saatlerine ve yetersiz ücretlere son verilmesi.
Noma’nın geçmişi bu tartışmadan bağımsız değil. Yıllar içinde pek çok eski stajyer ve çalışan, mutfaktaki toksik kültürü, ücretsiz ya da sembolik ücretle çalışmayı ve psikolojik baskıyı kamuoyuyla paylaştı. Redzepi 2023’te bu konuda kamuoyu önünde özür dilemişti; ancak eleştirmenler bu özrün yapısal bir değişimi değil, bir halkla ilişkiler adımını temsil ettiğini savundu.
LA protestoları bu tartışmayı yeniden alevlendirdi. “En iyi restoran” unvanı ve göz alıcı sunum, acı bir soruyu beraberinde getiriyor: Bu mükemmellik kimin bedeli üzerine inşa ediliyor?
Fine Dining’in İki Yüzü
Fine dining, gastronomiyi bir sanat formu olarak sunar. Yemek artık sadece beslenme değil; estetik, hikâye, emek ve yaratıcılığın buluştuğu bir deneyim. Noma bu anlayışın zirvesini temsil ediyor. Çiğ deniz ürünleri, ormanlardan toplanmış otlar, aylar süren fermentasyon süreçleri… Her tabak, aylarca süren araştırmanın ürünü.
Ama bu mükemmelliğin karanlık bir bedeli var. Fine dining mutfaklarında “stagaire” adı verilen stajyer sistemi, sektörün gizli yakıtı gibi işliyor. Dünyaca ünlü mutfaklarda çalışma deneyimi kazanmak isteyen genç aşçılar, çoğu zaman karşılıksız ya da son derece düşük ücretle çalışmayı kabul ediyor. Redzepi’nin özrü sonrasında Noma’nın bu uygulamayı sonlandırdığı açıklandı; ancak sektörün genelinde sorun varlığını sürdürüyor.
Fine dining’de rock star şef devri üzerine yazdığımız yazıda da değindiğimiz gibi, ünlü şeflerin küresel turneleri ve pop-up kültürü giderek yaygınlaşıyor. Ancak bu trendin arkasında çalışanların koşulları konuşulmaya başlanıyor.
Redzepi’nin Mirası: Deha mı, Sorun mu?
René Redzepi, hiç kuşkusuz modern gastronominin en etkili isimlerinden biri. Noma, yüzyıllardır göz ardı edilen İskandinav malzemelerini dünya sahnesine taşıdı. Yosunlar, böcekler, çürümüş meyveler… “Bu yenir mi?” sorusunu “Neden yenmez?” sorusuna dönüştürdü. Pek çok genç şef için Noma mutfağında çalışmak, mesleki bir mertebe ifadesiydi.
Ama iyi niyetli bir devrimcinin bile sistem içindeki yapısal sorunları görmezden gelebileceği tartışması gündemdeki yerini koruyor. Michelin yıldızının şaşırtıcı tarihini incelerken gördük: Gastronomi otoritesi, çoğu zaman çalışan haklarından bağımsız bir söylemle inşa ediliyor.
Bu Bize Ne Anlatıyor? Türk Mutfak Kültüründe Çalışan Hakları
Noma protestoları yalnızca Danimarkalı bir restoranın hikâyesi değil. Dünyanın her yerindeki, Türkiye dahil, mutfak çalışanlarının sesini yansıtıyor.
Türk restoran sektörü son yıllarda ciddi bir büyüme yaşadı. İstanbul, Michelin rehberine girdi; dünya çapında tanınan şefler çıkardı; gastronomi turizmi ivme kazandı. Ama bu parlak vitrin arkasında benzer sorular var: Aşçılar adil ücret alıyor mu? Çalışma saatleri insancıl mı? Genç yetenekler “deneyim” adına sömürülüyor mu?
Türkiye’de mutfak çalışanlarını kapsayan özel bir iş kolu düzenlemesi yok. Restoranlar, küçük işletme olarak tanımlandığında iş güvencesi ve sosyal haklar yetersiz kalabiliyor. Genç aşçılar için “staj” ya da “yardımcılık” dönemleri, yasal düzenleme olmaksızın sürebiliyor.
Dünyada yükselen ses, Türkiye’de de bir farkındalık yaratıyor. Bazı şefler ve restoran sahipleri, çalışan refahına dair daha sorumlu politikalar benimsemeye başlıyor. Ama bu dönüşüm için bilinçli bir toplumsal talebe ihtiyaç var.
Sonuç: Mükemmellik Kimin Tanımı?
Noma’nın LA pop-up’ı, gastronomi dünyasının derin bir kırılma noktasını görünür kıldı. “En iyi” olmak ne anlama geliyor? Sadece tabaktaki yemek mi, yoksa o tabağı yaratan insanların refahı da hesaba katılmalı mı?
Aktivistlerin sesi yankılanmaya devam ederken, fine dining sektörünün bu soruları ciddiye alması gerekiyor. Belki de gerçek mükemmellik; sadece üç Michelin yıldızında değil, mutfak çalışanlarına gösterilen saygıda gizlidir.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
Noma Los Angeles pop-up’ı neden protesto edildi?
Mutfak çalışanları ve aktivistler, Noma’nın geçmişte ücretsiz ya da düşük ücretle stajyer çalıştırdığı iddialarını ve fine dining sektöründeki genel çalışan hakları sorunlarını protesto etmek için toplandı. Restaurant Opportunities Center gibi örgütler adil ücret ve çalışma koşulları talep etti.
René Redzepi stajyer meselesi hakkında ne dedi?
Redzepi, 2023 yılında stajyerlere yönelik kötü muameleye dair kamuoyu önünde özür diledi ve Noma’nın uygulamalarını değiştireceğini açıkladı. Ancak eleştirmenler bu adımın yeterli olmadığını ve sektörün genelinde yapısal değişim gerektiğini vurguluyor.
Fine dining stajyer sistemi nasıl işliyor?
“Stagaire” adı verilen sistemde genç aşçılar, ünlü mutfaklarda deneyim kazanmak amacıyla karşılıksız ya da çok düşük ücretle çalışabiliyor. Bu uygulama Avrupa ve Amerika’da yasal tartışmaların konusu olmuş; bazı ülkelerde düzenlemeler getirilmiş olsa da sektörde hâlâ yaygın.
Türkiye’de mutfak çalışanlarının hakları nasıl?
Türkiye’de mutfak çalışanları genel iş hukuku kapsamında yer alıyor, ancak sektöre özgü düzenlemeler yetersiz. Uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve sosyal güvence eksikliği yaygın sorunlar arasında. Gastronomi sektörünün büyümesiyle birlikte bu alanda farkındalık da artmaya başlıyor.
